HÜMANİSTÇE “KARDEŞLER!”

Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah’tan korkup sakının ki esirgenirsiniz. Hucurat 10

Yüreğimin daraltıcı yorgunluğu sonucu zihnim, gözyaşlarımın ruhtan akan kan olduğunu fısıldarken kulağıma; dünyada ve özellikle ülkemde yapılmak istenen fitne, kargaşa ve tefrikaya karşı yapılan birlik ve kardeşlik çağrı ve söylemleri karşısında bu konuya, vahdete değinmek istedim.

Yalanlar üzerine kurulmuş bu dünyanın yalancı insanlarının kalplerindeki sahte sevgiyi aramak gibi bir gafletle toplum genelinde vahdet ve kardeşlik tesis etmeye çalışmak hem kendimiz hem de inandığımız değerlerle çatışmıyor mu?

Bu toplumda her inanç ve düşüncede insanlar oldukça bizlerin kardeş olma şans ve ihtimali var mı? Ortak menfaat ve değerlerde birliktelik yaşayabiliriz ama kardeşlik bağı asla oluşturamayız. Bırakın bir gayri müslim’i dost edinmek, bir müslümanı bile mümin olmadıkça dost ve kardeş edinmemiz doğru değildir. Çünkü Rabbim “ Ancak müminler kardeştir.” diyor. Hoşgörü kisvesi altında hümanist tavırlar, bizi riyakâr bir kişiliğe sürüklemekten veya çıkarları önceleyip inançları yozlaştırmaktan başka bir yere ulaştırmaz. Samimiyetten uzak böylesi bir komediye lütfen son verelim.

Bugün dünyada ve özellikle Ortadoğu’ da olanlar hep ikiyüzlülerin insan sevgisinden kaynaklanmıyor mu? Bu sevgi değil midir insanları öldüren/öldürten?

Tefrika üzerinden güç devşirmeyi isteyen firavuni düşmanların yanında birde, Allah’ın istediği vahdeti değil, güç olma derdinde birlik olamama kaygısı ve özlemiyle yanıp tutuşan vahdet sevdalıların sonucudur inanın tüm bu yaşananlar.

Cehalet gemisinde hayat yolunda gören kör olan, kula kul olmayı yaşam benimsemiş kişilikten kurtulmaya çalışmadıkça aşağıda bahsedilen adamdan ne farkımız kalır. Adamcağızın birinin gözü ağrımış.

”Bana ilaç yap.” diye bir baytara gitmiş.

Hayatı yudum yudum içmiş, mesleği hayvan olan insan sarrafı baytar, Dört ayaklıların gözüne sürdüğü ilaçtan adamın gözüne sürmüş ve adamı kör etmiş.

Kör olan adam meseleyi mahkemeye götürerek davayı Hâkim’e arz etmişler.

Kör taassubiyetin çöplüğünde yeşeren Hâkim’in ibretlik kararı şöyle olur. “ Baytar’ın hiçbir diyet ödemesi gerekmez, suçsuzdur” Buna itiraz eden akıl yoksunu mağdura Hâkim’in cevabı bu sefer çok daha güzel olur ve “Eğer sen Eşek olmasaydın zaten baytara gitmezdin.” demiş.

Şu anda kimse kusura bakmasın ama durumumuz bu! milyonlarca müslümanın alçakça katledildiği bu coğrafya da hiç bir dünyevi hesap ve çıkar beklentisi gütmeden, akan bu ümmetin kanı için tasalandık mı?

Yer üstünde fitne ve fesadın kol gezdiği bu zamanda bunlara ortak olmaktansa; hani bir söz vardır; ”Gün gelecek yerin altı yerin üstünden daha hayırlı olacaktır.” diye.

İşte o gün bu uğurda ölebilmektir gerçek kardeşliği ve vahdeti diriltecek olan…

Unutmayalım ki; Ümmetin dirilişi ve her tarafı kuşatan amber misali kokması için Öd ağacı gibi ateşte yanmalı.

İşte o zaman damla damlaya katılır nehir, Nehir nehir’e kavuşur deniz olur, çağlarız.akarız.