PAZARCIK’TA GEÇMİŞTEN BUGÜNE TATLICI SİMİTÇİ AYAKKABI BOYACISI REKLAMCI TABELACI VE HAMAMCI ESNAFI

Pazarcık Havadis Gazetesinde 7 ay önce başlattığımız ve geçmişten bugüne İlçemizde İz Bırakmış Şahsiyetler ile Manevi Değerlerimizi hatırlattığımız yazı dizisini geçen hafta sonlandırmış ve hatta icmal diye de özet olarak kimlerden bahsettiğimizi de yazmıştık. Hatta bu icmalde isimlerini unuttuğumuz ya da tekrar hatırlatılmasında fayda gördüğümüz kişilere de resimleriyle yer vermiştik. Ancak, bazı Hemşehrilerimiz “bize yer vermediniz ve biz esnafları da tanıtmanız gerekir” diye bir talepte bulundular. Biz de bu özel istek doğrultusunda bu sayıda, “Tatlıcı, Simitçi, Ayakkabı Boyacısı, Reklamcı, Tabelacı ve Hamamcı Esnafına yer veriyoruz.” Böylece, 7 aydır bu köşede, Hocalar, Alimler, Şoförler, Terziler, Berberler, Lokantacılar, Kebapçılar, Pastaneciler, Fırıncılar, Avukatlar, Mali Müşavirler, Arzuhalciler, Doktorlar, Diş Doktorlar, Veterinerler, Bakkallar, Manavlar, Kasaplar, Marangozlar, Hızarcılar, Demirciler, Taşçılar, Yapı Ustaları, Şairler, Yazarlar, Ozanlar, Sanatçılar, Öğretmenler (Muallimler), Kalaycılar, Tenekeciler, Lehimciler, Semerciler, Kuyumcular, Değirmenciler, ve benzeri meslek ve sanat Mensupları, tanıtılmış ve hatırlanmıştı. Bu esnaflara bu hafta, “Tatlıcı, Simitçi, Ayakkabı Boyacısı, Reklamcı, Tabelacı ve Hamamcı Esnafı” da eklenmiş oldu.

Geçen sayıda Pazarcık Havadis Gazetesine resimlerini gönderdiğim halde yayınlanmayan dört resme de burada yer verilmesini istiyorum. Bu resimler Pazarcık Eski Şoförler Cemiyeti Başkanı Mehmet Arayan, Kalaycı Besnili Mehmet Ateş, Öğretmen Habib Ateş ve Avukat Yazar Hüseyin Haskaya. Bu kişilerin de resimlerini bu sayıda bulacaksınız.

Bu açıklamalardan sonra şimdi, “Geçmişten Günümüze Pazarcık’ta Tatlıcı, Simitçi, Ayakkabı Boyacısı, Reklamcı, Tabelacı ve Hamamcı Esnafını hatırlamaya çalışalım.”

Reklamcı-Tabelacılar:

Mahmut Haskaya (Birkaç sene önce vefat etmiştir.)

İbrahim Ganidağlı (Gani Tabela. Botaş’tan emekli oldu. Halen Gaziantep’te ikamet etmektedir.)

Tabelacı Ümmet (Ümmet, Pazarcık’ın en eski tabelacı ve reklamcı esnafıdır.)

Mehmet Tokgözlü (Elazığ’da tabelacılık işiyle uğraşmaktadır.)

Şeref Tokgözlü (Pazarcık’ta tabelacılık işiyle uğraşmaktadır. Desen Reklam.)

Adil Tokgözlü (Pazarcık’ta tabelacılık işiyle uğraşmaktadır. Has Reklam.)

Faruk Tepedibi (Pazarcık’ta tabelacılık işiyle uğraşmaktadır. Faruk Reklam.)

Ahmet Zülfü Bars (Pazarcık’ta tabelacılık işinde geçmiş yıllarda çalışmıştır.)

Barslar (Geçmiş yıllarda Bars Ailesinden Pazarcık’ta tabelacılık işinde çalışanlar mevcut olmuştur.

Ayakkabı Boyacıları:

Behçet Cömert (1970’li yıllardan itibaren hatırlarım. Elinden Tercüman Gazetesi düşmezdi. Bu gazeteden kupon biriktirirdi. Kendisine renkli TV çıkmıştı. Televizyonu Avukat Salman Erdoğan’a satmıştı. O yıllarda kimsede renkli TV yoktu. Ayakkabı Boyacısı Behçet çok gariban bir insandı. Günlük yiyeceği domates, ekmekti. Kardeşleri Ayhan, Cengiz ve Mustafa’ya parasal katkı sağlayıp okuttuğu söylenir. Sanırım 20 yıl kadar önce vefat etti.)

Ali Keskin (Boyacılık yaptığı gibi simsarlık da yapmıştır.)

Hanifi Yaprak (Halen Gaziantep’te ikamet etmektedir.)

Boyacı Metin (Metin çocukluk arkadaşımdır. Babası suvakçıydı.)

Boyacı Ahraz (Okul arkadaşım İsa’nı Ağabeyidir. Babası Belediye’de sucu idi.)

Ali Donat (Yamuk Ali lakaplıdır.)

Sami Çapar (Cüneyt lakaplıdır. Hayri ve Mehmet Çapar’ın kardeşidir.)

Hüseyin Zenginöz (Halen Pazarcık’ta boyacılık yapmaktadır.)

Hüseyin Madenkuyu (Halen Pazarcık’ta Çaycı Salman’ın karşısında boyacılık yapmaktadır.)

Boyacı Tahir (Mazlum Mamo’nun Ağabeyidir. Pantolunun ucunu çorabının içerisine sokardı.)

Topal Mehmet Ali Emmi (Emektar Boyacı)

Ahmet Güzel (Ufacıklı Koca Ahmet)

Kenan (Büyüknacarlı)

Turgut İnce (Simit de satardı. Şu an İtalya’da çalışmaktadır.)

Yusuf ve Mehmet Taşkın (Eskiden ayakkabı boyarlardı.)

Mustafa Taşkın (Eskiden ayakkabı boyardı.)

Bilal Düğünyurdu (Şu an İsviçre’dedir.)

Bayram Göğremiş (Şu an Almanya’dadır.)

Hacı Göğremiş (Eskiden tatlı ve simit satardı. Ayakkabı boyardı.Şu an Almanya’dadır.)

Ali Rıza Göğremiş (Şu an Almanya’dadır.)

Ali Akbatı (Şu an Almanya’dadır.)

Simitçi ve Tatlıcılar:

Tatlıcı Ökkeş (Pazarcık Tren İstasyonun altında tatlı üretir ve çocukları da tatlı satardı.)

Osman Karataş (Pazarcık’ın en eski tatlı üreticisidirler.)

Tatlıcı Kel Ali (Ali boyacılık da yapmıştır.)

Tatlıcı Halil Serttaş (Gariban Halil Abi, genç yaşta vefat etmiştir.)

Maraşlı Tatlıcılar (Maraş’tan gelip de Pazarcık’a yerleşmiş tatlıcılar.)

Murat Karataş (Tatlıcı Osman’ın Oğludur.)

Dursun Akdere (Tatlıcı Yunus diye bilinir. Çağlayanceritlidir. Pazarcık Ulu Camii önünde pastane ve ekmek fırını işletmektedir.)

Tatlıcı Curro (Pazarcık Ulu Camii önünde tatlı satmaktadır.)

Salman Alagöz (Habo. Düğünlerde kafasının üzerine karpuz koyarak oynar. Kafasında tepsi ile tatlı ya da simit satanlarda bu yetenek gelişmiştir.)

Tatlıcı Cırra (Gariban Salman’ın Abisi)

Kahramanmaraşlı Meşhur Simitçi (Ağzında sigarası, kafasında kasketi ve üzerinde şalvarı ile bilinmektedir. Kahramanmaraş’tan Pazarcık’a kendi ürettiği simitleri satardı.)

Ali ve Mesut Gülbahar (İki kardeş tatlıcı ve simitçiydi. Amcaları Hükünet Konağında Memurdu.)

Simitçi Ökkeş (Ormancı Murtaza’nın Oğludur. Kahramanmaraş’a taşındılar.)

Ökkeş Baban (Şu an Almanya’dadır.)

Hasan Alagöz (Şu an Almanya’dadır.)

Ahmet Sandal (Çocukluğumda ben de tatlı sattım. Elhamdülillah.)

Hamamcılar:

İstasyon Yolu Üzerindeki Hamam (Çocukluğumda Annem’in her ay götürdüğü ve 10 yaşlarına geldiğimde kapıdan çevrildiğim ve içeriye alınmadığım hamam. Bu hamam sanırım 1980’li yıllarda kapandı. Bu hamam sanırım yandı ve ondan sonra kapandı. Bu hamamı işleten karı ve kocanın simaları şimdiki gibi aklımda. Ancak isimlerini hatırlamıyorum.)

Kayabaşı Hamamı (Ahmet Kayabaşı çalıştırırdı.)

Sultan Hamamı (Dilan Pastanesinin yanında halen hizmet vermektedir. )

Muhterem ve Murat Apaydın (Pazarcık’ta mevcut olan hamamı işleten iki Hemşehrimiz.)

Yukarıda ismi geçen Hemşehrilerimizden yaşayanlara Yüce Rabbim(cc)den sağlık ve selamet diliyorum. Vefat edenlere de amellerince rahmet diliyorum.

Değerli Pazarcık Havadis Gazetesi okuyucuları, “Geçmişten Günümüze Pazarcık’ta Tatlıcı, Simitçi, Ayakkabı Boyacısı, Reklamcı, Tabelacı ve Hamamcı Esnafını hatırlamaya çalıştığım bu yazıda şunu hassaten belirteyim. Ben de Tatlı sattım.Elhamdülillah.

Benim gibi Pazarcıklı fakir aileden gelen çocuk ve gençlerin %80’i tatlı ve simit satmıştır ve ayakkabı boyacılığı yapmıştır.

“Çocukluğumda ben de tatlı sattım” dedim de, tatlı sattığım yıllara ait bir anım gözümde canlandı ve duygulandım.

Yaşım en fazla 12. Üzerimde bir ceket var. Hava soğuk. Mevsim kış ayları. Sabah erkenden evden çıktım ve bir tepsiyle birlikte tatlıcının yolunu tuttum. Tatlı üretilen yer Mahmut Amcamlarım evine yakın bir yerdeydi. Soğuk bir kış günü tatlıcıdan yaklaşık 50 civarında tatlıyı tepsiye doldurdum ve çarşıya doğru giderek tatlı satmaya başladım. Yerler çamur halindeydi. Çünkü mevsim kış ayları olduğu için yerler yağmurdan dolayı çamur içerisindeydi. Ben o soğuk kış günü, Pazarcık’ın çamurlu sokaklarında 12 yaşlarında bir çocuk olarak tatlı satarken, birden başımdaki tatlı tepsisi yere düştü ve 50 civarındaki tatlı çamurun içerisine saplandı. Ben bu durum karşısında ağlamaya başladım. Ağlamaklı bir halde tatlıları aldığım yere gittim ve oradakilere “ben tatlıları çamura düşürdüm” dedim. Tatlı üreticileri benim bu sözüm üzerine hiç acıma göstermeden üzerimdeki ceketi çıkardılar ve rehin aldılar. Önce başımdaki tepside bulunan tatlılar çamura düşmüştü. Sonra da üzerimdeki ceket gitmişti. Bu durum karşısında daha da fazla hüzünlendim. O Tatlıcıların evine Mahmut Amcamgilin Evi yakın olduğu için yardım istemek için oraya gittim. O vakitler Rahmetli Zekiye Nenem, Mahmut Amcamgilde kalırdı. Zekiye Nenem benim elimden tutarak, sinirli bir şekilde tatlıcıların evine götürdü ve “verin torunumun ceketini” dedi. Zekiye Nenem tatlıcılardan benim ceketimi aldı ve ben sevinçle evimizin yolunu tutmuştum.

Bu olaydan bu güne 40 yıl kadar süre geçti. Şimdi düşünüyorum da, o tatlıcılar, benim ceketimi 50 civarındaki tatlının karşılığında almışlardı. Tatlıcılar o vakitler tatlının belli bir kısmını kendilerinin kârı ve belirli bir kısmını da satıcının kazancı olarak belirler ve tatlı satıldığında da kendilerine ait olan kısımları tatlı satanlardan alırlardı. Acaba, benim ceketimin değeri o vakitler 50 tatlı eder miydi? Üzerimdeki eski-püskü ceketi kimse para vermezdi, ancak, buna rağmen benim ceketim rehin alınmıştı. İlginç bir olay olarak hafızamda yer tutan bir olaydır bu.

Tatlıcılıkla ilgili bir başka anım da şudur. Yine çocukluk günlerim. Sanırım yılın son günüydü. Yine tatlı satmak için çarşıya gitmiştim. Yine tepsiye 50 civarında tatlı yerleştirmiştim. Bu tatlıların 40 tanesini satmış ve kalan 10 tatlı da benim kazancıma denk geliyordu. Bu son 10 tatlıyı satmaya çalıştım. Ancak satamadım. Ben de bu 10 tatlıyı elaıp eve getirdim. Kardeşlerime dedim ki, “bu akşam yılbaşı gecesi ve bir akrabamıza gideriz, onlarda TV izlerken bu tatlıları yeriz” dedim. O akşam yılbaşı gecesi eğlencesinde TV başında tatlı ziyafeti Bendendi. (Bizim evde ben çocukken hiç TV olmadı. Biz çocukken sevdiğimiz film ve dizileri izlemek için ya bir akrabaya ya da bir komşuya giderdik.)

Tatlı sattığım o yıllarda bu iki anım yanımda bir de şiirim var. Evet, yazımın sonunda o yıllarda yazdığım ve bir şiir kitabımda da yer verdiğim “Tatlıcı Çocuk” isimli şiirimi sunuyorum.

TATLICI ÇOCUK Ekmek kavgasında bir tatlıcı çocuk, Hava acımasız, soğuk mu soğuk. Almış eline, bir koca tepsi, İşte sermayesinin hepsi Bir de çınlayan sesi: “Tatlı, tatlı, tanesi elli kuruş, Beğenmezsen öyle konuş. Tatlılarım taze taze, Bir tane alır mısın hanım teyze.” Bir tatlıcı çocuk, güz kadar solgun, Bir tatlıcı çocuk, filozof kadar olgun. Söz vermiş babasına, bir katkı bütçesine, Karışmış gündüzü gecesine, Hava soğuk, sokaklar çamur, ne gelir elden. Ancak emekçiler anlar dilinden, Bir de merhametli şairler, Ne anlar sairler. Bir tatlıcı çocuk, dünya kadar yorgun, Bir tatlıcı çocuk, hayat kadar yoğun. Bir tatlıcı çocuk, doğmuş,

Emeklemiş, emekçi olmuş, Baharı-yazı görmeden, güzü-kışı görmüş.

Ahmet SANDAL