SEÇİMİNİZ; HAYATINIZDIR

Bir kadınla dört şey için evlenilir.
Mal, servet zenginliği için,
Asalet ve soyu için,
Güzelliği ve Ahlakı için.
Sen Ahlaklı olanı seç ki; mesut olasın. (Hadis)
Çocukluğunda büyüttüğü hayallerinde, küçücük dünyası içerisinde ileriye dönük kendine nice dünyalar kuran şu aciz insan; hayatın kendine neler göstereceğini bilmeden ve düşünmeden, aklınca hep arzularını yaşayacağı bir tablo çizer kendine ve sevdiklerine hatta sevmediklerine.
Hâlbuki çok iyi bilmeliydi sevdikleriyle ve istemedikleriyle sınava tabi tutulacağını…
Acaba tüm bu yaşananlar sakın kendi ettiklerinin sonucu olmasın. Biliyoruz ki kişi nasıl düşünürse öyle yaşar ve yaşadıklarının karşılığını görür.
Hani “Rüzgâr eken, fırtına biçer.” diye bir söz vardır ya, buna istinaden bende diyorum ki;
Gül eken gül toplar, toplamakla kalmaz etrafı da gül kokar. Şöyle ki;
Memleketin birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış?
Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış.”bu gençliğin sırrı nedir” diye.
İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça
bu soruya…
Ama sorular sık, soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki.
Düşünmüş bu sırrımı herkese kolayca nasıl anlatırım diye. Sonra tüm meraklıları evine yemeğe davet etmeye karar vermiş.
“Bu davette size sırrımı açıklayacağım” demiş.
Herkes merakla davete gelmiş. Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş. Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş. Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş.
“Hatun, sana zahmet! bize şu kilerden bir karpuz getirir misin?” Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında, bir karpuz getirmiş.
Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da:
”Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka getirir misin bir zahmet” demiş.
Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş. Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş. ”Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin” demiş. Başka istemiş? Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış.
Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?
Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedecik sormuş.”Eeeee? Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız mı?”
Herkes birbirinin yüzüne bakmış. Kimse bir şey anlamamış…
“Aman dede biz bu sırrı anlayamadık.” demişler.
Dedecik gülmüş.”Efendiler” demiş.
“O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti,tekti.
Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu.
Bir kere bile “aman be adam, deli misin nesin, şu tek karpuzu ne taşıttırıyorsun bana defalarca” demedi. Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi. İşte bütün bu gençliğimi hanımıma borçluyum.”
“Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz.
Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız.
Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, birbirimize yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız.
İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız.” demiş.
Demek ki Şu kendini beğenmiş insanoğlu;
Hesabi değil hasbi gerçekler, geçici değil kalıcı değerler üstüne bir hayat kurmayı amaçlarsa eğer, iki cihanda da genç kalır.
Birine sormuşlar; “Yaşlı kimdir?” diye.
“Yaşı değil, Umudu bitendir.” diye cevap vermiş.
Genç kalmanız umuduyla… sağlıcakla kalın.