POLİTİKA ÖTMEK Mİ, ANIRMAK MI?

İnsan, Yaratanına verdiği kulluk sözünü yerine getirme çabasında, sosyal bir varlık olma hasebiyle, sosyal bir yaşam düzeni kurmak için aile kurma ve aile oluşturma yolunu seçerken, güzel düşüncelerle aile denilen çekirdek nüveden filizler, ağaçlar yetiştirecek ve yetişip büyüyen toplum ağacının meyvelerinden nasiplenip hayatına bir tat verecekti.
Kabil ile başlayıp, Nemrut ile hayat olan, Firavun ile zirveyi bulan, Yezit ile sınırları zorlayan bir zulüm imparatoruna dönüşen iblisi insanlık karşısında, Evet… Habiller, İbrahimler, Musalar her daim olacaktır.
Lakin! İnsan âlemi denilen hayat sürecinin hızla akıp gittiği zaman diliminde bilinmez yollarda, çıkmazlar içerisinde beynimi kemirirken bunca terimler, düşüncelerimi ikiye ayırdı o iğrenç ses.
Şöyle, Evrene, insana ve insanın insana hatta tüm canlılara yaşattıklarına bir baktım.
Bakmaz olaydım, bakınca görmez olaydım.
Neyi mi? Dünyamızı anırmaların çınlattığı ve ötenlerin bu iğrenç ses karşısında seslerinin bir anlam ifade etmediğini ve gürültüler içerisinde duyulmaz olduğunu, Ah…Keşke görmez olaydım.
Gördüğümde ise duymaz olaydım.
Hayvanlar âleminde; Kükremek tehdit, güç ve otoriteyi, Anırmak tembellik, acizlik ve şikâyeti,
Ötmek ise delikanlılık, erkeklik, dik duruş ve cesareti simgelediği bir ortam ve yaşamda
Orman hayatında “Kral” lakabından da anlaşıldığı gibi güç ve otorite sahibi bir aslanı, Delikanlılığın ve dik duruşun sahibi bir horozun ötüşü kadar ürküten başka bir ses yoktur…
Güç ve cesaret simgesi Aslanın biri, Bir gün akılsızlığın ve başıboşluğun adıyla özdeşleşmiş bir eşeğe saldırmaya hazırlanırken, Dik duruşlu horoz ötmeye başlar. Horozun sesinden ürken Aslan’da eşeği yemekten vazgeçip kaçar.
Aslanın horoz sesinden ürküp kaçması eşeği bayağı bir keyiflendirir…
Aradaki ince Nüansı sezemeyen Ahmak Eşek, Horoz sesinden böylesine ürken bir aslanın gür çıkan eşek sesinden daha fazla korkacağını düşünerek aslanın ardına takılır…
Anırarak onu iyice korkutmak ister.
Aslan; Aptal eşeğin anırarak kendini kovaladığını görünce, hemen geri döner ve onu bir hamlede onu parçalayıp işini bitirir…
Şimdi bizde de öyle tipler vardır ki;
Biri hakkı için mücadele edip bunu alırken,
bu kazanımı kendilerine mal edip üstüne konmak için makam ve otorite sahiplerinin peşine takılıp yalakalık ve asalaklık ile bir yerlere gelmeye çalışanların sonu hep hüsran ile bitmiştir…
Çünkü ötmek ile anırmak arasındaki farkı hala anlayamadılar da ondan…
Dik durmak ile acizlik ve akılsızlık ne olduğunu hiçbir zaman anlamadılar da ondan…
Gelin aklımızı başımıza devşirelim ve hayatta iyilik, güzellik adına bir şeyler yapma gayretine gidelim. Bu kararlılık ve yürekle giderse bir insan, bakın ve görün… Nelere kadir olmaz ki…
Küçücük bir çekirdek aile tohumu ile dünyaları fethetme bilincinde yeşerip, büyüyen büyük bir aile olabiliriz. Büyük bir aile (Ümmet) olma adına her şart ve ortamda ötmeliyiz/ ötebilmeliyiz.
Anırmaktan öte başka bir şey bilmeyen eşeklere karşı, sabahın ilk ışıklarında ötmeye başlayan Horozlar gibi, sesimizle mahalle sakinlerini uyandıracak ötüşümüz yoksa eğer,
Bırakın insanlık denilen o büyük aileyi kurtarmak, küçük bir aile olan hanemizi bile koruyamayız.
Benden söylemesi…