YERYÜZÜNÜN SERMAYESİ; İNSAN

Düşünüyorum…Oturuyorum… Kalkıyorum… Yatıyorum… Dönüyorum…
Yine hep aynı noktaya varıyorum.
Dikkat ettim. Bilinçli veya iradesiz, köşe yazılarımda satırlarıma hep bir insan profili, teması düşüyor…
Belki bıktırmış ve usandırmış olabilirim ama özür dileyerek içtenlikle belirtmek isterim ki:
Bir damla değersiz Su’dan yaratılan,
Yağ parçasıyla Gören, Et parçasıyla Konuşan,Bir kemikle İşiten ve Bir delikle teneffüs eden İnsanın; Yeryüzünün en değerli sermayesi olduğunu düşündüğüm içindir ısrar/tekrarım.
“Sermayesi buz olan bu kula acıyın.” diye seslenen buz satıcısının bağırması gibi,İnsanda buz misali bu kısacık,AN’lık ömründe eriyip gitmeden kazanılmalı ve kazanabilmeli…
Eridiğinde de hayatlara can suyu olup yeşerebilmeli ve yeşertebilmelidir.
Bu âlemde yaşayabileceğimiz başka bir dünya olmadığı gibi, Yaşamını, hayatlara çevirebileceğimiz başka bir canlı da yok maalesef, İnsandan başka…
Çünkü insan; Sevgi, adalet, merhamet, saygı gibi güzellikleri sinesinde barındırabilen ve bunu bütünleştirebilen bir candır.
Sonuç: Hayatın merkezi, kendisi ve varlığı toplumların vazgeçilmezidir.
Ben’de bu varlığın bir parçasıyım sonuçta.
Donanımlı bir cennet olan şu dünya;
İnsanlığıyla, insan olması için bahşedildi bu insanlığa…
Evet. Hepimiz insan olarak doğduk bu hayata, ama önemli olan insan kalabilmek olmalı gaye.
Bu yüzden Yeryüzünün tek sermayesi İnsanın,Umutlu ve mutlu bir hayat yaşayabilmesi için bir emeğin gerekliliğine inanıyorum.
Toprağa can veren Yağmur…
Gemileri yürüten engin dalga…misali
İnsan; Sevgiyi, saygıyı, adalet ve merhameti sinesinde barındırabilen bir sema ve bunu Akıl ve İradesi ile bütünleştirip güzelleştiren bir seda olmalıdır.
İçinde yaşam ve hayat için gerekli tüm değerler bulunan bir madenle yoğrulmuş, şekillendirilmiş ve beşer elbisesi giydirilmiş varlığın tarifidir kısacası İnsan…
Tüm bu donanımlarla,cevherlerle yüklü insan,Ya değer ve cevheriyle verimli topraklarda yeşerip hayat bulacak ve daha da büyüyerek, hayallerinde yaşattığı cennetlere ulaşacaktır.
Ya da çorak topraklarda solup heba olacak ve kâbuslarına mal edip, kendine yakıştırmadığı cehennemi yaşayacaktır.
İşte İnsan tüm bu değerlerin yanında, birde
zamanla tutkuya dönüşerek değer bulanduygu denilen bir yığından ibarettir aslında.
Bu duygulardır; Doğru veya yanlış arzularla insan varlığındadoğan…
Kısacası; Duygular değer, değerler alışkanlık haline gelince, İnsan karakterinin portresini çizer hayata böylece ve vazgeçilmez olur.
Tıpkı; Kölenin kölelikten, Hür’ün özgürlüğünden, ölüm pahasına da olsa vazgeçmemesi gibi.
Hani bir laf vardır. ”Can çıkar, huy çıkmaz diye”
Demek ki; İnadına inadına sevmek…
Böyle bir şey olsa gerek…
İnsanı; Yaratan’dan dolayı çok seviyorum.
Çünkü, Yeryüzünün en büyük ve en güzel sermayesi olduğunu düşünüyorum.
Tutarsızca ve taassubi değil…
Doğrulukta, kararlılık anlamı ile yüklü karakteristik tutkulardır,
İnsanıdeğerli, güzel ve sermaye kılan…
Sermayenin farkında olanlara selam olsun.