HZ. RESULÜ NASIL ÖRNEK ALACAĞIZ? (1)

“Andolsun Allâh´ın Elçisinde sizin için Allah´a ve âhiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah’ı çok anan kimseler için, (uyulacak) en güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb 33:21)
Peki biz Hz. Peygamber’in neyini örnek alacağız? Boyunu mu, herkes planyaya girmeli o zaman; giyim tarzını mı, yürüyüşünü mü, oturup kalkmasını mı? Ya da içinde bulunduğu toplumun kültürünü mü? Hani bir mesel anlatılır. Bedevi bir adam Hz. Peygamber’in tüm giyim tarzını bulmuş, bir tek kuşağının nasıl olduğunu bilmediği için bir bilene sormuş. Demiş ki ‘Efendim ben Hz. Peygamber’in giyim tarzını buldum ve giydim ama bir kuşağı eksik kaldı, acaba kuşağı nasıldı? Alim olan zat cevaben ‘Evet kuşağı da takarsan tam Ebu Cehil’e benzersin’ demiş. İşte tam burada, biz esası kaybettik teferruatla uğraşıyoruz.
Peki biz Hz. Peygamber’in neyini örnek alacağız? Elbette ki ahlakını, “Çünkü sen, muhteşem bir ahlaka sahipsin” (Kalem 68:4). Peki biz Hz. Peygamber’in ahlakını nerden öğreneceğiz? Tabi ki Hz. Peygamber gibi vahiyden: “Ve (Ey Nebi,) işte sana da kendi emrimizden hayat bahşeden bir mesaj vahyettik; sen daha önce kitap nedir iman nedir bilmezdin: Fakat şimdi onu bir nur kıldık ki, kullarımızdan dilediklerimizi onunla doğru yola yöneltelim. Ve şüphe yok ki sen de insanları dosdoğru bir yola yöneltmektesin.” (Şûrâ 42:52)
Demek ki Allah Resulü vahiyle öğrenmiş kitabı ve imanı. Öyleyse bizim de vahye dönmemiz ve Hz. Peygamber’in vahyi nasıl anlayıp hayata aktardığını yine onun örnekliğinde anlamaya çalışmamız gerekmez mi? Zaten örnek demek (tabir-i caizse) numune demek değil midir? Yani kimse peygamber olamaz ama peygamberi örnek olarak alır. Zaten o bizim için örnektir. Buyrun ayetlerden örnekler verelim:
“….. yalan sözden sakının.” (Hac 22:30) Siz Hz. Peygamber’in yalan söylediğine dair bir şey duydunuz mu? Allah yalan söylemeyi yasaklamıştır. Buna benzer, yalan söylemenin insanın başına ne belalar açacağına dair onlarca ayet bulabilirsiniz.
“Siz ey iman edenler! (birbiriniz hakkında kötü) zandan şiddetle kaçının! Unutmayın ki zannın bir kısmı ağır bir vebaldir! Birbirinizin gizli saklısını da asla araştırmayın ve birbirinizin gıybetini etmeyin! İçinizde ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanan biri var mı? Bakın, tiksindiniz işte! …” (Hucurât 49:12) Peki bu ayete bizim yaşam tarzımız ne kadar uyuyor?
“O, size yalnızca leşi, kanı, domuz etini ve üzerine Allah’tan başkasının adı anılarak kesilen hayvanı haram kıldı. Kim bunlara mecbur kalırsa -iştahı kabarmadan ve haddi aşmadan- ona bir günah yoktur…” (Bakara 2:173)
“Siz ey iman edenler! Kazancınızın temiz ve helal olanından ve sizin için topraktan bitirdiğimiz ürünlerden karşılıksız harcayın; fakat, size verildiğinde gözü kapalı olmadıkça el uzatmayacağınız, bayağı ve haram olanı vermeye kalkmayın!…” (Bakara 2:267)
Selam, dua ve dua talebiyle.