ÜRÜYEN İTE KARŞI YÜRÜYEN MİLLET.

Siz O’na yardım etmezseniz, Allah O’na yardım etmiştir. Hani kâfirler ikiden biri olarak O’nu yurdundan çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: “Üzülme, elbette Allah bizimle beraberdir.” Böylece Allah O’na ‘huzur ve güvenlik duygusunu’ indirmişti, O’nu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkâr edenlerin de kelimesini alçaltmıştı. Oysa Allah’ın kelimesi, yüce olandır. Tevbe 40

Bugün; Şu yürekte o kadar yoğun duygular yaşıyorum ki ne kelimeler kifayet ediyor anlatmaya ne sayfalar yetiyor yazmaya…

Ne diyeyim şaşırdım “Selam size ey kutlu davanın kutlu neferleri, selam size..

Ey zilleti ve zulme ayaklar altına “Darbeye darbe” yaparak alan halkım.

Ey küçüğüyle büyüğüyle, kadınıyla erkeğiyle beni mahcup edip eli öpülesiler..

Duruşu ile beni onurlandıran fedakâr bir o kadar da cefakâr şerefli milletim… Övgülerim size.

15 Temmuz’la başlayan ve hala devam eden; Dış güçlerin emirleri ile hareket eden, vatanımıza ve milletimize kasteden hain darbe girişimci illete karşı canını ortaya koyarak meydanları kendine mesken edinip bunu tüm dünya müstekbirlerine ve ülkemin hainlerinin kurşun ve tanklarına karşı dik durarak gösteren bu milletimi anladım ki asla ama asla yıkılmaz.

Nice ihanetlere rağmen, bu milleti yıkmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.

Sınıfta kalan dünya her gün sınav verirken; Soğukkanlı ve aklıyla hareket eden bu millet; Yüreğiyle bugün sınav vermekte ve aklıyla değil deliliği ile sınavı kazanma yarışında… Unutmayalım ki; destanlar akılla değil yürekle kazanılır. Bugün akıllı değil biraz deli olacağız.

Çünkü akıl tedbirlerin, delilik sevdaların peşine düşer. Bugün bize, sevda lazım. Aşk lazım.

Tıpkı; Nemrut’un İbrahim peygamberi ateşte yakılacağını duyan karınca gibi.

Hani karınca İbrahim peygamber mancınıkla tam ateşe atılacağı sırada ağzında küçücük bir damla su ile boyu göklere varan cehennem ateşine doğru koşa koşa gidiyormuş.

Gökte uçan ve gagasında ateşe atmak üzere bir dal parçası taşıyan bir karga onun bu telaşını görüp sormuş hemen; “Bu acelen nedir karınca, nereye böyle?” der.

Karınca “Duymadın mı?

Nemrut, İbrahim’i ateşe atacakmış.

Ben de ateşi söndürme gidiyorum.” demiş.

Bu sözleri duyan karga kendini tutamayarak kahkahalara boğulmuş.

Sonra karga sormuş “Peki, sen şu ateşe dönüp baktın mı hiç?

Senin bir damla suyun ona ne yapabilir ki?”.

Su taşıyan karınca; “Olsun” demiş.

“Hiç olmazsa safım belli olur!”

Akıl da; Entelektüel geçinen, kendini milletten soyutlamış, uyuşmuş beyin ve çürümüş bedenlere sahip ileri zekâlı alçak ve hain darbeci ve darbe sevdalılarının olsun.

Atını şaha kaldırmış, tozu dumana katan atlı misali; zalimlere, hainlere ve darbe sevdalılarına korku salan ve meydan okuyan bu milleti gördüğümde “işte budur” dediğim bir özlemle birbirine yardım eden, zorluklara ve zulümlere karşı inanç zırhını giymiş, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayan bir duruşla Allah’tan razı olmuş, Allah’ın da razı olduğu bir ümmet bilincine sahip “Dosta güven düşmana korku veren” topluluk olma yolunda ilerlerken “Gevşemeyin, üzülmeyin Eğer iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.” ayet ışığıyla güç bulan bu millete selam olsun.

90’lı yıllarda hasret ve özlem içerisinde yazdığım bir şiirimdeki bu dörtlüğü bugün bana yaşatan ve bununla gelecek nesillerimize ve çocuklarımıza böylesi bir miras bırakan milletime ve şehitlerimize şükran ve dualarımla “Nöbete devam” diyerek sözümü bitiriyorum.

Sözüm yok benim tarihiyle avunanlara.

Övgülerim duruşuyla tarih yazanlara.

Hakaretimse rezaleti yaşam sayanlara.

Ne mutlu! Ölümle hayat bulanlara.