Yılbaşı

Bir yıl daha bitti. Zaman su misali akıp gidiyor. Dünyaya geldiğimiz gün başlayan ömür sermayesi, her gün biraz daha sona doğru yani ahirete doğru hızla yaklaşıyor. Peki biz ne yapıyoruz? Yılsonu geldi ve hemen hepimiz geçirdiğimiz bir yılın hesabını/muhasebesini yapıyoruz. Hesap kitap işleri; son bir yılda ne kazandım, ne kaybettim, nerde hata yaptım, nerde zarar ettim, yaptığım en karlı iş ne idi? Diye devam eder. Devlete olan maliye borçlarımızın hesabını yaparız, hatta çoğumuz muhasebecimize ‘bu sene vergiyi az göster, parayı az kazandık, işte ev-araba-yazlık aldık, kışlık aldık, oğlan evlendirdik, kız gelin ettik ya da oğlana ev-araba aldık’ şeklinde onlarca mazeret sayarız. Peki hiç düşündük mü, bu geçici hanın, bu üç günlük dünyanın bu denli ayrıntılı ve de çıkarımıza uygun olarak hesabını yaparken ebedi hayatın yani ahiretin hesabını yaptık mı? diye. Bu geçici dünyanın hesabını Allah’ın çizdiği sınırlar nispetinde yapmak elbette ki gerekli ama ahiret hesabını unutacak kadar bu dünyanın hesabına dalıyoruz çoğunlukla. Neden? Çünkü ahiret bize uzak duruyor. Unutmayalım ki mezarlıklarda her yaştan insan var ve kimsenin yarın için garantisi yok. Maalesef bunu bildiğimiz halde yine de bildiğimizden geri kalmıyoruz. Oysa bu dünyanın varlığı ve gerçekliği nasıl ise ahiret de o kadar mevcut ve bizi bekliyor. Biz bu dünyaya kalmaya gelmedik, geçmişten bu güne kalan da yok. Ömrümüz hitama erdiğinde bu dünyada kalamayacaksak bütün enerjimizi buraya harcamaya değer mi? Hani şair diyor ya; “Geride kalan hoş bir seda imiş.” Yani er ya da geç öleceğiz, arkanızdan ne denmesini istersiniz? Ya ‘iyi adamdı, Allah rahmet eylesin’ denilecek ya da ‘öldü de millet kurtuldu’ denilecek. Veyahut ‘zulmettiğiniz sizin zulmünüzden kurtuldu’ denecek. Gelin dostlar, hesabını verebileceğimiz bir hayatı yaşamaya gayret edelim. Yoksa sonumuz Rabbimizin Bakara Suresi 16. ayette belirttiği gibi olur: “Onlar hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar, bu yüzden ticaretleri onlara kar sağlamadı; zira onlar doğru yolda giden kimseler değillerdi.” Evet dostlar vahiy ilgilenenleri ilgilendirir yani iman edenleri. İlgilenmeyenlerin yeri bellidir (onların yeri ateştir). Bunu Kuran’ın birçok ayetinde görürsünüz. Bu arada siz yılbaşını değil de Mekke’nin fethini kutlayın inşallah. En azından ben öyle yapacağım. Herhalde ikisi de aynı gün.

Selam ve dua talebiyle.