İNSANLIK ve SINAV

Hz. Davut’a Yahudiler “Bize bir komutan ata. Allah’a yemin olsun ki biz ona itaat edeceğiz.” dediler. Hz. Davut toplumun gariban kesiminden olan Hz. Talut’u komutan atayınca hemencecik itirazlar yükselmeye başladı… “Bula bula Talut’u mu buldun?” dediler. Aslında burada Hz. Talut üzerinden günümüze birçok örnekler alınabilir. Ama maalesef o günde Talut’a yapılan itirazlar sırf düşüncesi ve duruşu yüzünden bugün de farklı kesimdeki insanlara yapılmaktadır. Nasıl mı? Talut ile ilgili olan Bakara Suresinin 249. ayetinde “Ve Talut, kuvvetleriyle yola koyulduğunda “Bakın,” dedi, “Allah sizi şimdi bir nehirle imtihan edecek: ondan içen benden olmayacak, onu tatmaktan sakınan ise benden olacaktır; ondan sadece bir avuç dolusu içen ise affa mazhar olacaktır.” Ancak, birkaçı dışında hepsi ondan (dolu dolu) içtiler. O ve ona inananlar nehri geçer geçmez ötekiler: “Calut ve kuvvetlerine karşı (koymak için) bugün hiç gücümüz yok!” dediler. (Ama) kesin olarak Allah’a kavuşacaklarını bilenler: “Nice küçük topluluklar, Allah’ın izniyle büyük kalabalıklara üstün gelmiştir! Zira Allah, güçlüklere karşı sabırlı olanlarla beraberdir.” diye cevap verdiler.” ifadeleri yer almaktadır.

Acaba bu ayette geçen Talut’un geçtiği nehir neydi? Sakın ola bugün dünya üzerinde milyonlarca insan aç yatarken bolluk içinde yaşayan biz ve bizim gibiler olmasın. Burada dikkatimizi çeken önemli nokta şu; Bu nehir üzerinde (dünyada) kana kana içenlerin yığılıp kalacağını yani ahirete bir şey götüremeyeceğini, tadına bakanlarınsa tövbe ile kurtuluşa ereceğini, hiç tadına bakmayanlarınsa kurtuluşa ereceğini düşünebilir miyiz? Oysa biz bugün kapitalist ve küçülen dünyada hiç kimseyi düşünmeden helale harama bakmadan nasıl daha çok kazanır, nasıl daha çok tüketiriz, derdinde değil miyiz? Hâlbuki haram lokmanın fıtratımızı, kalbimizi, aklımızı ve düşünce melekelerimizi bozduğunun farkında bile değiliz. Burada ben, helal bir liranın haram bir trilyondan daha hayırlı olduğunu düşünüyorum. Evet dün küçücük evlerimizde otururken bugün kocaman evlerde oturuyoruz. Dün binecek bir bisikletimiz yokken bugün lüks arabamız hatta arabalarımız var. Birçoğumuzun gayrimenkulü, altınları ve bilmem hangi bankada faiz karşılığında bekletilen paraları olduğu halde hiç birimiz mutlu değiliz. Oysa Rabbimizin ‘dünyaya geçici olarak geldiğimizi, kalıcı olanınsa ahiret olduğunu’ beyan ettiğini biliyoruz. Yine de bunda ısrar ediyoruz.

Son olarak; “Bazı yüzlerin (mutluluktan) parladığı ve bazı yüzlerin (acıyla) karardığı o (hesap) gününde yüzleri kararanlara: “İmana erdikten sonra hakikati inkâr mı ettiniz? O halde hakikati inkâr ettiğiniz için tadın bu azabı!” (denilecek). (Ali İmran 106) ayeti ile hatırlatmada bulunmuş olalım.

Salih amel işleyecek imana sahip olmak duası ile kalbinizin sahibine emanet olun. Selam ve dua ile…

Muhittin Kandırmaz