İNSAN(LIK) KAN KAYBEDİYOR!

Üçüncü dünya savaşının yaşayan tanıkları olan bizler, pamuk ipliğine bağlı hayatlarda kurduğumuz hayal dünyasında korkulu gözlerle her gün yeni acılara şahit olduk.
Bilgi çöplüğüne dönmüş beyinlerimiz her gördüğünden ve duyduğundan etkilendi ve zamanla etkileyen durumunda bilgi çöplerini çoğalttık.
Maskeli mutlu görülen yüzler mutluluk naraları atarken bizler çoğu zaman açlıkla, savaşla, yoklukla, acılarla ölen bedenlere karşı kör olduk.
İnsanlığın her zaman kan kaybettiğinin farkına vardık ta lakin kan verme gayretine gir(e)medik, her geçen gün insanlığın ölümüne şahit olduk.
Açık hava tımarhanesine dönmüş dünyada, patlamaya hazır bomba durumunda olan bizler, her duyulan söylemi düşünmeden, yargılamadan, sorgulamadan anlam dünyamıza kabul ettik ve bunu yeni gerilimlerin başlangıcı haline getirerek daha büyük sorunları tetikledik.
Ya gelecekten ümidi olmayan, her baktığından acıları okuyan, hayallerinin üzerini örten, içine kapanarak dünyaya küsen ya da her şeye isyan ederek elindeki imkânları sonuna kadar dünya için harcayan, egoistleşen paranoyak tiplere döndük. Hayatta tuttuğumuz her parçanın “en önemli” olduğunu düşündük. Diğer parçaları tutanların söylemlerini önemsizleştirerek birçok düşman kazandık. Her yaşanan günün akşamında terazinin kefesine konulacak güzellikleri gün ve gün erittik. Ateş ocağa düştüğünde “Yansın bu dünya” deyip, bu zamana kadar edebiyatını yaptığımız doğruların üzerini örttük. Kendimiz gibi düşünmeyenleri düşman gördük. Adaletsizliğe düştük
Mavi dünyayı kırmızıya bulamak derdinde olup kan emen vampirler mevcut olduğu müddetçe akan kanlar durmayacaktır.
Kırmızı görmüş boğanın durumu her birimizin malumudur. Kırmızı görmeyi isteyen boğalar olduğu müddetçe bu arenalarda akan kanlar durmayacaktır.
Hayat hiçbir zaman boşluk kabul etmez. Boşluğun olmadığı hiçbir alan yoktur. Hayatını Hak ile doldurmayan batıl ile dolacak ve bu da insanı zindanlarda bırakacaktır.
Ebedi düşmanımız olan şeytan günah işlememizin elbette gerekçesi değildir. Lakin şeytan bundan faydalanmayacak kadar da bilgisiz değildir.
Doğru yolun üzerinde oturup doğrularla kandıracağını söyleyen ebedi düşmanımız
iblis bizi doğrularla kandıracaktır. Buna kendi kafasındaki kültürden aldığı doğruları, Allah’ın vahyinde benzeşen ayetler ile doğrulatacaktır. Yaşanan olumsuzlukları da göstererek “Ben senin iyiliğini istiyorum, saltanatı ve ölümsüzlüğü vaat ediyorum size.” diyecektir.
Tarih tekerrürden ibaretse, yaşanan olaylar da her zaman tekrardır.
İblis insanlığın ilk atası Âdem’i ve eşini nasıl Allah adıyla aldatmış ise şimdi de durum farklı değildir. Şeytan her zamanki gibi iş başındadır. İnsanın boşluğundan faydalanmakta ve o boşluktan girmektedir.
Tuttuğumuz şey hakikatin bir parçasıdır. Bütünü görmeden hüküm vermek, karayı görmeden sevinmek gibidir. Hâlbuki görmediğimiz yerden gelen büyük bir dalga vardır. Boğulmak da an meselesidir.
Bilgi çöplüğünden parça alan her birey, kendi çöpünün en güzel çöp olduğunu savunur durumdadır. Her çöpü elinde bulunduran da, ne kadar iyi pazarlama yapıyorsa bu dünyada kazanandır. Lakin Hak katında kazananın kim olduğunu bilginin üzerini örten kafir gibi kendisi de, herkeste bilmektedir. Bir bilen de Rab’tır.
Vicdanların önü örtülmemeli, tam tersi insan kalma yarışında gayretli olunmalıdır. Rabbe kul olma gayretinde olmayanlar,
kül olma yolundadır.
Kül olmak, yok olmak demek değildir.
Yanmak! Yanmak!
O acıyı yaşamak için tekrar tekrar et’e, kemiğebürünmek! Ve tekrar yanmak..
Doğruların, güzelliklerin, mutlulukların, başarıların hepsinden de önemlisi vicdanların ört(ül)mediği günlerin gelmesi ümidiyle; “Artık insanlık kan kaybetmesin”
Asiye Türkan’dan alıntı