TUT BİZİ ORUÇ

Oruç bizi nasıl tutacak ki? Ancak biz orucu hakkını vererek tutarsak o zaman oruç bizi tutacaktır. Gelin beraberce yüce kitabımız Kuran’dan nasıl oruç tutarsak oruçun bizi tutacağını öğrenelim. İşte birinci ayetimiz;

“Siz ey iman edenler! Oruç tıpkı sizden öncekilere olduğu gibi size de yazıldı; belki bu sayede takvaya erersiniz.” (Bakara 2:183) Burdan şu anlaşılıyor; oruç sadece bize farz kılınmış bir ibadet değil, hem zaten Yahudi ve Hıristiyanlara baktığımız zaman bunu görüyoruz. Sanırım Yahudilerde orucu bizim gibi Ramazan ayında tutuyorlar. Ama bizim gibi değil kırpa kırpa bir kuşa benzetememişler ama şirazesinden çıkarmışlar. Ne diyor ‘takvaya eresiniz’ yani takvalı olmanız için orucu hakkını vererek tutun. Peki nasıl tutacağız orucu? Sahurla iftar arasında aç kalarak mı? Evet belirtilen bu saatlerde birşey yemeyeçeğiz içmeyeceğiz. Peki sadece bunu yaparsak yalnızca midemize oruç tutturmuş olmaz mıyız? Ya gözümüz, ya dilimiz… Midemizi boş bırakınca oruç tumuş olur muyuz?Midemizi boş bıraktığımız da tartışılır. Resmi araştırmalara göre bir öğün yediğimizde aldığımız kaloriyle on iki saat odun kırarsanız ancak o kaloriyi eritebiliyoruz. Böyle olursa tok, açın halinden nasıl anlayacak? O zaman az yiyeceğiz, hele şölenlere dönüşen ziyafet sofralarından mümkün olduğu kadar uzak kalacağız ki midemize oruç tutturabilelim. Zaten o ziyafet sofralarında israf olan gıdalara bilmem bir şey demeye gerek var mı?

Gelelim takva boyutuna.. İşte ikinci ayetimiz; “Mü’min erkeklere söyle, bakışlarını (yasak) olandan çevirsinler ve iffetlerini korusunlar; tertemiz kalabilmeleri için en uygun davranış şekli budur. Unutmasınlar ki Allah, ortaya koydukları her bir şeyden haberdardır.” (Nûr-24:30). Evet sadece erkeklere değil işte hanımefendilere de; “Mü’min kadınlara da söyle, bakışlarını (yasak) olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar, cazibe ve güzelliklerini, bunlardan görünen kısımlar dışında, (kamuya) açmasınlar…” (Nûr-24:31). Evet bu ayetlerden anlaşılıyor ki gözlerimize de oruç tutturacağız. Bakışlarımızı kontrol altında tutacağız. Peki sadece midemize ve gözümüze mi oruç tutturacağız? Tabi ki hayır, işte bir başka ayet daha: “…Ve eğer insanlardan herhangi birine rastlarsan, o zaman da (işaret yoluyla) de ki: Ben O Sınırsız merhamet sahibine oruç adadım: dolayısıyla bu gün insanlardan hiç kimseyle konuşmayacağım!” (Meryem 19:26). Belki Hz. Meryem gibi susma oruçu tutmayacağız ama en azından birazcık dilimize sahip olacağız. Rabbimizin bize öğütlediği gibi; “Onlar ki, yararsız her şeyden yüz çevirirler.” (Mü’minûn 23:3). Akşama kadar ne kadar da boş şeylerle uğraşıyoruz değil mi? Kimseyi dinlemeyecek miyiz? Elbette hem dinleyeceğiz hem de konuşacağız. Peki ölçü ne olacak? Onuda Rabbimiz bize öğütlüyor: “O kullar ki, sözün tamamını dinlerler ve en güzeline uyarlar: İşte Allah’ın kendilerine doğru yolu gösterdiği kimseler bunlardır; ve işte onlar, akletme yetilerini kamil manada kullananlardır.” (Zümer 39:18). Sanırım biraz birşeyler anladık ve öğrendik. Eğer bu öğrendiklerimizi hayata geçirip yaşamazzak ne olur işte buyurun cevabı: “(Tevrat’ı taşıma sorumluluğu kendilerine verilip de sorumluluğunun gereğini yerine getirmeyenlerin durumu, kitaplar yüklenmiş (fakat sırtındakinin değerinden bihaber olan) eşeğin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan toplumun temsil ettiği şey ne kötüdür! Ve Allah zalim bir topluma rehberliğini bahşetmez.”(Cum’a 62:5). Ayetin başına Tevrat kelimesi yerine Kuran’ı koyun ve okuyun. Allah korusun..

Rabbim tuttuğumuz ve tutacağımız oruçlarımızı kabul etsin. En güzeli üzerinden bizleri ödüllendirsin inşallah. Selam ve dua talebiyle.