KENDİNİ ARAMAK & BULMAK

KENDİNİ  ARAMAK & BULMAK
13 Ocak 2021 Çarşamba - 342 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

Annemin göğsünün içinde değil;
Teninin en küçük zerresinde…
Büyük bir kalp vardı ve şefkatle çarpardı…
Öyle şeffaf öyle inceydi ki bedeni;
Yanıma beni uyandırmaya gelirken giydiği elbisenin altındaki kalbi görünürdü.
O elbisenin altındaki kalpte benim ömrüm görünürdü, kaderim görünürdü…
O beni doğurduğunu ve bu dünyaya getirip bıraktığını sanıyordu.
Oysa ben daha doğmamıştım…
Evet… Bir ad’ım, bir yüzüm vardı…
Ama ben bu dünyayı daha tanımamıştım.
Bu dünyayı tanımadığım için; Çocuksu bir mutlulukla alabildiğine açıktaydı kalbim…
Daha doğmamış olmanın sevincinden öylesine dönerdi ki başım, kalbimi gizlersem o sonsuz coşkumu gizlersem hayat ve insanlar ışıksız kalacak sanırdım.
Kalbimi ve sevgimi gizlersem, Yeryüzü hiçbir zaman bu kadar yakın olmaz sanırdım.
Hiç beklemediğim anda terk edilişlerimi çok gördüm ben…
Beni ve bu ıssız dünyayı da bırakıp gittiklerini çok gördüm…
Ben bu dünyada kimi sevsem…
Annemin beni sevdiği gibi, derinden sevdim…
Bu dünyada kimi sevsem…
Ya çok sevdim ya da ölüsüne sarılıp ağladım.
Bu yüzden benim hayatımda ara durumlar,
Sınamalar, yumuşak geçişler, gündelik unutuşlar… Hiç olmadı.
Bu yüzden benim hayatım ya hep ya hiçti…
Ya aşkın sevginin en mükemmelini yaşardım.
Ya da yaşamadığımda bir hiç olurdu ömrüm…
Bazen öyle anlar olurdu ki;
Hayatımın aşkını ararken, beni tanımayan, tanıma şansı olmayan bir insanın kalbinde kaybolmak isterdim hep…
Çektiğim o derin korku ve acılar yüzünden,
Kendimden nasıl kurtulmak istiyorsam,
Beni çok sevdiğini söyleyen birine (Beni hiç tanımayan birine) ömrümü adamak isterdim.
Ve insanlar kendilerinden, geçmişlerinden kaçmak için ne kadar uğraşsalar da en sonunda yine kendileri gibi birilerini seçerlerdi.
Aşk diye inandıkları o güzel ve tatlı acı karışımı şey ne ise…
Onu ancak kendi gibilerinde bulurlardı…
Bilmezlerdi, kendilerinden kaçtıkça yine kendileriyle karşılaşacaklardı hâlbuki…
Yık ömrünün tüm kapılarını…
Bütün gece; Ömrünün o karanlıkta kalan büyük boşluklarını kapatmaya çalış…
Kendini unut ve hızla durmadan titre…
Ve bu yüzden acele et!
Acele et, biliyorsun ki sabah çabuk oluyor.
Çünkü sen sabahlara kolay dayanamazsın
Karanlık, örtüsünü sıyırırken üstünden…
Çırılçıplak kalırsın gün içerisinde…
Bazen de geçerim aynanın karşısına
Endamımı seyredecek halim yok elbette.
Aynanın karşısında gözlerimi seyrederim, bakışlarıma bakarım.
Bakışlarımın yıllanmışlıklarına bakarım.
Bakışlarımda hinlik olup olmadığına…
Hesaplı, kitaplı bakışlarda işim olup olmadığına bakarım.
Kimlere bilerek ve tasarlayarak kötülük yaptığımı araştırırım bakışlarımda…
Ve böyle bir halt yemediğime inandırabilirsem kendimi, yüreğimi…
Gülümserim bütün yüreğimle bakışlarıma…
Duru olsun isterim bakışlarımın…
Net,berrak anamın ak sütü kadar helal olsun isterim bakışlarımın…
Ve ikna olduğumda ödüllendiririm kendimi…
Ve de uykularımı esir almaya kalkan tilkilere inat, muhteşem bir uyku çekerim o gece…
Sabah kalktığımda ise kuş gibi hafif hissederim kendimi…
İşte o zaman en derin ve samimi duygularla;
Şükürlerimi sunarım beni ve sizi yaratana…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 
PAZARCIK HAVADİS GAZETESİ
İnce Ofset ve Matbaacılık www.pazarcikhavadis.com
Şehit Nurettin Ademoğlu Mah. pazarcikhavadisgazetesi@hotmail.com
Prof.Dr. Faruk Özer Cad. No:77 pazarcikhavadis@gmail.com
Pazarcık/Kahramanmaraş info@pazarcikhavadis.com
TEL: 0 344 311 48 85
TEL: 0 536 201 05 94 Köşe yazılarında sorumluluk yazı sahibine aittir.