SÖZE DEĞİL ÖZE DÖNÜŞ

Değişimle özdeşleşen kalbi sinesinde barındıran kök anlamı nisyan (unutma) olan insanın, hayatındaki problemlerin en önemli sebeplerden birisi; Düşünmeden hareket etmek ve hiç hareket etmeden sadece düşünmesidir.

Hepinizin bildiği gibi, Yezid’in ordusundan bir asker Kabe’yi tavaf ederken üstüne konan bir sineğin verdiği rahatsızlıktan dolayı eliyle sineğe vurarak onu öldürür ve Kabe tavafında bir sineğin kanını akıtmanın derdiyle bir Müslümana bu durumun hükmünü telaşla sorunca;

Müslüman bu duruma, hayretler içinde kalarak şöyle der; “Allah’ın Resulü’nün öpmeye doymadığı torunu Hüseyin’in başını kesip, mübarek kanını akıtmakta bir beis görmeyen sizler! Üstünüze konan sineğin akan kanının tasasına mı düştünüz?”

Şu anda kimse kusura bakmasın durumumuz bu

Düşünmeden hareket etmenin sonuçları bunlar… Milyonlarca insanın özellikle müslümanın alçakça katledildiği bir coğrafya da; Namazda el bağlama, sakal bırakma, yüzük takma… vs hükümlerle kafa yorduğumuz kadar, akan bu ümmetin kanı için hiç düşünüp tasalandık mı acaba?

İnsanlık bilhassa Müslümanlar bizden maddi-manevi her türlü yardım beklerken biz ellerimizi açmış dualar mı ediyoruz yoksa?

Ya da işlerimiz çok ta işlerimizi bitirinceye kadar mühlet mi istiyoruz? Ama ne yapalım?

Bekle bizi Ey İnsanlık,Umutsuzluğa düşmeden…

Bekle bizi Ey Müslüman geliyoruz…

Faizli kredilerle aldığımız ev ve arabalarımızın taksitleri bir bitsin… Geliyoruz…

Sabah namazına kalkabilirsek, geleceğiz…

5 vakit namazı bir kılabilsek gelmek kolay olacak.. Ümmet bir uyanabilse geleceğiz…

Dünyadan bir vazgeçebilirsek geleceğiz…

İçimizdeki dünya sevgisini yenebilirsek…

Evet! İşte O zaman;

Ey Müslüman… Bekle bizi… Geleceğiz.

Heyhat …ki ne heyhat… Sanki bilmiyormuş gibi; Hiçbir şey, Müslüman kanının dökülmesini önlemekten daha değerli değildir.

Sanki bilmiyor muyuz? Bir eğlence ve oyundan ibaret olan dünya işlerinin bitmeyeceğini?

İşte dünyanın oyuncağı olan insan, düşünmeden hayatın peşinden şuursuzca sürüklenirse sonucu bu olur. Yani anlayacağınız “Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.”

Ya da elit ve entelektüel dediğimiz okumuş, öyle düşünürlerimiz var ki; onlarda akıl satar, nasihat üretir, hatta hayatlar kurar, devletler yıkarlar da… Yalnız hareket meleikelerini ve uzuvlarını kaybettiklerinden tüm işleri; düşünmeyen, düşünemeyen zavallılara bu işleri görev adedecek kadar da zekilerde… Her ne hikmetse yinede, bundan sonuç alamazlar, alamadılar da.

Dünyanın birçok ülkesinde; bunca yaşananları gördüğü halde düşünmeyen birisi, düşünüpte hareket etmeyen yazarın birine soruyor:

“İslami açıdan Müslümanların rahat bir ortamda yaşamalarına yönelik gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz? diye.

Cevap: ” Müslümanlar çok daha fazla rahata kavuştular. Seküler oldular. Dünyevî oldular ve İslâmî şuuru kaybettiler. Çok imam hatip açılıyor, çok ilahiyat fakültesi açılıyor, ama insanlar Kur’ân’da ve din kitaplarından öğrettiğimiz İslâm’a bağlılıktan uzaklaştılar. Dünyaya daldıkça dini unuttular. Müslümanlar seküler olunca güzel evler yaptılar, güzel bahçeler aldılar, lüks arabalar aldılar, ama hiç biri kitap almıyor, kitap okumaz oldular. Müslümanların dinlerini öğrenmeleri lâzım. Bugün Müslüman gençliği, futbolcuları tanıdıkları kadar sahabeyi tanımıyorlar. Peygamberi tanımıyorlar, onun mücadelesini bilmiyorlar. Kur’ân’ı bilmiyorlar. Böyle olunca da tamamen dünyevî bir hayat geçiriyorlar.” diye hareket etmeden şikayet ediyor düşünmeyenleri…

Geliniz bu ihtilaflardan ve bu dünya sevgisinden kaynaklanan gaflet yerine, ittifaklarımız üzerinden özümüze dönelim ve küfrün karşısında tek ses,

Zulmün karşısında tek yürek, olalım ve insanlık için adaleti sağlayalım

Yani Özümüze dönelim. Dönelim mi?.