Bir yanda doyumsuz kahkahalarla gülen,
Bir yanda gözünün yaşını açlıkla silen…
Böylesi bir dünyada bu hafta ki yazımı;
Bize ya Allah’a RAM olmuş bir kul
Ya da İblis’ in vesvese ve fısıltılarına kanarak
AZAN bir şeytan olma fırsatı sunan
Ramazan ayına ve İnsanların acılarına
ortak olmak adına Oruç’a ayırmak istedim.
Bu yüzden Ramazan ayını ve Oruç’u,
Kişisel boyutundan çok özellikle
Toplumsal ve sosyolojik açıdan değerlendirmek…
İnsanlığa Aç ve Muhtaç şu İnsanoğlu…
Bu Ramazan ayında;
Tamahı yüzünden…
Dünyevi ve maddi doyumsuzluğunu…
Kendini hep aç görerek,
Muhtaçlık kisvesine bürünerek dilencilik yapacağına…
Dünyevi değil,
Manevi muhtaçlık ve açlığını doyursun öncelikle…
Mal, Para, Meta dilenciliği değil,
Paylaşım, Merhamet, Sevgi ve Adalet cömertliği yapabilmeli ve yapmalı…
On bir Ay’ın Sultanından,
On bir Ay’ın intikamını alırcasına…
Oruçlu geçirdiği bu bir ayı,
Aç ve Muhtaç kişileri düşünmeden…
Sınırsız, Çılgın ve Kudurganlıkla
“Sultanlara layık” anlayışlarla
İhtişam ve Zevk şaheseri sofralar kurarak,
Açlığını giderme derdi yerine,
Bir kuru Ekmek dahi olsa bunu paylaşmak…
Yurdumun, Dünyamın insanını hatırlamak…
O zaman; Oruç nedir derseniz? Oruç:
Aç ve Yoksunken,
Toplumla paylaşabilmek, sabredebilmek,
Sevecen ve içten bir tebessüm verebilmektir.
Bitap ve Yorgunken,
Canla başla topluma yardım edebilmek,
Kendi canı yerine başka hayatlar kurtarabilmektir.
Zengin ve Tokken,
İnsanı, Nefsinden ve sevdiklerinden öne koyabilmek…
Tokken aç olmak değil, açken tok olabilmektir.
Açken iftar’ la bedenini değil,
İftihar’ la ruhunu doyuran bir taamdır.
Bize zengin bir hayat değil,
Gönül zenginliği lazım gelir ki:
Açken tok olabilelim…
Tüm gayret ve hedefimiz bedensel ve zihinsel
Bir oruçla, cenneti kazanma derdi iken…
İnanın.
Ne açlığımız ne de tokluğumuzdur değer bulan.
Değer bulan ve değerli olan;
Doğru bakış ve doğru davranışımızdır.
Velhasıl kelam,
Sözlerin eylem ve pratiğe dönüştüğü,
İftarların iftiharlara dönüştürülmediği
Fakat dönüştüğü bir dünya umuduyla…
Hayırlı Ramazanlar
Yorumlar