HİKMET ARAYIŞLARI III

Evet dostlar, hikmet arayışlarına devam edelim. Geçen iki yazımızda insanı hikmetli davranmaya götüren gündelik yaşamımızdaki olayları ve karşılaşılan vakalara karşı duruşumuzu ele aldık. Aklımız erdiğince olaylara ve duruşumuza dair cevaplar aramıştık. Şimdi ise hikmetli insanların nasıl davrandığını ve olaylar karşısında ne tepki verdiklerini anlamaya çalışalım.  Evet dostlar, hikmet arayışlarına devam edelim. Geçen iki yazımızda insanı hikmetli davranmaya götüren gündelik yaşamımızdaki olayları ve karşılaşılan vakalara karşı duruşumuzu ele aldık. Aklımız erdiğince olaylara ve duruşumuza dair cevaplar aramıştık. Şimdi ise hikmetli insanların nasıl davrandığını ve olaylar karşısında ne tepki verdiklerini anlamaya çalışalım.
“(Şu) söylenen her sözü (dikkatle) dinleyen ve onların en güzeline uyan (kullarım)a: (çünkü) Allah’ın hidayetine mazhar olanlar onlardır ve onlar (gerçek) akıl iz’an sahipleridir!” (Zümer 39:18). Öncelikle anlamadan dinlemeden ön yargılı davranmak yok. Sözün tamamını dinlerler doğru olana tabi olurlar.
Hikmet verilen kişiye itidal verilmiştir. Bu sayede haddini aşıp taşkınlık yapmaz. “İşte o zaman Allah şöyle diyecek: Ey İsa, ey Meryem oğlu! Hatırla sana ve annene bağışladığım nimetleri, seni nasıl Kutsal Ruh ile güçlendirerek insanlarla beşikte iken ve yetişkin bir adam olarak konuşmanı sağladığımı; ve nasıl sana Tevratı ve İncili ihtiva eden vahiy ve hikmeti öğrettiğimi; nasıl Benim iznimle çamurdan, (sana uyanların) kaderini şekillendirdiğini ve sonra bunun Benim iznimle (onların) kaderi olabilmesi için ona üflediğini; ve nasıl iznimle körleri ve cüzamlıları iyileştirdiğini ve ölüyü ayağa kaldırdığını; sen İsrailoğullarına hakikatin bütün kanıtları ile geldiğinde ve onlardan hakikati inkara şartlanmış olanların, Bu aldatmacadan başka bir şey değildir! dedikleri zaman onların sana zarar vermelerine nasıl mani olduğumu.” (Mâide 5:110). Yorumsuz..
Hikmet, olayların sebepleri ve sonuçları. Hikmet ile eşyanın yerli yerine oturtulması, idrak ve Basiret ile anlaşılması. Yani bir nevi taşın gediğine konulması.Hikmet Kemal’e ermek gibi.Hikmet, meselenin mahiyetini anlamak..Hikmet, güzel ölçü ve örnekliğe sahip olmak.Hikmet, yaptığın işin en doğrusunu yapmak ve onun yaptığı işi gören birisinin -gayri ihtiyari- ‘bu işi yapmak için Müslüman olmak gerek’ diyebilmesi..Hikmet, en doğru kararı verebilmek.Hikmet, yoldan sapmamak ve harama bulaşmamak.Hikmet, bilgi edinmek ve bilgiyi Hayata aktarmak.Hikmet, temiz ahlaklı ve fıtratı bozulmamış kişilerin harcıdır.
“Kendisinde vahiyden bir bilgi bulunan kimse Ben dedi, sana onu gözünü açıp kapayıncaya kadar getiririm! Derken, onu önünde kurulu bir biçimde görünce dedi ki: Rabbimizin mahza bir lütfu bu; şükür mü nankörlük mü edeceğim diye beni sınıyor. Oysa ki şükreden kendi iyiliği için şükretmiş olur. Ama kim de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Rabbim kendi kendine yetendir, (mahlukata karşı da) sınırsız cömerttir.” (Neml 27:40). Bu ayette bahsi geçen olay Hazreti Süleyman’ın ‘Belkıs’ın tahtını kim buraya getirebilir?’ dedi ve ayette de dikkat çekildiği gibi kendisinde vahiden bir bilgi bulunan kimse; ‘onu göz açıp kapayıncaya kadar buraya getiririm.’ dedi. Buradaki olay aslında bir ışınlanma olayı, hem de yanındakini başka yere değil takriben 3000 kilometre uzaklıktaki bir tahtı yanına getirme olayı. Garip değil mi? Neden bu ayetle müslüman bilim adamları ya da alimler ilgilenmez? Burada sözü edilen olay Yemen’den Kudüs’e ışınlanan bir taht olayı. Maalesef elin adamı buluyor olayı ve ondan sonra bizim alimler ‘a bu bu olay falanca ayette geçiyordu.’ diyor. Kardeşim, neden biz değil de başkaları? Çünkü biz birbirimize laf yetiştirmekle meşgulüz, değil mi?
Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: “Hikmet/bilgi müminin yitiğidir onu nerede bulursa alır.” (Tirmizi, İlim 19. İbni Mace, Züht 15). Başka bir hadiste “Hikmet’e sarıl çünkü hayır Hikmettedir.” denilmektedir. Ayrıca ‘birine onu hikmetli sözlerle aydınlatmaktan daha hayırlı bir hediye verilemeyeceği’ hadisi de çeşitli kaynaklarda belirtilmiştir.
“Hikmetle (muhatabını inşa eden) bu Kur’an’a andolsun.” (Yâsîn 36:2). İnsanın hikmete ram olması için Allah’ın kitabını anlaması gerekir. “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et; ve onlara (karşı) öyle bir mücadele yöntemi ortaya koy ki, o en güzeli, en etkilisi olsun! Çünkü senin Rabbin var ya: işte O kendi yolundan sapan kimseyi de, doğru yola yöneleni de en iyi bilendir.” (Nahl 16:125). En güzeli.
“Bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan yolu tutar.” (İnsan 76:29).
Selam dua ve dua talebiyle.