HASRETLİK SÖYLEM

Memleket hasreti ozleminde yapmış oldugum ziyaretlerden dolayi bu hafta pek vakit bulamadığımdan ötürü ancak şu şiir tadında bir yazi ile seslenmek istedim.
Begenmeniz dilegiyle …. Sabahın ılık seher yeliyle gönderiyorum bu satırları sana… Dertlerimi değil. Sevgimi, hasretimi, selamımı Yüklüyorum seher yeline…
Yükümü, Ne rüzgâr, ne fırtına Nede sizler taşıyabilirsiniz? Hasret kokan kokunu, bir ben taşırım, Zayıf omuzlarımda… Ciğerimden kopup gelen bir silkinişle Yükledim cılız bedenime…
Artık ne ben bırakabilirim onu, ne de o beni Kan kardeş olmuşuz. Kederlerle, ayrılık özlemleriyle… Acı, Ekmeğim. Sabır, Katığım olmuş, Tek tesellimse sabahın seher yeliyle Bana ulaşan duaların…
İnsanlar süzerken gözlerimi, İniltiyle bakışan gözlerin titretiyor yüreğimi. Masum çehren gözümün önüne geliyor. Titriyor yüreğim toprağa tutunup, Kök salmak için çırpınan taze fidanlar gibi…
Şimdi kış gelmiştir bizim oralara, Tülbendine yansıyan yüzünün hayaliyle Gözyaşlarımla akıtıyorum özlemimi ayazlara Akan gözyaşım ısıtıyor benliğimi hayalinle.Bulgur pilavı pişirmişsin yine bakır sahanda. Sofraya getirirken yüreğinle titriyor ellerin…Gözlerin dolunay gibi parlayıp nemlenirken “Yavrumda severdi ” diye nefes çekerken içinden, Nemlenen gözlerin boşanıveriyor…
Gözyaşlarınla yağmuru ıslatıyorsun biliyorum. Pencere kenarında. Karlı dağlara takılıyor yine bakışların, Kokumu getiren seher yeliyle  Dilinde ümit duasıyla… Ayrılık duvarlarını yıkıp,
Koca dağları aşıp gelmemi, İçindeki hasreti söndürmemi bekliyorsun… Her su döküşünde kafama tak diye, Tası vuruşunun sesi  O sese kulak verdim şimdi. Anlamsız gelen o ses;
Rüzgâr değil, fırtına değil, Tutunacak bir dal, çalacak bir kapı arayışı içinde olan mazlumların iniltisiydi… Bir davam var. Onunla yatıp kalktığım, Yiyip içtiğim bir davam…
Huzur arayan gönüllere bir bir kapılar açılıyor. Ben bu kapılardan boşanan nur deryasında  bir dalga değil, atmosferde bulunmaya çalışan ükirli bir toz zerresi, tanesiyim… Varsın ayrılık duvarları,
Dağlar kavuşmamıza engel olsunlar.İsterse kokunu rüzgâr getirmesin bana,  Ömrüm bu bahara yetişmese de olur. Varsın kavuşmamız başka baharlara kalsın.Varsın ayrılığın paslı hançeri ciğerime saplansın. İsterim ki bedenimden sızan kanlar Bir iz bıraksın ardımdan,  Kilometre taşları olsun, gelecek nesile. Gam yemem. Canım yolunda feda olsun Varsın kavuşmayalımda…
Benim bu naçiz ruhum Ve ruhumun içinde bulunduğu bedenim, O ayakların izinde feda olsun… Kör kuyuda da olsa, Uzak diyarlardan kokusunu aldığın, Bu Yusuf’un kurban olsun davaya…