H.z İBRAHİM (a.s)

Bu hafta inşallah Hz. İbrahim’i analım ve anlamaya çalışalım. Malum Hz. İbrahim daha küçük yaştayken sorgulamaya başlayan ve sorgulayarak doğrulara ulaşan bir peygamberdir.

Hani İbrahim, babası Âzer’e, “Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.” demişti. (En’am 74)

“Böylece Biz İbrahim’e, [Allah’ın] gökler ve yer üzerindeki güçlü hükümranlığı ile ilgili [ilk] kavrayışı kazandırdık’ki kalben mutmain olan kimselerden olsun”(En’am 75).

Yani burada rabbimiz olan Allah bize vahyin sadece Kuran olmadığını; Kuran’ın okunan vahiy, bunun dışındakilerinse Allah’ın kevni (gözle görülen ya da görülmeyen) ayetleri olduğunu bildiriyor.

“Sonra, gecenin karanlığı bastırdığı zaman [gökte] bir yıldız gördü [ve] haykırdı: “İşte bu (mu) benim Rabbim!” Ama yıldız kaybolunca, “Ben batan şeyleri sevmem!” diye söylendi”(En’am 76).

“Sonra, ayın doğduğunu görünce, “Benim Rabbim bu!” dedi. Ama ay da batınca, “Gerçekten, eğer Rabbim beni doğru yola iletmezse ben kesinlikle sapıklığa düşmüş kimselerden olurum!” dedi.” (En’am 77). Allah doğru yola girmek isteyeni doğru yola iletir.

“Güneşi doğarken görünce de, Rabbim budur, zira bu daha büyük, dedi. O da batınca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım”(En’am 78).

Buradaki birkaç ayette Hz. İbrahim’in dünyasını ve ahretini ilgilendiren konu üzerinde ne kadar derin ve sorgulayıcı davrandığını görmekteyiz. Oysa ki biz, basit bir elbise alırken bile belki 5-6 dükkan gezdiğimiz olurken; dinimiz hakkında hiç ama hiç sorgulayıcı değiliz. Oysa ki Rabbimiz bize bu birkaç ayette sorgulayıcı olmamızı Hz. İbrahim üzerinden örneklendiriyor. Kendimizi sadece ve sadece şu ayetle sınayabiliriz oysa; “Göçebe Araplar: “İnandık” dediler. De ki: “İnanmadınız, fakat ‘İslam olduk’ deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Elçisine itaat ederseniz (Allah), yaptığınız güzel işlerden hiçbirinin sevabını size eksik vermez. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”(Hucurat 14)

Ayette de görüldüğü gibi bizim özde değil sözde, yaşantıda değil sanalda iman ettiğimiz görülmektedir. Oysa ki bir cihazı icat edenden daha iyi kullanma kılavuzunu kimse yazamaz. İnsanı ve tüm kâinatı görünen ve görünmeyeni zerreden küreye ,okyanustan damlaya her şeyi yaratanın Allah olduğunu söylüyoruz ama bunları kullanma kılavuzu olarak peygamberi vasıtasıyla bize ulaşmış olan vahyi ya da Kuranı anlamak ve yaşamak için çaba göstermiyoruz. Bir çoğumuz belki de Kuranı baştan sona hiç okumadık. Hatta bazen öyle şeylere saptık ki doğru bildiğimiz birçok şeyi Kuran’da gördüğümüzde Allah’ın ayetlerinde bile şüphe ve terettüte düştüğümüz olmuştur.

Ve Kuran Hz. İbrahim’in diliyle bize sesleniyor: “Bakın, ben bâtıl olan her şeyden uzak durarak yüzümü gökleri ve yeri var eden Allah’a çevirmekteyim; ve ben O’ndan başkasına ilahlık yakıştıranlardan değilim!” (En’am 79).

Bu haftalıkta bu kadar. Kalbinizin sahibine emanet olun. Selam ve dua ile.