ŞEHADETİN ŞAHİDİ

Müminlerin içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice Erler vardır ki; Kimileri sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir.

Kimileri de beklemektedir. Onlar sözlerini

asla değiştirmediler.     Ahzap:23

Aylardan Şubat(!) ve acımasız soğukların esir almaya çalıştığı ben işgal altındayım diyorum neden inanmıyorsun?

Bedenim değil, yüreğim işgal altında diyorum anlasana…

Bundandır her kalemi elime aldığımda,içimdekileri doyasıya yazamamanın verdiği elem.Bundandır satırları kalemeher daim teslim edişim…

Beni; buz kesmiş ayazlaramahkûm etmeye azmetmiş şubat ayının soğuk yüzünün korkunç sessizliğinde kan sızıyor defterime.

Hani nerde deme,bu kan bedenimden değil,ta… Ruhumdan akıyor kalemime…

Şubat ayı geldi mi bir acı kaplıyor yüreğimi, bilgisayarın klavyesine itiyor beni ellerim, yüreğimse dağınık duygular içerisinde…

Neden mi? Hani Allah’ın “ Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyiniz. Onlar diridirler fakat siz farkında değilsiniz.” diye adlandırdığı şehitlerin şahididir Şubat’ta ondan.

Tarih boyunca fikir ve inançlar; Uğrunda feda edilenlerle değer kazanır. Çünkü “Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara…”

Bu çağrının duvarlarda yankılanıp suratlarına çarptığı, okyanus dalgalarının kıyılara vurur gibi suratlarına tükürüp zelil kıldığı Allah ve insan düşmanlarının;

Zemheri soğuk yüzlerini İslam önderlerine acımasızca gösterdikleri ayın adıdır Şubat…

Güneşin tüm ihtişamı ile doğup yükselmesini ve yeryüzünün aydınlıklara gark olmasını hiçbir zaman, asla istemezler. İstemediler de.

Karanlığı mesken edinenler;

Yaşam alanları karanlıkların kalması için Nur’u söndürmek isterler. Ama unutmasınlar ki; tüm çabaları boş. Güneş mutlaka doğacak ve karanlıklar yok olmaya mahkûmdur.

Yaşadığımız asırda; Allah’ın dinine teslim olan, bu dava uğruna canlarını cennet karşılığı seve seve Allah’a hediye edip, feda eden nice yiğit erler taaccüp edilecek bir şekilde, birçoğunun şehadeti Şubat ayına denk gelmiştir.

Farklı yıllarda, farklı coğrafyalarda şehit edilmişlerse de hepsi şahadet ayı, şahadet mevsimi olan Şubat’ta Allah’a yürümüşler.

İskilipli Atif Hoca, Şeyh Said ve arkadaşları, Erbilli M. Esad Efendi, Hasan El-Benna,

Malcolm X, Şeyh İzzeddin El-Kassam, Abbas Musavi, Şeyh Şamil, Şehit Metin Yüksel,

El-Halil Camii şehitleri, Hama şehitleri ve Humus şehitleri… gibi niceleri.

Allah’ın yüceliği ve azameti karşısında bütün varlığını O’na adayarak, hak davaları için canlarını vererek, hayatlarını Allah’a şahit kılan Türk, Kürt, Arap, Farisi mücahit önderlerle dolu şehitler ayıdır Şubat…

Zemheri avazları, buz kesmiş yürekleri kanla eritip ısıtan, bir çehresinde Kar bir diğer çehresinde kan olan aydır Şubat…

Zalimlerin köşeye sıkışıp azgınca saldırdığı, Ölçüsüz, insafsız, vicdansız ve hukuksuzca müslümanların üzerine çullandığı, kan içici despotların vahşi yüzlerini sergiledikleri,

Müslümanlara iseşan, şerefin bol kepçeden verildiği, zalim ve kâfirlerin işledikleri cürümlerle, yaptıkları zulümlerle ebedi hüsran için biletlerinin kesildiği aydır Şubat…

Aşık ile Maşuk’un vuslat ayıdır.

Aşk ehlinin aşkına kurban olduğu, akıl ehlinin davası için tedbiren canını sunduğu aydır Şubat..

Şubat bizlere gösterdi ki;

Şehitlerin durumu buz kesen ayazlara karşı inadına Kar’ı delip boy veren Kardelen çiçeklerinin doğuşu gibidir.

Şehitler; Zaferin, galibiyetin, muvaffakiyetin göstergesidir. Şehitler ki; sözüyle, özüyle, canıyla, kanıyla davetçiliklerini tescillediler.

Kanlarınıcoğrafyalarına maya diye katarak, tohum diye saçarak vazifelerini yerine getirdiler.

Unutmayalım ki Her ekimin bir hasadı vardır.Çünkü ne EKERSEN onu BİÇERSİN.

Yaşayan ölülerin hüküm sürdüğü bu dünya da, Selam Ölürken yaşayanlara olsun.

Olur ki, bir gün akan bu kanları unutursak eğer; Kanımız kurusun!