TAKVA ELBİSESİ TAKVA ELBİSESİ

Ey Âdemoğulları! Size utanç (çirkin) yerlerinizi örtecek, elbise ve bir de süs elbisesi indirdik. Takva elbisesi ise bunlardan daha hayırlıdır.
Bu, Allah’ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp düşünürler. Araf 26
”Ağızdan çıkan söz, yaydan fırlayan oka benzer” sözüne binaen bin düşünüp bir karar vermek titizliğinde, kimseyi rencide etmeyi düşünmeyen tek derdi hakkı ve hakikati haykıran bir anlayışla inanıyorum ki; Hayatta ki doğrular yanlışları götürür. Vazgeçemeyeceğin doğruların olmalı ki yanlışlardan vazgeçebilesin.
Dışarıdan bakılınca umursamaz, kendini beğenmiş, ukala, boş yaşayan biri olarak gösterebilirler sizi, bırakalım öyle olsun, öyle desinler; birileri bu yüzden suçlayacaksa sizi bırakın suçlasın. Eğer biri çıkıp da neden böyle diyorsun diye tavır alıp, dışlayıp, gidiyorsa yolu açık olsun deyip bırakın gitsin.
Şu an insanlık şehevi arzu ve isteklerinin esiri olmuş ve Allah’ın kendilerini yarattığı o tertemiz fıtrattan bütünüyle sıyrılmış vaziyete; cinsellik, beğenilmek arzusu, fuhuş ve çirkefliğin bataklığına düşmüş maalesef. Ömer Hayyam’ ın
“Bir elde Kur’an. Bir el’ de Şarap.
Ne tam Müslümanız, nede tam Kâfir.”
sözünü dün olduğundan daha fazla, bugün yaşayan bizler “Ey Âdemoğulları! Çirkin yerlerini kendilerine göstermek için Şeytan Ebeveyninizi Cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de saptırmasın, çünkü o ve kabilesi sizi sizin kendilerini göremeyeceğiniz cihetten görürler. “ ayetince Kadın/Erkek zaaflarımızın sonucu kendimizce haklı mazeretler uydurarak nefsimizin esiri olup “Bizi Allah ile kandırmaya kalkışan” Şeytanın peşinden uçurumlara doğru sürüklenerek, sonu ölüm olan bilinmez yollara mı gidiyoruz?
“Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. Çirkin bir iş işledikleri vakit, “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?”
Düne kadar, elde edemediğimiz makam, özgürlük ve dünya malına bugün ulaşınca “görmemişler” gibi, hırsla, intikam alırcasına nefsin şeytanı yönünden etkilenip, yaptığımız hayâsızlık, edepsizlik, çirkinlik ve fuhşiyata mazeretler uydurarak ve Allah’a iftirada bulunarak çirkinliklerimizi süsleyerek münafıklığımızı mı gizliyoruz? Şunu iyi bilelim ki; “Allah sinelerimizde gizlediklerimizi de bilendir.”
Ders almamışlar için tekerrürden ibaret olan tarihten; nasiplenmemişler gibi davranan,
Şeytan, nefis ve şeytanın dostlarının ellerinde, yerden yere çalınan oyuncaklara dönen bizlerin adı Müslüman mı yoksa?
“İşte Onlar, Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Bir de kendilerinin hidayet üzere olduklarını sanırlar.”
Haya ve Edep gibi mükemmel bir fıtrata sahip olan insan, Fıtratı gereği ayıp ve çirkin yerlerini örtüp, bedenini süsleyeceği yerde;
Fuhşa ve zinaya davetiye çıkarırcasına (Allah’la alay edercesine) çirkin yerlerini güzel gösterme adına her türlü çirkefliği sergilemekten utanmadan bu giyim ve davranış ahlakını dinin hicabı gereği olarak gösterme cihetine gidiyor utanmadan.
Müslüman aşikar zinadan sakındığı gibi, vücudunun çirkin yerlerini örten elbiselerine dikkat etmediği, fuhşa yol bulan gözleri haramdan sakındıran edep ve havayı yüreğinde solumadığı ve örteceği ziynetleri makyajla allayıp pullamaktan vazgeçmediği müddetçe; Takva elbisesini giymekten bahsetmek mi? Beyhude.
Bilmez mi ki; Hicap/Tesettür demek haya /edep demektir. Edep demek takva demektir?
Bu bilinçte; Erkeğimize ve özellikle kadınlarımıza, Takva elbisesine bürünmeyi sen nasip et Allah’ım.