GÜNCELLEME DEĞİL, GÜZELLEME!

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme;
Çünkü sen ne yeri yarabilirsin,
ne dağlara boyca ulaşabilirsin. İsra:37
Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin.
Kaldı ki siz gerçeği biliyorsunuz. Bakara:42
Issız bir çölde; Yıllar boyu yürümek zorunda kalmış bir yolcunun, aç ve susuz geçirdiği bir yolculuktan ibaret olan bu hayatta…
Neden ve ne zamandır yürüdüğünü bilmeyen ve bu yolculuğun ne vakte kadar devam edeceği hakkında en ufak bir fikri olmayan bir meczup,
bir mecnun olarak… Ben…
Sadece ben mi? Yooo. Hayır, benim gibi binlerce hatta milyonlarcası var!
Hepsi de ne yaptığından habersiz, yan yana omuz omuza adımlıyorlar hayatı.
Böyle bir dünyada, düşlerini bile kuramadığım bir dünyana çekiyor beni karmaşık düşüncelerim..
Böylesi bir dünyada, kaybolmuşluğun girdabında, perişan ve acziyet içerisinde bir adam!
Gecenin zifiri karanlığında yol giderken ayağı demir bir sikkeye dokundu, karanlıkta ayağına takılan şeyin altın olduğunu düşündü bir anda. Oradan, yerde bulduğu bolmasaydı aldı ve yerde olanın ne olduğunu net olarak anlamak için bulduğu kâğıdı yaktı.
Baktı ki yerde olan demir bir liraymış,
Sonra, yerde bulup yaktığı kağıdın da; iki yüz lira olduğunu fark etti ve neyi ne için yaktım diye üzülmeye başladı.
İşte; Birçoğumuzun hayat ve yaşantısında bulunan çok değerli şeyleri, hiç bir değeri ve kıymeti olmayan şeyler için yakıp kül ediyoruz ve bunun farkında bile olmuyoruz maalesef… yazık..
Dünya değil dünyalar bizim iken;
Kendi otoriteleri ile çizdikleri sınırları, toprakları, bizlere dikta ile “vatan” diye yutturan…
Gökyüzünde parlayan yıldızlar bizim iken; Rüzgârda sallanan “bayrağı” kutsayarak bizleri bir bez parçasına tutsak eden…
Âlemlerin sahibine boyun eğen “Eşrefül Mahlukat” denilen insana rağmen;
Destekle ayakta duran, ruhsuz heykellere özgürlük dedirten…
Gözleri bağlı olduğu için kendisine tecavüz edenin kim olduğunu bilmeyen, elinde terazi tutan zavallı bir kadının heykelini bizlere adalet…
diye yutturmaya kalkışan düşüncesi kara,
beyaz adamlar köle ettiler bizleri tüm bunlara…
İşte! Dinime küfredilen böylesi bir dünyada,
“Dinime küfreden bari müslüman olsa…” lanetli söylemini meşrulaştırma adına, bugün ne yazık ki müslüman küfrediyor dinime!
Bu ne yaman bir çelişki böyle. Keşke küfreden gayri müslim olsaydı da,müslüman olmasaydı
Hiç kimse;
Kitleleri etrafında toplamak,İnsanları İslam’a kazandırmak, onlara şirin gözükmek, onlara yaklaşabilmek, onları İslam’dan nefret ettirmemek ve dostluklarını kazanmak adına İSLAM ‘dan taviz verme veya İslam adına yol aralama yetkisine sahip değildir, olamaz da…
Güzelleme yapayım derken güncelleme yapma hakkına, yetkisine ve cesaretine sahip olmak nasıl bir akıl tutulmasıdır anlayabilmiş değilim.
Hiçbir şey, Adaletin kendisi olan Allah’ın dininin ve din sahibinin önüne geçemez, öncelenemez.
İster bu şey; dünyada en değerli görünen varlık ve değer olsun, fark etmez.

Tercihlerimiz bizi hüsranlara uğratmasın sakın.