UYANMAK YENİDEN DİRİLMEKTİR (ZİBİLLİKTE YETİŞEN BEYAZ GÜL)

Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize katından bir yardım eden yolla” diyen kadınlar, çocuklar ve zayıf bırakılmış erkekler adına savaşmıyorsunuz? Nisa 75
Prensip olarak gündeme takılmayı sevmeyen biri olarak bu defa gündem beni zorladığından gündemle ilgili yazma gerekliliğini hissettim.
Sözlerime bir hikâye ile başlamak istiyorum.
Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan Kedi ’den kurtulmak için planlar yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez. En sonunda genç bir fare Kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve böylece kaçabilecekler. Bu öneri kediler tarafından alkışlarla onaylanır.
Bu arada bir köşe de sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirterek “Fakat” der.
“Kedinin boynuna çanı kim asacak?”
Son zamanlarda ülkem ve dünyada yaşanan bunca oyun, terör, vahşet ve kaos karşısında kendi iç ve sanal dünyalarında, rüzgardan izole edilmiş kapalı kapılar ardında, masalar üzerine kurulu bilgisayarlarının başında, klavye şövalyeliği yapanlara; artık başlarını masalarından kaldırıp gözlerini, dış dünyaya açılan ve gerçek hayatta esen fırtına ve rüzgarlara karşı direnip ayakta kalabilmek mücadelesine katılma zamanı gelmedi mi? diye sormak istiyorum.
Sapla samanın birbirine karıştığı ve G.Antep‘ te 50 masum insanımın vahşice katledildiği böylesi bir ortamda/ zamanda aklıselim davranmak,
Üst aklın oyuncağı ve uşağı olan terörün yıldırma, tefrika oluşturma ve korku algısına kapılmadan, bu oyunlarını bozacak bir cesaretle ortaya çıkma zamanı geldiğini düşünüyorum.
Uyuyan aslanı uyandırmak için her türlü gürültüyü yapan çakal sürüleri maalesef kendi sonlarını hazırladıklarını bilmiyor / görmüyorlar.
Üst aklın söylemleri ile Aslanının üstüne üşüşen çığırtkanlar; Aslan ayağa kalktığında nasıl al-aşağı edilip devrileceklerini ve kaçacak yer arayacaklarını unutmuş veya akılsızlıklarından bunu görmeyecek kadar kör de olmuşlardır.
Şer odaklarına seslenmek istiyorum.
Sakın ola ki bu milletle oyun oynayarak sabrını zorlamayın. Bu millet ayağa kalkarsa inanın kedinin boynuna çan asmakla kalmayacak.
Sizi o kalın boynunuzdan asarak, şiş göbeğinizi deşerek bağırsaklarınızı dışarı dökecektir.
Benden söylemesi…
Elbette ki; Ürünle çöpü birbirinden ayırabilmek için bir rüzgâra ihtiyaç vardır ama sert esen rüzgârın ve ardından gelen fırtınanın her şeyi nasıl yıkıp yok edeceğini de iyi hesap ederek bu yaşananlar karşısında nasıl durmak gerekir? Ne yapmalı? Nasıl yapmalıyız?… diye doğru değerlendirme yapmalıyız.

Beyazların içinde siyahların ayyuka ya çıktığı bir dünyada; zor olanı, siyahların içinde beyaz değil bembeyaz kalabilmekle ve Tembelliğimizin adı olan mehdiyi beklemek yerine mehdi olmayı kabullenmekle, ancak başarı elde edebiliriz.

Mehdi olmaya namzet olmazsak inanın;

Korkudan Hamile kadınların çocuğunu düşürdüğü, Çocukların ihtiyarladığı ve sarhoş olmadığı halde insanların sarhoş olduğunu gördüğümüz bu zamanda; zamane Deccalları Ye’cuç ve Me’cuç ordularıyla, bizleri bedeni ölümlerden çok; ruhi ve manevi ölümlerle işgal edip, siyak öküzdeki beyaz kıl nispetinde olan bizleri öldürmeye devam edeceklerdir.

Yeni bir uyanışa uyanma umuduyla…