Kuran’dan Cevaplar

Hak dava yolunun yalana ihtiyacı yoktur. Onun için Peygamberlerin hiçbiri canları pahasına da olsa yalan söylememiştir… Eğer bir dava sahibi yalan söylüyor, iftira atıyorsa bilinmeli ki o dava yalandır, sahtedir. Kuran’a baktığımız zaman bize 4 yol tarif eder;
1)Her gün en az kırk küsür defa okuduğumuz Fatiha suresindeki Sırat-ı Müstakimdir. Bu kelimenin yani sırat kelimesinin kökenine baktığımızda Arapça olmadığını, Arapça’ya muhtemelen İbranice veya Roma’dan geçtiğini görebiliriz. Romadan bir örnek verecek olursak Romalıların kurdukları tüm şehirlerde hemen hemen pazara giden yola verdikleri isim Sırat-ı Müstakimdir. Yani doğru yol , sizi pazara götüren yoldur. Bu yolun kenarlarında sütunlar dikili ve sütunların arkasında ise bitişik nizam esnafların olduğunu görmekteyiz.. İslamda ise Sırat-ı Müstakim üzere olanların cennete gideceğini Kuran’ın bir çok ayetinde görmekteyiz. Yani güncel olaraktan örneklendirmek gerekirse bu yol tren yolu ya da vapur yolu olamaz. Tren lokomatif çekici görevi görüp arkasındaki vagonlar ne kadar intizamlı gitselerde lokomotifi geçemezler. Ve lokomotif bozulduğunda tüm vagonlar ne kadar donanımlı olursa olsun hepsi yolda kalır. Gemide ise her şey kaptana bağlıdır, okyanusun ortasında düzgün bir şekilde seyreden gemi kaptanı öldüğünde rotasız kalır. Bu minval üzere düşünüp tefekkür etmemiz gerekmez mi? Bu yol aslında otoban tipi bir yol olmalı. Bir motora, bir kaptana, bir lokomotife bağlı olmayan yol. Bu yolda herkes gayreti kadar yol alabilir. Yolda arıza veren yolu tıkamamış olur.
2)Tarik: Güvenliği olmayan yoldur. Çöldeki yola benzer. Kuran’da tarik, Allaha nisbet edilmez. Çöldeki yolun ne kadar güvensiz olduğunu ancak çölde yaşayanlar bilir. Yani bir fırtına ile yol yerini değiştirebilir hatta koca koca dağlar bile ileri-geri sürüklenebilir. Ve birgün önce gördüğünüz şey bir başka şekle dönüşebilir.
3)Şira: Patika yol, insanı suyun kaynağına götüren yoldur. Tali yoldur. İki kişi yan yana gidemez. Burdan bakıldığında ise Kuran ve sünnet ışığında herkes bireysel olarak kendisine cennete giden bir yol açabilir.
4)Sebil: Yani kelime manasına bakıldığında malum sebil. Müslümanın bazı konularda her şeyinin helal dairede sebil olduğu görülür. Bu başlık altında dört konu başlığı daha yatar.
a)İnfak: Bunu herkes yapabilir. Mesela kamuoyu yoklamalarına bakıldığında 2011 yılına kadar en çok infakı yapan devlet ABD’dir. Bu günse Elhamdulillah Müslümanlar onlardan öndedirler…
b)Cihad: Cihad, bugün herkesin anladığı gibi anlaşılmamalı. Yine Kuran’a baktığımızda Mücadele olarak karşımıza çıkar. Örnek: Ali İmran Suresi 200. Ayet.
c)Kîtal: Yani batıl ile mücadele. Bugün bu ifadeden anlaşılansa öldürmek. Evet doğrudur yeri geldiğinde öldürme anlamına da gelebilir ama bizim Peygamberimiz(s.a.v.) diyor ki: “Seni öldürmeye gelen sende dirilsin.” Acaba yarın huzuru mahşerde, nizamda sevab ve günahlarımız tartılırken günahımız biraz ağır gelirse Rabbim “Atın bunu cehenneme.” dediğinde o kalabalığın içinden bizim imanımıza kim şahitlik yapar? Dur Yarabbi ben bunun imanına şahitim, bu benim iman etmeme vesile olmuştu diyebilecek kimsemiz var mı?
d)Hicret: Tamamı Allah için yapılmalıdır. Bakınız Enfal Suresi 74. Ayet.
Allah Resulü (s.a.v.) bir hadislerinde söyle buyurmuşlardır; “Kim ne için hicret ederse hicret ettiği yerde onu bulur.” Bu haftalık da köşemizin hacmi münasebetiyle yazımızı burada kesiyoruz. Kalbinizin sahibine emanet olunuz. Vesselam…