NASIL BİR AİLE 2

eçen hafta ailede vefadan bahsetmiştik. Bu hafta da başka bir misalle vefa örnekliğine devam edelim. Çoğumuzun bildiği bir misal..
Zamanın birinde bir ağa varmış ve ağanın Lokman adında bir kölesi varmış. Lokman, işinde becerikli, sadık ve sevilen bir köleymiş. Efendisi ona oğullarından daha çok güvenirdi. Efendinin önüne yemek geldiğinde, Lokman’ı çağırır, önce onun yemesini isterdi. Onup yiyip içtiklerini zevkle yer, yemediklerine elini sürmezdi. Bir gün, efendiye bir kavun hediye getirdiler. Her zaman olduğu gibi Lokman’ı çağırttı. Kavundan bir dilim kesip Lokman’a uzattı. Lokman, ikram edilen kavunu iştahla yedi. Efendi bir dilim daha verdi. Lokman, aynı şekilde onu da yiyip bitirdi. Efendi Lokman’ın kavunu iştahla yediğini görünce, çok sevdiğini düşünerek, bir dilim kalasıya kadar hepsini ikram etti. Son kalan dilimi ağzına götürüp bir lokma alınca, kavunun tadının zehir gibi olduğunu fark etti. Kavunun acılığından gözünden ateş çıktı. Boğazı yandı. Dili kabardı. Ağzındaki acılık gittikten sonra, Lokman’a, ”Böyle acı kavunu nasıl iştahla yedin?” diye sordu. Lokman, ”Efendim! Bugüne kadar sizin birçok güzel ikramınıza nail oldum. Acı olduğunu bilmeden verdiğiniz kavunu eğer tükürseydim bu hem terbiyesizlik hem de vefasızlık olurdu.” dedi.
Şimdi beyler ya da hanımefendiler yer yer duyuyorum ki çekirdek kabuğunu doldurmayacak -hatta olsa da olur olmasa da olur- şeylerden dolayı hayatımızı cehenneme çevirmişiz. Ne anlamı var peki? Şimdi diyeceksiniz ki ya ama… Vallahi aması maması yok. Eğer mutlu bir hayat yaşamak istiyorsak öncelikle herkes yerini bilecek ve karşısındakine saygılı olacak. Kimsenin karşıdakinden yapamayacağı şeyleri isteme hakkı yok. Yer yer hepimiz hata ederiz, zaten bu olmazsa olmaz. Çünkü kimse mükemmel değildir. Mükemmel olan tek varlık Allah’tır. İnsan yaratılışı itibariye nakıstır; hata etmek kusur değildir, asıl kusur hatada ısrar etmektir. Esas mesele insanlara hata ettiklerini üslubunca anlatmaktır. Şöyle bir hayatınıza, geçmişinize bakın. Göreceksiniz ki eşinizle çok miktarda unutamadığınız güzel günleriniz vardır. Peki, o güzel günlerin hiç hatırı yok mu? Hatalar olduğunda hemen kesip atmayacağız, anlamaya çalışıp sözün güzeliyle olayları düzelteceğiz. Bazen konuşarak, bazen de küsmeden sadece susarak. Konuşurken sevecen olacağız, çünkü Allah ayetinde: “Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.” (Kalem 68:9) buyuruyor. Zaten insan ancak düşmanına sert davranır değil mi? Aksi halde hem terbiyesizlik hem de vefasızlık olur. Dostlar, vefa İstanbul’da bir semtin adı olarak kalmasın.
Selam, dua ve dua talebiyle..