NE UĞRUNA ÖLÜYORUZ? (ÖLMEYE/ÖLDÜRÜLMEYE DEVAM)

“Ben sadece Müslümanlardanım” diyememenin bedelini çok ağır ödediğimiz bu coğrafyamızda, yaşananların insanı nasıl çelişkilere gark ettiğini, nasıl rüsvay ettiğini çok iyi görüyorsunuz?
Bir zalimi diğer bir zalime tercih etmek nasıl bir aşağılanmadır? Nasıl bir iman tezahürüdür?
Ne kadar ağır değil mi! Kendi coğrafyanda, kendi kardeşlerin birbirlerini boğazlarken, boğazlamalarını bizzat isteyenlerin yine gelip seni sevindirecek bombalar bırakması! Bu utanç bize yetmez mi?
Keşke Allah’tan istediğin yardımın ardından, dinine kastedenlerden gelen yardıma sevinecek kadar aşağılara düşmeseydin diyeceğim ama boş…
Sen hangi dinin yolunda, hangi dünyanın hayaliyle bu hale geldin? Hani senin dostların ancak Allah, Resulü ve müminlerdi. Sen dinine ne bulaştırdın da bu kadar “siyah” görünüyor yüzün ki; Gittin İnanmayanları kendine dostlar, veliler edindin. Nusreti Allah’tan bekleyeceğin yerde onlardan yardım isteyerek belki istemediğin halde onlara benzedin!
Zalimlere karşı organize olduğunu söyleyenler; madem bu kadar haktan ve adaletten yanasınız, sizleri birbirine bırakan okyanuslar ötesi asıl zalimler ortada iken… Buyrun! samimi iseniz, onlara karşı organize olun… Ama yok! Büyüklü / küçüklü şeytanlar; sizlere ne diyorsa siz ancak onların telkinlerini, emirlerini yerine getirisiniz.
Çünkü siz Allah’tan korktuğunuzdan daha çok onlardan korkuyorsunuz ya da onları şefaatçileriniz olarak gördüğünüz için, onları çok seviyorsunuz.
“Şeytan ve dostları sizin apaçık düşmanınızdır.”
İlahi uyarıyı görmemezlikten gelen ve üstüne üstlük bu ikaza rağmen büyük şeytan ve dostlarına (Amerika ve Batı) ipin ucunu teslim edenler bilsin ki; bu ip sizin sonunuzu hazırlayacaktır. Şöyle ki;
Günlerden bir gün şeytan bir köyün ahırının etrafında dolaşırken bakmış bir kadın ineği sağıyor, bir çocuk neşeli neşeli oynuyor, bir adam da tarlada gayet mutlu bir şekilde işini yapıyor ve ineğin buzağısı da bağlı bir halde annesini seyrediyor.
Bu huzurlu ortam şeytanı rahatsız ediyor tabi ki. Şeytan da gidip buzağının ipini gevşetiyor.
Buzağı ipten kurtulunca direk annesini emebilmek için koşuyor ve kadına çarparak hem kadını hem de sağılan sütü deviriyor. Aniden gelişen bu durum karşısında sinirlenen kadın eline geçirdiği balta ile buzağıya vurarak öldürüyor.
Bu durumu gören inek de bir tekme atarak kadını öldürüyor, o sese dönen kayınpeder gelinini tekmeleyen ineği görünce tüfeği kapıp ineği vuruyor. Silah sesine koşan oğul babasının elinde tüfek, hanımını yerde cansız ve kanlar içinde görünce,
o sinirle kendini kaybedip babasını öldürüyor.
Ve Şeytan olanlara bakıp;
Yine benden bilecekler! Hâlbuki ben sadece ipi gevşettim! Ne yaptım ki… der
Şimdi; İpleri, buzağının iyiligini düşünen melek kılıklı iblislerin (şer güçler) eline teslim edenlerin, ipi ne zaman gevşetilse orta doğu kan gölüne dönecek ve kimin kimi niçin vurduğunu çözmek çok zor olsa da asıl bu olanların suçlusu kim?
İpi; teslim edenler mi, İpi gevşetenler mi?
Yoksa İpi gevşeyip sağa sola koşuşturan deli dana ile bu sahnede rol icabı oynayanlar mı?
Bugün, Suriye’ye Miraç gecesi füze yağdıranlar,
Dün, Irak’ı bir kadir gecesi işgal edenler…
Bugün Suriyeli kadınların iffetini korumak, çocukları kurtarmak için çağırdıklarınız,
Dün, Iraklı kadınların iffetini kirleten, çocuklarını sokaklarda köpeklere parçalatanlar…
Hep aynı kişi ve zihniyetler değiller mi?
Hala görmüyor ve anlamıyor musunuz?
Milyonlarca katledilen erkek…
Yüz binlerce iffeti kirletilmiş kadın…
Binlerce parçalanmış çocuk bedeni…
Dün birlik olup zalimlere karşı dur deseydik bugün bu coğrafya bu halde olmayacaktı.
Tek çare; Şeytan ve dostlarına karşı uyanık olmak, Dost ve düşmanlarımızın kimler olduğunu bilme şuurunda birlik olmak…
Geç kaldık biliyorum ama geç olsun da güç olmasın.
Bir an önce birleşelim, birleşelim de yalnız bizi fırkalara ayırıp paramparça edenlerin firavunlar olduğunu da unutmayalım be kardeş.
Firavun stratejisi fırka anlayışından vazgeçmeden, İhtilafı rahmet değil zahmet görme basiretine sahip olmadan da… birleşme çok zor..
Bir şeylerden fedakârlık edip, yanlışlarımızdan ve tabularımızdan vazgeçmeliyiz!
Vazgeçmesek ne mi olur? Söyleyeyim;
Ha bire… Ölmeye/öldürülmeye devam ederiz.
Bu yazıyı yazdıktan sonra erken seçim kararını duydum. Yalama ve yağlamaların, mübalağa sınırlarını zorlayıp zirve yapacağı bu dönemde temennim odur ki insallah fanatik partililer,

İpi gevşeyen dana veya ipi gevşeten iblisin yaptığı gibi yine dost, arkadaş, ve kişileri, dinsiz, fetocu, vatan haini, parelelci, chp’li/ci….gibi ithamlarla
karşı tarafı ötekileştirme ve birbirlerini tekfir etme yoluna giderek ortalığı germezler.
Herkese düşen görev: Yaşanabilir huzurlu bir ortamda, ortamı germeden aklı selim davranmak ve kötülere fırsat vermemek olmalıdır…