KARDEŞLİĞİ ONDAN ÖĞRENDİK

Kutlu doğum haftası dolayısıyla alemlere rahmet Hz. Muhammed’i ( s.a.v) anlamaya çalışalım. Ne diyordu Rabbimiz: “Doğrusu Allah Rasulü sizler için, Allah’a ait ve ahiret gününe umut besleyen ve Allah’ı sürekli hatırda tutan herkes için güzel bir örnek teşkil eder.” (Ahzâb 33:21). Peki biz neyini örnek alacağız? Elbette ki ahlakını.

Evet dostlar kardeşliği ondan öğrendik, yani Allah resulünden. Hicretten sonraydı, Mekkeli Müslümanlarda artık baskı, zulüm ve işkencelerle yılgınlık oluşmuştu. Bunların üzerine Allah resulü ve iman edenler Medine’ye hicret etmişler. Evet hem de tüm mal varlıklarını Mekke’de bırakarak. Bazıları belki yanlarına bir şeyler almışlardı. Ama bazılarının hiçbir şeyleri yoktu. Allah resulü sahabeleri toplayıp Ensar ve Muhacirleri, bir Mekkeli ve bir Medineliyi kardeş etmişti. Bu kardeşlerden iki oda evi olan bir odasını, iki elbisesi olan bir elbisesini, iki hurması olan bir hurmasını diğer kardeşine vermişti. Onlar  verdikleri zaman kaybetmeyip kazanacaklarını biliyorlardı. Ve öyle de oldu. Müslümanlar, kısa zamanda maddi ve manevi zenginliği yakaladılar. Peki bu gün bize ne oldu? Oysa dün sahip olmadığımız kadar çok şeye sahibiz. Dün bir imkanımız olsa da Allah için birşeyler yapsak derken, bu gün imkânlar çok olduğu halde neden bir şeyler yapmıyoruz? Neden hep başkalarından bir şeyler yapmasını bekliyoruz? Unutmayalım ki siz yoksanız başkası yok. Neden dün beraber oturup sohbetler yaptığımız kardeşlerimizden uzaklaştık? Oysa İslam’ın kuralları belli. Ama maalesef küçük bir hata yapanı siliyoruz. Yüreğimiz mezarlıklardan daha kötü; herkesi gömdük, hata edeni öldürdük. Unutmamak gerek ki sadece Allah mükemmeldir, onun dışındakiler nakıstır. Hem hata eden kulunu Allah affediyor da bize ne oluyor? Hani Rabbimiz ne buyuruyordu: “Müminler sadece kardeşdirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’a karşı sorumlu davranın ki onun merhametine mazhar olsanız.” (Hucurat 10). Yukarda bahsedilen insanlar bu ayetten ne anlamışlardı? Hz. Nuh (as) ve ona inananlar gemiye binmişlerdi. Gökten yağmur yerden sular fışkırmıştı. Önce olduğu gibi o gün de Hz. Nuh’un oğlu Kenan, ona iman etmemişti ve gemiye binmemişti. Nuh (as) oğlu Kenan’ı görünce ona ‘sende gel gemiye bin de kurtul’ demişti. O ise ‘ben dağlara sığınacağım’ derken dalgalar araya girdi. Düşünebiliyor musunuz bir baba bir oğul, ne acıydı aman Allahım. Evet, Allah olaya müdahale etmişti, ‘Ey Nuh  o senden değildir.’ (Ancak inananlar KARDEŞTİR.) Bu topraklarda yeniden kardeşliği oluşturmaya var mısınız? Selahattin Eyyubi ile Fatih’i kardeş yapmaya.. Oysa bunların biri Kürt diğeri Türk. Ama bunlar ırklarını, mezheplerini, tarikatlarını öne çıkarmadılar. Biz bugün halen onlardan faydalanıyoruz. Evet bu kardeşlik din kardeşliği yani insan kardeşliği. Batı ve emperyalistlerin projesi bitti. Aartık onların insanlığa sunacak bir reçeteleri yoktur. Bizimse var, buyurun İslam kardeşliği.

İSLAM KARDEŞLİĞİ BEŞ ŞEYİ EMREDER:

1) Kardeşlik hukukunu emreden, (kardeşlik edebiyatı değil) kardeşinin hakkını kendi hakkı gibi savunmak.

2) Sevgiyi emreder (Cennete giremezsiniz iman etmedikçe, iman etmiş sayılmazsınız bir biriniz sevmedikçe).

3) İslam kardeşliği kardeşlik ahlakını emreder (yani kendi için istediğini din kardeşi için de istemeyi).

4) İslam kardeşliği eşitliği emreder (Ben neye layıksam kardeşim de ona layıktır).

5) İslam kardeşliği danışmayı emreder (Yani Türk, Kürt, Laz, Çerkez demeden herkesle tek vücut olmayı).

 

“Evet Efendim seni özledik. Sevmeyi, sevilmeyi, sevindirmeyi özledik Efendim. Çünkü Sen Kuranın yürüyeniydin. Sende ayetler bir bir hayata geciyordu. Tıpkı bir tohumun toprakta ağaca, bir darının tavukta yumurtaya, bir çiçeğin arıda bala, bir spermanın annede çocuğa dönüştüğü gibi… Bu gün dünkünden daha cok seni anlamaya ihtiycımız var. Bunları senden öğrendik Efendim.”

Ya resulullah doğumun 1446 senesi devriyesinde seni özlüyoruz, seni seviyoruz. Selam, dua ve dua talebiyle.