PAZARCIK’TA PARK VE BAHÇE İHTİYACI VE MEZARLIKLARIN AĞAÇLANDIRILMASI VE BAKIMI

Pazarcık’ta vatandaşlarımızın şehrin içerisinde huzur bulacağı ve vakit geçirmek için kahvehane ile dükkân önlerine muhtaç olmayacağı park ve bahçelere büyük ihtiyaç var. Köyünden bir iş için Pazarcığa gelen köylü vatandaşımız, işi bittikten sonra, zaman geçireceği bir yer bulmak için çabalamaktadır. Pazarcık’taki emekli vatandaşlarımız da yeşil bir alan içerisinde huzur bulacağı bir mekânı aramaktadır. Gençlerimiz, çalışanlarımız günün yorgunluğunu atacağı bir parkı, bir bahçeyi özlemektedir. Maalesef, hiçbirisi de şehir içerisinde böyle bir yeri bulamamaktadır. Hepsi de çoğu zaman kendisini bir kahvehaneye ya da arkadaş, dost dükkânına atmaktadır.

Herkes bilmektedir ki, kahvehane insanı sıkmaktadır. Arkadaş, dost dükkânına da her zaman gelip esnafı meşgul etmek de doğru değil.

Pazarcık’ta vatandaş bu konuda, yani halka açık park ve bahçe ihtiyacı konusunda muzdariptir. Bu sorunu zaman zaman dillendirmektedir. Geçen gün Ankara’ya bir iş için gelen ve şahsımı da ziyaret eden bir Kardeşim de bu hususu dile getirdi. Ben de bu konuyu bir yazımda gündeme getireceğimi belirttim. Zaten, İlçemizin birçok sorununu hem internet sitelerinde ve hem de gazetelerde devamlı şekilde gündeme getiriyor ve çözüm yollarını da gösteriyorum.

Bu yazıda da Pazarcık İlçemizdeki park ve bahçe ihtiyacını gündeme getiriyorum. Bundan sonra da yazımın sonlarına doğru, İlçemizdeki mezarlıkların ağaçlandırılması ve bakımıyla ilgili de birkaç sözüm olacaktır.

Elbette biz her daim Pazarcık İlçemizin sorunlarını gösterme ve yetkilileri göreve çağırma konusunda gönüllüyüz ve bu işi severek yerine getiriyoruz. Şunu da hassaten belirtiyorum: İlçemizle ilgili daha birçok konu zamanı ve yeri geldiğince gündeme gelecektir.

Evet, tekrar konumuza dönelim. Pazarcık’ta şehrimin içinde, beton yığınları arasında huzur arıyoruz. Nefes alacak bir mekân arıyoruz. Beton yığınları sevimsizdir ve huzursuzluktur çünkü. Burada şunu da hemen belirteyim ki, bu konu yalnızca bu günün konusu olmadığı çok açık. Ve sorumluların da bugün değil daha çok geçmişteki Belediye Yöneticileri olduğu çok açık. Gelmiş geçmiş Belediye Başkanları ve ilgili Yöneticileri şehrin içindeki yeşil parklara, bahçelere önem vermemekle, bu hususu çözüme kavuşturmamakla elbette sorumludur. Öyleyse, tüm Belediye Yöneticileri, Belediye Başkanından İmar Müdürüne kadar hepsi de sorumludur. Bu sorumlulara gerektiği şekilde müdahale etmeyen Mülki İdare Amirleri de sorumludur. Valisinden Kaymakamına kadar herkes bu konuda sorumludur.

Geçen günlerde Memleketim Pazarcıktaydım. Büyük bir inşaat faaliyeti gördüm. Şehrin her caddesinde, her sokağında koca koca beton yığınları yükseliyordu. Bu durum, işçilerimizin iş bulması, esnafın iş yapması açısından sevindiricidir. Ancak, bu yüzlerce inşaatın yanında bir tane bile şehir içinde park ya da yeşillendirme faaliyeti olmaması karşısında düşündürücüdür.

Yurt dışında çalışıp da para biriktirenler çoğunlukla memleketlerinde ev yapmağa meraklıdır. Çok azı fabrika ya da başka bir istihdam artırıcı yatırım yapar. Bizim

memleketimizde de aynen öyle. Pazarcıklı yurt dışında çalışan Hemşehrilerimiz, eğer paraya kavuşmuşsa, hemen koca koca evleri, binaları diker şehrin ortasına. Diğer memleketlerde de aynı durum geçerlidir. Buna bir diyeceğimiz yok. İnşaat yapılsın. Zenginlerimiz, parası olan evlerini, katlarını artırsın. Ancak bu arada Belediye mi yapıyor, Kaymakamlık mı yapıyor? Büyükşehir Belediyesi mi yapıyor? Kim yaparsa yapsın. Şehrimin içerisine beton yığınları arasında bunalan vatandaşlarımıza bir zahmet, bir park yapılsın, bir bahçe yapılsın.

Yazımın bu noktasında, bazı Ülkelerdeki şehir içlerindeki yeşil alan miktarı ile Ülkemizdeki yeşil alan miktarını dikkatlerinize sunuyorum ve düşünmeye çağırıyorum. Gelişmiş ülkelerin büyük kentlerindeki kamuya açık yerlerde kişi başına yeşil alan miktarı Stokholm’de 80, Londra’da 65, Zürih’de 60, Frankfurt’da 40, Rotterdam’da 38, Lahey’de 21, Kopenhag’da 12, Berlin’de 12, Hamburg’da 11 metrekaredir. Ülkemizde kamuya açık yerlerde kişi başına düşen yeşil alan miktarı, Ankara’da 14, İsparta’da 10, Erzurum’da 4, Antalya’da 3, Eskişehir’de 3, İstanbul’da 2, Kahramanmaraş’ta 2, İzmir’de 2, Trabzon’da 2 metrekaredir. Evet, durum çok açık ve yeşil alan miktarları bakımından yetersizliğimiz ve fakirliğimiz ortada. Yapılan araştırma ve çalışmalara göre, bir şehrin içerisinde kamuya açık yerlerdeki yeşil alan miktarının kişi başına en az 10 metrekare olması gerekiyor. Bu durumda, Ülkemizde Ankara ve Isparta dışında (belki de bunun gibi birkaç şehrimiz daha vardır) yeşil alan standardına ulaşan hiçbir şehrimiz bulunmamaktadır. İstanbul’da, İzmir’de, memleketim Kahramanmaraş’ta ve hele yeşillikler içerisindeki Karadeniz’in incisi Trabzon şehir merkezinde beton yığınlarının fazlalığı net olarak yukarıdaki listeden anlaşılmaktadır.

Zaten, bir gün İstanbul’a uçaktan baktım da, için sızladı. Polonya’dan dönüyordum. Polonya’nın başkenti Varşova’dan havalanan uçağımız İstanbul’a inerken, “vay be, İstanbul betonistan olmuş, beton şehir İstanbul vah vah” dedim. Havalandığımız Varşova’da ise ağaçların arasında tek tük beton binalar görünmektedir havadan. Aradaki farkı aynı günde görünce Ülkem adına içim sızladı.

Evet, Pazarcık’taki yeşil alanların azlığından girdim İstanbul’dan çıktım. Ülkemin vatandaşlarının huzuru için, İlçemde yaşayan hemşerilerimin mutluluğu için yeşil alanlara, park ve bahçelere büyük ihtiyaç vardır. Haydi tüm Belediye Yöneticileri herkes görev başına.

Şimdi bu nokrada şu itirazlar da gelebilir: “Pazarcık’ta yeşil alan ve park ile bahçe yapılacak yer mi var? Haydi bir boş ve uygun yer gösterin de orayı yeşillendirelim diye bir itiraz gelebilir.” Şimdi şunu diyeceksiniz. Şehir içlerinde boş yer mi bıraktılar ki, park yapılsın, bahçe yapılsın? İlk bakışta doğru gibi geliyor. Fakat, şunu düşündüğümüzde yanlış olduğu açık. İstenirse arsa düzenlemeleriyle, şehrin muhtelif yerlerinde (bir kısmı şehrin merkezine yakın yerlerde, bir kısmı uzak yerlerde) atıl arazilerin değerlendirilmesiyle yeşil alan da oluşturulur, park ve bahçe de yapılabilir. Niyet halis olursa, vatandaşımızın park ve bahçe ihtiyacına kesinlikle çözüm bulunur.

Bu çözümün yanında, “öncelikle kentsel dönüşüm çalışmaları başlatılsın. Bu çalışma kapsamında eski yıkık-dökük evler yıkılsın ve ardından o binalardan kazanılan alalarda daha modern ve dikey binalar inşa edilsin. Kentsel dönüşümden elde edilen alanlar beton binalara değil, park ve bahçelere dönüştürülsün. Evet, hassaten belirtiyorum: Kentsel dönüşümden elde edilen alanlar yeşil alana ve park bahçelere dönüştürülsün.” Bu çok önemli bir çözüm şeklidir.

Bunun yanında başka bir çözüm de şehir içi ve civarındaki hazineye ait araziler yeşil alan ve park bahçe ihtiyacını karşılamak için değerlendirilsin.

Bir başka çözüm olarak yolların arasındaki refüjler ve yol kenarları ağaçlandırılsın.

Şimdi de gelelim mezarlıkların bakımı ve çevre düzenlemesi yönünden gerekli olan çalışmalara.

Hemen belirteyim ki, hem yukarı Pazarcık’taki Hacı Ahmet Mezarlığı ve hem de aşağı Pazarcık’taki mezarlık etrafındaki duvarların bakım ve boyanması gereklidir. Her iki mezarlığın da çevre düzenlemesine ve bakımına ihtiyaç vardır.

Mezarlıkların sağını-solunu, etrafını ve yollarını servi ağaçlarıyla donatmak gerekir. Servi denildiğinde aklıma Necip Fazıl Üstadımızın şu şiiri gelir:

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik; Servi, endamlı servi, ahirete perdelik… Bulutta şaha kalkmış Fatih’ten kalma kır at; Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat… Şahadet parmağıdır göğe doğru minare; Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare? .. Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet; Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet…

O manayı bul da bul! İlle İstanbul’da bul! İstanbul, İstanbul…

Şimdi Üstad Necip Fazıl’ın bu şiirinde geçen İstanbul sözü bana çocukluğu hatırlattı: “Biz çocukken Pazarcık için Küçük İstanbul” derdik. Yine aynı sözü söylüyoruz. Pazarcık bizim için Küçük İstanbul’dur. Maşallah.

Pazarcık Havadis Gazetesinin değerli okuyucuları 2 senedir İlçemizin insanlarını ve eskiden yaşamış Büyüklerimizi neredeyse isim isim, aile aile bu sahifelerde anlattık ve hatırlattık. Yaklaşık 7 aydır da, bu sahifelerde, tüm Dünya’da iz bırakmış çok eski tarihlerden bu güne eserlerini okuduğumuz ilim ve irfan ehlini, bize önderlik eden Devlet Büyüklerimizi ve Pazarcık’tan yetişmiş Hocalarımızı ve Âlimlerimizi tanıtıyoruz ve sizlere hatırlatıyoruz. Bu belirlediğimiz çerçevede geçen 7 ay süresince birçok kişiyi ve değeri tanıttık. Geçen hafta bu çerçevenin dışına çıkarak İlimizin ve İlçemizin ceviz varlığı üzerinde görüş ve değerlendirmelerimizi belirttik. Ardından yine aynı doğrultuda hareket ederek İlimiz ve İlçemizin kültür ve turizm varlığı üzerinde yazı yazdık. Daha sonra ekonomi ve tarım potansiyelimize dikkat çektik. Bu hafta da Pazarcık’ta Park ve Bahçe İhtiyacı ve Mezarlıkların Ağaçlandırılması ve Bakımı konusuna dikkat çektik. Haydi hayırlısı.

Şimdi bu noktada bir fikir daha aklıma geldi: “Ziyaret Tepesindeki çamlar daha iyi korunabilir.” Ziyaret Tepesi ve etrafında daha güzel ve daha fazla ağaçlandırma sağlanabilir. Bunu da belirtmek gerekir. Ziyaret Tepesi’nde park ve bahçe düzenlemesi yapılabilir mi? Bu da düşünülmelidir.

Evet, biz Şirin İlçemiz Pazarcık’ın hayrına ve faydasına dair elimizden geldiğince çalışıyoruz. Seyirci değil hayırlı, faydalı ve güzel işlerde yönlendirici olmak bizim vazifemizdir.

Çalışma, azim ve çabalarımız kalkınmış ve müreffeh bir Pazarcık İçin! Bütün çalışmalarımız ve gayretlerimiz yeşillikler içerisinde ve huzurlu bir Pazarcık için!

İnşallah olur.

Ahmet SANDAL