HÂYIR: EVET…

Bir topluluk kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.Rad 11

Gerçeklerden uzak, düşüncesi ve kalbi kirli olanların, gerçekleri söyleyenlerden nefret ettiği bir ortamda; biliyorum ki kin ve nefret oklarına istemezsem de hedef olacağım.

Mısıroğlu’nun söylediği gibi; fikirde Müslüman, yaşantıda gâvur gibi olan insanların içinde insana hasret kaldığım yerde, “Kendi halim” diye bir yeri var. Ben hep ordayım.

Dinliyorum. Düşünüyorum.Sabrediyorum ve yeri geliyor isyan ederek haykırıyorum.

Evet! Her ne kadar gündem ve siyasete bulaşmak istemesem de, bazen ister istemez nerde durmak gerekiyor noktasında bir şeyler söyleme ihtiyacı hissediyor insan.

Önümüzdeki referandum seçiminde, Kutuplaşma ve ayrışmanın oluşturulmaya (oluşmaya) başlandığı ve buna azami bir gayret gösterildiği bu süreçte,bilmiyorum belki Ak ile Kara’nın ayrışması ve aşikar gerçeklere gözünü ve aklını yumanların niyetlerini okumak anlamında hayır mı olur acaba diye düşünmeden edemiyor şu insan.

Herkes;  Evet veya Hayır gibi iki tercih arasında, maalesef tercihe mecbur bırakılıyor.

Ne gariptir su insanoğlu..!

Söze gelir, göze gelir, gaza gelir, oraya gelir, buraya gelir. Ama ne yazık ki bir türlü yola gelmiyor, gelemiyor.

Hangi inanç, hangi dava, hangi ideoloji, hangi siyaset adına olursa olsun; bir toplumu itaatkâr tek kitleye dönüştürmek, toplumu düşüncesizleştirmekten başka hiçbir şeye yaramaz. Bırakın kararını kendileri belirlesin. Kendi kararlarımızı dikta ettirmeye kalkarak ötekileştirmeyelim. Bu toplum nasıl ki, Dün

15 Temmuzdarbe girişimini kendi hayatında edindiği doğru izlenimlerle kabullenmedi ve söylemlerinizle değil kendi öz iradesi ile sokaklara inerek doğru olanı yaptı ise inanıyorum ki bu referandumda da

Hayır da Hayır olmadığını görecek ve doğru olanı, doğru kararı verecektir.

Halk; Ağızdan çıkan laflara değil, gözlerdeki bakıştan, yüreğe inen sözlere bakıyor artık.

Söylemlerinizle halkın kararı üzerinde kararsızlık oluşturmaktan vazgeçin!

Halkın vereceği yanlış bir karar bile olsa kararsızlıktan her zaman daha iyidir.

Neden mi? Olur ki o yanlış karar onu doğru karar almaya yönlendirir? Ama kararsızlık onu umutsuzluğa, umutsuzlukta ölüme sürükler. Tıpkı3 gün boyunca her tarafı kapalı bir tahta kutunun içerisine konulan fare gibi…

3 gün sonra kutu açıldığında; dört bir tarafında yüzlerce çentik bulunan kutudaki farenin öldüğü görülür.

Hoca öğrencilerine sorar:

“Bu fare niye ölmüştür.” diye.

Öğrencilerin bazısı açlıktan, bir diğeri susuzluktan, bir ötekisi de havasızlıktan ölmüş olabileceğini söyler.

Hoca: “ Hayır bilemediniz.

Bu fare kararsızlıktan ölmüştür.

Dikkat edin fare kutudan çıkmak için kutunun bir tarafını kemirmiş, daha sonra umudunu kesmiş diğer tarafı kemirmeye başlamış.

Böyle yüzlerce yere çentik atarak enerjisini kaybetmiş ve ölmüştür. Fare eğer tüm enerjisini kutunun bir tarafını kemirmeye harcasaydı kutuyu delecek ve kurtulacaktı.

Sizde artık bu milleti kararsızlığa iterek umutsuzluğa, umutsuzluktan da ölümlere sürüklemeyin.Unutmayın ki Kararsızlık öldürür.

Ve tekrar unutmayın ki;

Bu millet Hâyır içinEvet demeyi biliyor.

Çünkü dirilmek ve yaşamayı seviyor.

Esareti değil özgürlüğü istiyor.