YARANIN İYİLEŞME SÜRECİ

YARANIN İYİLEŞME  SÜRECİ
03 Şubat 2021 Çarşamba - 1482 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

Bazen saçma sapan bir şey yapar, abuk sabuk davranırsak, bunun açığa çıkmasından çekinir, suçluluk duyarız.
Bir de hiçbir yarası olmadığı halde ha bire, durmadan gocunanlarda vardır,
Onlara da çok alıngan ya da paranoya deriz. Kimi durumlarda hepimiz bunu yaparız…
Yaralayanda gocunmamalıdır bu arada, bilmiyordur belki de…
Yaralanan ne yapmalı peki?
Yara bandı vardır hani küçük yaralar için, paketler halinde satılır…
Bazen insanın yaralanası gelir, o yapışkan kâğıdı sıyırma anı için…
Elbette bu işin şakası yoktur.
Ama bazen de şakalaşma sonucu oluşur bazı yaralanmalar!
Kediyle oynarken suratı çizmesi gibi…
Hayvanlar yara bandı kullanmaz,
o bölgeyi yalar sadece…
Bizde bazen dudağımızın kenarındaki minik bir yarayı falan yalayabiliriz, hatta orayı ıslatır, pembeliğini gidermeye çalışırız…
Birde merhemler vardır bazı yaralara ilaç olurlar, alırsınız, sürersiniz.
Fakat bu sürme işlemi bir süreç meselesidir!
Sürüp beklemeli ne olacağına bakmalıyız.
Bir günde kapanmaz hemen.
Koca bir tüp merhem bile olsa, Dur şunun hepsini sürelimde geçsin hemen diyemeyiz.
Çünkü biliyoruz ki;
Zaman birçok şeyin en iyi ilacıdır.
Bu merhem de eczanelerde falan satılmaz. Teşhisini kendin yapar, reçeteyi de kendin yazarsın kafana göre…
Bazı yaraların merhemleri için kutunun üstünde günde iki kere falan yazar.
Zaman denen ilacın formülü de aynıdır.
Günde sadece iki kere bile düşünüp sorgulayabilsek aynı şeyi…
Üşenip unutmazsak bunu yapmayı, bir iyileşme süresi söz konusu olabilir.
Elbette abartı doz aşımına yol açar.
Yani kafayı takma durumuna geçersek, doğal süreci unutmuş oluruz yine.
Zaten zamana bırakma denen şeyde
“Tamam bırakıyorum! Ne olacaksa olsun.” gibi bir bırakma değildir.
Daha dengeli ve sakin bir terk ediş söz konusudur.
Gördüğünüz gibi her şeyin bir zamanı var.
Bir de aynı anda olan yara ve bere vardır.
Yan yanadırlar, birbiriyle yakın ilintilidirler…
Bere daha küçük ve biraz silik olandır.
Bere kabuğu, yara kabuğu gibi kopartılmaz, çünkü pek bir kabuğu falan da yoktur.
Yara sürece bağlı tedavi gerektirirken, bere için süreç yeterli olmaktadır.
Daha hoş şeylerden bahsetmek gerekirse,
Hiç yaralanmayan karakterler vardır mesela…
Çizgi denir bunlara!
Bir çizgi filmde kafalarına piyano bile düşse yaralanmazlar yinede…
Sadece o uzun komik şiş çıkar tepelerinde…
Bu durumda arkadaşı gelir dev bir çekiçle falan vurur oraya, şişi indirir!
Öbürü hiç gocunmaz bu durumdan…
Gider daha abuk sabuk şeyler yapar.
Pek bir iz kalmaz geride…
Çünkü hayatı düz bir çizgiden ibaret olanlarda yara ve sonucu iz olmaz.
Yaraların en ilginç tarafı da budur belki de, bazen iz bırakmaları gerekir.
Evet; Ruh denen o çok hassas dokudaki yaralanmalar, zamanla kapanabilir ama geçmişe ait bir şeyler kalabilir yinede orda…
Burada gocunmak denen şeyin yerine, pişmanlık geçebilir belki.
Ha bire pişman olmakta bir kabuğu kurcalamak gibidir…
Deşersiniz durduk yerde…
Haftada, ayda bir iki kere belli saatlerde pişman olmak yeterli olur belki…
Olması gereken de bu aslında…
Çünkü “Hayatta hiç bir şeyden pişman olmadım.” diyenler…
Bir gün bunu söylediklerine pişman olabilirler!

Yorumlar kapatıldı.

 
PAZARCIK HAVADİS GAZETESİ
İnce Ofset ve Matbaacılık www.pazarcikhavadis.com
Şehit Nurettin Ademoğlu Mah. pazarcikhavadisgazetesi@hotmail.com
Prof.Dr. Faruk Özer Cad. No:77 pazarcikhavadis@gmail.com
Pazarcık/Kahramanmaraş info@pazarcikhavadis.com
TEL: 0 344 311 48 85
TEL: 0 536 201 05 94 Köşe yazılarında sorumluluk yazı sahibine aittir.