YUMURTLAMAYI MARİFET SAYMAK

“Ya Rabbi. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin?” Araf 155

Gece fazla yazı yazınca, sabah aydınlığını alıyor gözlerim.

Az uyumama rağmen hiç ummadığım kadar mükemmel bir uykuyla, bir kuş hafifliğiyle kalktım yatağımdan.

Onca düşünüp duruyorum ne yazayım diye? Ama sonra nasıl oluyorsa, hiç düşünmediğim bir şeyi yazmaktayken buluyorum kendimi…

Böyle bir ruh-i hali içerisinde, fikir dünyasında gezinirken ”Niyet ettim Allah rızası için yazı yazmaya” diye tekbir getirerek yazı yazmaya oturdum bilgisayarımın başına…

Ne yazayım derken aklıma şu hikâye geldi;

Adamın biri, sıkıntılı bir halde eve doğru gelirken yolda bir yumurta bulmuş. Yumurta elinde evin kapısını çalar. Kapıyı Karısı açar ve elindeki bir yumurtayı görünce meraktan, görgüsüzce; “O elindeki yumurtayı nereden buldun” diye sormuş.

Hayatın getirdiği bunca stres ve sıkıntı yanında Karısının bu düşüncesizliğine dayanamayan koca sinirli bir şekilde; ”Ben yumurtladım.” demiş.

Bunu duyan ev sahibi dedikoducu Kadın, üstündeki yükü sırtından atmaya çalışan huysuz eşek misali, duyduğu bu lafı yaymak için hemen komşusuna lafı abartarak ve üstüne eklemede bulunarak seslenir;

“Komşu duydun mu? Kocam 2 yumurta yumurtlamış.” der.

Yalanı alışkanlık, hayat tarzı haline getirmiş, Bilgi yerine magazin ve dedikoduyu kültür edinmiş bir toplumun bir ferdi olan Komşu da duyduğu bu lafın üzerine bire bin ekleyerek ve abartarak bunu yaymış.

Böylece Laf; Benzine kibrit çalmak gibi her şeyi yerle bir ederek ülke geneline, o zamanın sarayına kadar yayılarak Padişahının kulağına 1 iken 99 yumurta olarak ulaşır.

Bilginin ucuz, sözün yalan, dedikodunun para ettiği, Bilginin güç ve kibirle zehirlendiği ve soytarıların değer gördüğü toplumun bir ferdi olan Padişah ta; Bu adamın bulunarak bir an önce huzuruna getirilmesini ve meselenin iç yüzünü öğrenme gayesinden çok merakını gidermenin derdiyle askerlerine ferman çıkartarak emir verir.

“Ben anlamaz merkez anlar.” biat anlayışında sorgulamayan bir düşünceyle hareket eden Kulun kulları askerler, adamı bulup apar – topar alıp, Padişahın huzuruna getirirler. Üretilen dedikoduyu bilgi gören ve böylesi bir bilgiyi sorgulama gereği görmeyen bilge Padişah; “Duydum ki sen 100 yumurta yumurtlamışsın. Bu nasıl olmuş hele anlat bakalım.” demiş.

Sıkıntılı bir halde iken karısının yaptığı görgüsüzlüğü karşı, bir anlık öfkeyle söylediği sözün neye mal olduğunu, ne kadar arttığını ve nereye kadar gittiğini duyan adam, her şeyi olduğu gibi, gerçekleri anlatarak Padişah’a;

“Padişahım. Biliyorum ki bu laf size geldiğinde

bile 99 yumurta olarak geldi ama sizde bu toplumun ahlakı ile hareket ederek, bu boyutlara geleceğini düşünmeden ve tahayyül etmeden eklemede bulunarak 99’ u 100 ettiniz. İşte bütün mesele budur.” der.

Kendisinin de katkıda bulunarak olayın bu şekilde cereyan ettiğine kanaat getirdiyse de, Halkın ahlakı ile ahlaklanan ve adaleti güce göre tartan bir anlayışla hareket eden Padişah bu sefer de;

Mağrur ve mahcup bir şekilde,

Mekzup bir toplumun mağduru ve mazlumu olan bu mahrumu, mahpusa mahkûm eder.

Yalnızlık zindanlarına matruk bırakarak ateşlerde mahruk eder.

Böylesi bir dünyadan veya böylesi bir toplumdan kurtulmanın tek yolu;

Söze değil, Öz’e dönmekle mümkündür.