UMUT VE HAYALLER 1

Ben;
Doğulu Çocuk…
Güneydoğunun delikanlısı…
Türkiye’min kederli yaşlısı…
Umutsuz Coğrafyamın ihtiyarı…
Kokuşmuş Dünyanın Yük Hamisi…
Neler gördüm… Neler duydum…
Neler yaşadım… Neler hissettim…
Ve neler yaşamıyorum ki; şu ömürde…

Yalnızlığa itilmenin yalnızlık hançerini…
Yüreğimin en sessiz ve derin köşesine, saplayarak banaumutsuzluk ve yalnızlık acısını hissettiren, yaşatan sen ey dünya;
Ne ağırmışsın be gülüm…
Gökkuşağının tüm renklerini ve tonlarınısinesinde barındıran bukalemun gibirengârenk şu dünyanın;
Renkleri nakşedildi şu zavallı yüreğime…

Umutsuz karanlığın koyu rengi siyahında…
Saflığın ve temizliğin beyazında…
Huzurun ve refahın yeşilinde…
Kanın,savaşın ve kavganın kırmızısında… Sonsuzluğun ve özgürlüğün mavisinde…
Sıcaklığın ve dostluğun sarısında…
Tüm renklerde… Kendimi arıyorum…

Yaşadığı dünyayı;
Beyazı, yeşili ve mavisi ile cennetlere çevirebilecek kudrete sahip iken ben…
Hayatı kırmızı ve siyahla, kör çukurların tenhalarında cehenneme çeviren yine ben.
Kendimi yorgun ve yaşlı hissediyorum…
Biliyorum fiziksel olarak bedenim, yılların getirdiği yıpranmışlıkla yaşlanıyor.
Ruhumun ve kalbimin bunca fedakârlıklarına rağmen, benden olan ama,
Yeri geldi mi; Bir Melek…
Şartlar değişti mi; Şeytan…
Ortama göre; Bukalemun…’a dönüşen veruhunu İblise satmış beşer denilen mahlûkatlardan gördüklerim, çektiklerimdir asıl beni ihtiyarlatan; Yani kısacası; Umutsuzluklarımdır beni ihtiyarlatan…
Tüm bunlara rağmen, hayallerimdir beni hayatta hala ayakta tutan…

Düşlerimin umuda ait olduğu bir anda, birden bire, beden kabına sığmayan hayallerimde, umutlarım parladı…
Bana uzak yüreğime yakın umutlarım kalbime sonsuz bir huzur, sevinç veriyordu.
Güzelin ve iyiliğin ruhuma nakşettiği ve
ömrüm boyunca tatmadığım bu duygu;
Aşk mihrabındaki yangının kızıl alevleri gibi bahtsız kalbimi yaktı, kavurdu…

Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların kanı, ruhumda kaynayan bu coşkun heyecanı, sevgiye dair umutlarımı ve ümitlerimi söndürmeye yetmeyecek biliyorum.
Şu anda aklımın ucuna bile getiremediğim hayallerimi yazmakla meşgulüm.
Arada bir gökyüzüne bakıyor ve rengini denize veren gökyüzünün maviliğine döküyorum içimi…

An geliyor, okyanusların zifiri karanlık dehlizlerinden yanıt beklerken;
Kalbimin içini dışına çevirip, içinde ne var ne yok hepsini umut pazarında satılığa çıkarmış…
İnci boncuk hesabı her şeyi bir bir ortalığa dökmüş hayallerime…
Satır aralarının derinliğinde bir hayat yaşatan birrüyada buluyorum kendimi…
Sen, Ey Sonsuzluk kıskacından yüzünü sakınan bana, hayatın anlamını öğreten ve umutlarıma anlam katanHayallerim…
Siz benim ‘GERÇEĞİM”siniz.