SEVGİLİ ÖĞRETMENİM

Sevin, sevinilecek bir şey varsa. Üzül, üzülecek bir şey varsa. Çünkü bu, evet çünkü bu senin eserin.

Geçtiğimiz günlerde 24 Kasım öğretmenler günü kutlandı. Öncelikle tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlar başarılar dilerim. Zira bu günlerimizi öğretmenlerimize borçluyuz. Her insan ömür boyu hem öğretmen hem öğrencidir. Mesela sizin hiç unutmadığınız öğretmeniniz var mı? Ben burada kendi hayatımdan iki örnek vereceğim; biri olumlu, biri olumsuz. Çnce olumsuz olanı söyleyelim. İlkokul üçünçü sınıfa giderken bir öğretmenimiz vardı. Ya da öğretmenlik sınavını kazanmış, öğretmen olarak atanmış birisi. Hemen hemen her gün sınıfa gelir, ‘çocuklar bu gün birden bine kadar yazın ya da binden geriye doğru birer birer yazın’ der ve kendisi masasında uykuya dalardı. Sonra öğrendim ki; sabaha kadar kumar oynar, uykusunu da sınıfta alırmış. Böyle öğretmen olur mu? Şimdi de olumlu olanı anlatayım. Hadi ismini de zikredeyim, Bilal Bilgen. Bizimle öyle bir ilgilenirdi ki inanın hiç unutmuyorum. Ben özellikle talebeliğin ilk üç yılının çok ama çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü çocuk anne ve babasından kopuyor, hayatta başkalarının da olduğunu görüyor ve o gördüğü öğretmenine öyle bağlanıyor ki… İsterseniz bir sorun en çok kimi sevdiğini. İnanın sorduğunuzda eğer öğretmen iyi bir şekilde görevini yapıyorsa en çok öğretmenini sevdiğini söyleyecektir. Tüm nesiller öğretmenlerimizin eseridir. Peki böylesine değerli bir alan boş mu bırakılmalıdır? Bence bu iş parayla ya da maddi kazanç karşılığı yapılacak bir iş değil. Ne diyor sevgili Peygamberimiz: “işi ehline verin.” Evet, öğretmen sınavlarına bir de liyakat soruları eklenmeli. Mesela bakıyorsunuz -Allah rahmet eylesin- Sebahattin Zaim Hoca’ya, Osman Yüksel Serdengeçti’ye, Necip Fazıl’a… Örnekler çoğaltılabilir tabii ki. Bir öğretmen işini iyi yaparsa dünyayı değiştirebilir. Kolay mı Peki? Belki zor ama imkansız değil. Çünkü Allah Resul’ünün örnekliği ortada; yirmi üç yıl gibi bir sürede, mesela temizlik amacıyla en az su kullanan toplumu en çok su kullanan toplum haline getirmiştir. Ya da dünyanın en ahlaksız toplumunu en ahlaklı, en erdemli toplumu haline getirmiştir. Mesela bir örnek verelim: Resulullah bir krala elçi göndermişti. Kral elçinin geleceğini duyunca etrafındakilere ‘sarayı öyle bir süsleyin ki elçi o görkem ve şaşaadan ne söyleyeceğini unutsun’ demiş. Ama Resulullah’ın elçisi saraya girmiş, gösterişe hiç takılmadan söyleyeceğini söylemiştir. Kral bu olaya şaşırmış ve sormuştu elçiye; ‘sen ne iş yaparsın?’ Elçi, ‘ben deve çobanıyım efendim’ demiştir. Kral, ‘Vay be! Eğer deve çobanı böyleyse seni elçi olarak gönderen nasıldır acaba? (yani seni yetiştiren öğretmen).’ Evet, ancak insan kendisinden öncekilerin izini takip eder. Tabi kendisinden öncekiler iz bırakmışsa. Ben bu geçirmiş olduğumuz öğretmenler günü münasebetiyle öğretmenlerimizin bir çoğunun bu sancıyla iz bırakacağını umuyor ve düşünüyorum. Ben tekrar öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyor geride taktire şayan bir iz bırakmalarını yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Selam ve dua ile kalbinizin sahibine emanet olun.