HARİTASIZ BİR YOLCULUK

HARİTASIZ BİR YOLCULUK (KAVRAMLARDA BOĞULMAK)

 

De ki: “Şüphesiz; benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (Enam-162)

Çocuklar için bir oyun, bizler için haritasız bir yolculuk olan bu hayatta; şarkıların içinde, anılarda unutulmuş, rüzgâra yakalanmış bulutların kaçınılmaz kaderi gibi girdapta kaybolmuş “Aşk”ı arayan bu yürek bana ait değildi artık.

Sevgiye ait Ben’ime aitti. Çünkü bu yürek beni çoktan aşmıştı. Sevgimin Ben’imi, Ben’imin beni aşmasını sevdim.

Bunun adına Aşk mı? Ne derler bilmiyorum. Tarifi olmayan Aşkın tarifini gidin o zaman Mevlana’ya sorun.

Mevlana’ya aşkı soruyorlar; ”Ben ol’ da bil.” demiş ve bu, çok manidar bir söz olarak tarihe geçiyor. Oysa dikkat edilirse Mevlana burada aşkı tarif etmiyor ki; ‘ben ol bil’ diyor sadece.

Tarifinin olmayacağını, olsa bile bir başkası için anlam ifade etmeyeceğini anlatıyor.

Çünkü insan ancak bir şeyin anlamını yaşayarak hissedebilir, hissederek elde edebilir.

Oysa aşkı kendi gözlemince farklı farklı tarif eden nice kişilere rastlarız ama hiçbirinin tarifi, Mevlana’nın tarif olmayan, sade yalın bu gerçeği kadar değerli bir söz olarak önem kazanmıyor.

Aslında Mevlana,

Sıradan insanların tarif edemediği aşkın tarifinin yapılamayacağını söylüyor sadece…

”Öyle bir şey ki tarifini yapamıyorum” diyen sıradan bir insanın sözünden farklı bir şey değil söylediği…

Derin anlamlar ve hakikatler, basit denilen kelimelerde yatar.

Ama bu gerçek bir Bilgin’in ağzından çıkınca (önemli olan farkında olmaktır) aşkın tarifinde kullanılan en büyük tarif olma özelliği kazanıyor.

Benzer bir örnek te;

Dünyada kazandığı az şey ile sevinen; Kaybettiği cüzi şeye üzülen, kahrolan, Ahiretten ise kaybettiği birçok şeye üzülmeyen, hüzünlenmeyen insana, Korkular salan bir çığlık,

Dünya ve içindekilerin faniliğini musiki edayla haykıran “Ölüm nedir?’ diye,

Konfüçyüs’ e öğrencisinin sorması üzerine bilge diyor ki:

”Ben yaşamın ne olduğunu sana tarif edemezken, ölümü nasıl tarif edebilirim?” Yaşanan yaşamı tarif etmekten aciz olan birinin, yaşamadığı şeyi tarif etmesi elbette ki imkânsızdır.

Aslında herkesin bildiği ama bilgelerin ağzından çıkan bu sade sözlerin, diğer tüm tariflerden çok beğenilip, değer görmesinin ve seçilmesinin sebebi de herkesin bilip hissettiğini yansıtmasından kaynaklanıyor olmasıdır bence..

Diğer tarifler ise sadece tarif edenin fenomeni içinde kendi anladığını söylemesinden dolayı kabul ederler ve bireylerin fenomenlerinden kaynaklanan farklılıklar, farklı bakış açılarının neden olduğu tarifler meydana çıkarır.

Herkes tarifini; tarif ettiği şeyin tarifi olarak görüyorsa eğer bende ;

Allah’ı gorüyormuşçasına Allah’a kulluk etmektir aşk,

Ölüm ise Allah’a (Yar’e) ulaştıran yoldur. vasıtadır.diyorum vesselam…..