Hz. PEYGAMBERİN NEYİNİ ÖRNEK ALACAĞIZ?

Bir kere şunu iyi ayırt etmek lazım: Hadis nedir? Sünnet nedir? Hadis, sözdür. Sahabenin ya da birilerinin yaşadığı olaylara karşı Hz. Peygamberin söylediği sözdür. Evet, benzer olaylar başa gelirse biz de bugün bunlardan faydalanabiliriz. Zaten bir konuda benim peygamberim bir şey söylemişse baş göz üstüne. İyi de biz nereden bileceğiz sözün Hz. Peygamber’e ait olduğunu? Şimdi bir örnek verelim; diyelim ki babanız Müslüman bir insan ve dinine düşkün. Gözle görülür bir günahı yok ve biri size gelip ‘ben babanı falan meyhanede içki içerken gördüm’ derse tepkiniz ne olurdu? Direk yalan söyleme dersiniz değil mi? Çünkü siz babanızın böyle birşey yapmayacağını bilirsiniz. Gelelim Hz. Peygamberimize ‘Anam babam senin yoluna feda olsun, seni canımdan çok seviyorum.’ diyoruz. Peki neden Peygamberimizi tam manasıyla tanımak istemiyoruz? Oysa elimizde hiç bir harfi dahi değiştirilmemiş Kur’an gibi muhteşem bir kitap var. Dahası bir sürü yazılmış siyer var, yedi hadis imamın derlemiş olduğu hadis kitapları var. Öncelikle şunu söyleyebilirim, ben kendi çocuklarıma ‘evladım bu vahyi bir kere meal olarak oku ve anladığın ayetlerin altını çizin’ demiştim. Sonuç olarak Kuran’dan kendi ihtiyacı olan ayetleri anladılar. Mesela, “namaz kıl, oruç tut, yalan söyleme, zinaya yaklaşma, hırsızlık yapma..” Bunları anlamış ve ‘bunları nasıl yapacağım’ deyince işte yaşayan sünnet bu dedim. Bunlara baktığınızda gerek toplumda nesilden nesile aktarılan, gerek siyerde gerekse hadis kitaplarında bunların tamamına cevaplar bulunur. Ama şu kesinlikle göz ardı edilmemelidir; mihenk taşı elbette Kur’an olmalıdır. Zaten hadis kitaplarında bir hadisi okuyunca altında sahih ya da zayıf olduğuna dair notlar görürsünüz. Peki biz hepsini anlar mıyız? Hayır, ama hayatımıza dair olanları anlayacağımızdan emin olun. Bir de şu var, bakıyorsunuz milyonlara varan hadislerden bahsediliyor. Oysa yedi hadis imamının ortak görüşte verdikleri rakam en üstü yedi bin beşyüz. Burda şunu hatırlatmadan geçemeyeceğim: “Kim benim adıma birşey uydurursa cehennemdeki yerini hazırlasın.” (Hz. Muhammed -sav-). Ama bakıyorsunuz Allah emretmemiş, Hz. Peygamber söylememiş adam ‘ben söylüyorum’ diyor. Yahu bu dinin sahibi Allah, uygulayıcısı ve hayata aktaranı, yaşayarak örnek olanı Hz. Peygamber. Eee sen kimsin? Bir de sünnet sadece farz namazın önünden yada arkasından kılınan namaz mıdır? Evet bunlar da sünnettir. Eğer Hz. Peygamberin yaşam tarzını sünnet olarak alıyorsak: Hz. Peygamber yalan söyledi mi, faiz yedi mi, sözünde durmadığı oldu mu, günlük ne kadar tövbe istiğfar ediyordu, hiç gıybet etti mi, takiye yaptı mı, birisinin hakkına tenezzül etti mi? Bunlara bakılmalıdır. Bana sünnetten bahsedenlere bakıyorum ağzını açınca iftira ediyor, zehir zemberek konuşuyor, duruma göre maske takıyor. Bana hiç kimse Hz. Peygamber’in Allah’tan başka kimsenin önünde eğildiğini söyleyemez. Evet dostlar, her gün biraz daha ahiretimize yaklaşıyoruz. Öyleyse imanımızı Kuran’a arz edelim. Hz. Peygamber gibi yaşamaya çalışalım. Yarın mahşerde amel defterimiz açıldığında yüzümüzün kızaracağı, utanacağımız işlerden vakit varken vazgeçelim. Yaşadığımız hayata ve yaptığımız ibadetlerimize Kuran’dan deliller bulalım. Yani imanımızı ve hayatımızı Kuran’a arz edelim. Unutmayalım ki Rabbimiz bizi bu kitap üzerinden hesaba çekecek.
Selam, dua ve dua talebiyle.