HİÇ Mİ DÜŞÜNMÜYORSUNUZ? (Kur’an 37-155)

Hiç mi düşünmüyorsunuz? diyor bize Rabbimiz. Evet, hiç mi düşünmüyoruz? Elbette düşünüyoruz ama yeterli değil. İnsan devamlı olarak halden hale giriyor; bazen bir saniye içerisinde bile bakış açısı değişiyor, düşünce değişiyor. Öfkeyle bakarken bir anda sevgiyle bakabiliyor. Bir örnek verelim: Sokakta yürürken eli yüzü pislik içinde, elbisesi kirli hatta yırtık biri size yaklaşarak amca, abi veya abla, ne olur bir ekmek parası.. diyor. Siz bir anda git buradan falan diyorsunuz ve bu çocukları dünyaya getirip böyle ortalığa salıyorlar diye kızıyorsunuz hatta biraz daha ileri gidip çocuğu elinizle itiyorsunuz. Tam o sırada birisi ‘Ne yapıyorsun? O çocuk hem yetim hem öksüz, evi de yok ve kimsesiz. Böyle toplayarak karnını doyuruyor.’ diye sizi uyarsa bir anda bakışınız değişir, daha sevecen, daha sıcak, daha yakın durursunuz değil mi? Aslında herşeye yaklaşırken bõyle yaklaşmamız gerekmez mi? Her şeye bakarken böyle bakmamız gerekmez mi? Her konuda düşünürken böyle düşünmemiz gerekmez mi? En azından doğru mu yaklaşıyorum, doğru mu görüyorum, doğru mu düşünüyorum? diye kendimize bir sorabilsek. Bir çok şeyin görüldüğü gibi, bildiğimiz gibi, düşündüğümüz gibi olmadığının farkına varacağız. Biliyor musunuz Rabbimiz Kuran’da bir çok yerde düşünmeye, bakmaya ve görmeye vurgu yapıyor. İsterseniz birkaç ayetle de olsa bir göz atalım.

“Çünkü o (vahiy hakkında) sığ ve yanlış düşündü, ölçüp biçti;” (Müddessir 74:18)

“Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbirini takip edişinde; insanlara faydalı yüklerle denizlerde seyreden gemilerde; Allah’ın gökten indirerek onunla ölü toprağa can verdiği ve her çeşit canlının çoğalmasını sağladığı yağmurlarda; rüzgarların (yönünün) değişmesinde ve gökle yer arasında kendileri için tayin edilmiş belirli güzergahlarda akan bulutlarda: (bütün bunlarda) DÜŞÜNÜP, akıllarını kullananlar için mesajlar vardır.” (Bakara 2:164)

“Sizden biriniz, içinden ırmaklar akan ve çeşit çeşit meyve ile dolu bir hurma ve asma bahçesine sahip olmayı -ama sonra da sadece (bakıma muhtaç) zayıf çocuklarıyla yaşlılığa terkedilmeyi- ve sonra kızgın bir kasırganın bahçeye isabet edip onu tamamen kasıp kavurmasını ister mi? Belki DÜŞÜNÜRSÜNÜZ diye Allah mesajlarını size böylece açıklar.” (Bakara 2:266)

“Dilediğine hikmet bağışlar ve her kime hikmet bağışlanmışsa doğrusu ona en büyük servet verilmiş demektir. Ama derin kavrayış sahipleri dışında kimse bunu DÜŞÜNÜP anlayamaz.” (Bakara 2:269)

Evet düşün kâinatın nasıl yaratıldığını. Geceyi, gündüzü, sabahı, yağmuru, bulutu, kurumuş toprağı.. Hayatıve ölümü.. Neden ve nasıl yaratıldığını.. Daha çok şey sayılabilir. Unutmayalım ki insan ancak düşünerek, aklederek doğruyu bulur. Yarın çok geç olabilir, bunun için doğruyu bulup doğru yolda ilerlemek gerekir. İnsan hata eder ama esas mesele, silginizin kaleminizden sonra bitmesidir. Eğer silginiz kaleminizden önce bitiyorsa çok hata ediyorsunuz demektir. Hayatı turnusol kağıdı gibi yaşamayalım, sonra toplamaya zamanımız olmayabilir.

Selam, dua ve dua talebiyle.