GENÇ KARDEŞİM! DÜŞÜN, DANIŞ VE UYGULA

Pazarcık Havadis Gazetesinde “Başarmak İçin Başla” isimli kitabımın bu hafta 50. sayfasından 68. sayfasına kadar olan kısmını yayınlıyoruz. Ya bismillah.

Başta Gençlerimiz olmak üzere tüm okuyucularıma bu hafta “istişare etmenin ve bilen insanlara danışmanın önemini anlatacağım. Sizi öncelikle bir ayet-i kerime üzerinde düşünmeye çağırıyorum. Gelin hep birlikte Al-i İmran Suresi 159. ayete yürekten kulak verelim. “İş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.”

Evet, herkes Dünya’da her şeyi bilemez. Ancak bilenlere danışarak çok şey öğrenir. “Danışan dağlar aşmış, danışmayan yoldan şaşmış” derler. Biz soracağız ve sorduktan sonra da ortak akılla hareket edeceğiz.

1-Ortak Akıl

Son yılların çok güncel ve çok önemli bir kavramı: Ortak Akıl.

Misyon ve vizyon gibi ortak akıl kavramı da çok kullanılmakta ve yönetim ve akademik çevrelerde devamlı surette gündemde kalmaktadır.

Ortak akıl denilen şey, esasında danışmaktır, görüşmektir ve fikirlerden yeni fikirler elde etmektedir.

Müsademe-i efkârdan

Barika-ı hakikat doğar.

Namık Kemal

Karşılıklı olarak görüş ve düşüncelerin tartışılmasından gerçeğin kendisi ortaya çıkar. Fikirlerin müzakeresinden hakikat kıvılcımları meydana gelir.

Şimdilerde çalıştay (workshop), beyin fırtınası (brainstorm) dedikleri husus işte yukarıda belirtilen husustur. Bir mesele etrafında insanların toplanıp görüşlerini açıklamaları ve fikir teatisinde (görüş alışverişinde) bulunulması durumunda yeni bir görüş ve en doğru yöntem ortaya çıkar. Biz buna “ortak akıl” diyoruz.

2-Görüşmek, Danışmak ve Aklını Kullanmak

Hangi iş olursa olsun, mutlaka ve mutlaka bilenlerden ve aklı, fikri olgunluğa erişmiş olanlardan yardım almak için görüşmek ve onlara danışmak gerektir. Bir işe başlamadan önce, istişare etmek ve danışmak insana çok büyük fayda sağlayacaktır.

Sahabeden Hz. Ebu Hüreyre “Resulullah’tan daha fazla arkadaşlarıyla istişare eden ve çevresindekilerle görüş alışverişinde bulunan bir kimseyi görmedim” diyerek, Sevgili Peygamber Efendimizin (asm) danışmaya ve istişareye verdiği önemi belirtmiştir.

Şura Suresi 38. ayette, Mü’minler anlatılırken “onların işleri şura (danışma) iledir” diye belirtilmektedir. Ayetin tamamı şöyledir: “Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve

namazı kılarlar. Onların işleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da harcarlar.”

3- Tasarlamak ve Planlamak

Planlama denildiğinde, başarı için bir araya getirilmesi gereken unsurların nerede, nasıl ve hangi vakitte hazır olması gerektiğinin önce zihnen düşünülmesi ve daha sonra da ya yazılı bir şemaya bağlanması ya da kafada tasarlanmasıdır.

Öncelikle ilkeniz ve felsefeniz şu olsun:

“Söz uçar, yazı kalır. İşlerinizi yazıyla planlayın. Yanınızda mutlaka bir ajanda ve not defteriniz kesinlikle olsun.”

Şurası bir gerçek:

“Zamanı yönetemezsiniz ve planlı olmazsanız, zaman sizi yönetir. Planlı olun.”

Neyi planlayacaksınız? Nasıl planlayacaksınız?

Maksadınıza, hedefinize giderken ne gerekiyorsa ve hangi birim ya da güçleri kullanacaksanız, onu planlayacaksınız.

Bir öğrenci için planlamada şu hususlar öne çıkar: Kitaplar, masa, oda, ortam, ısı, aydınlık, odanın hava durumu, sessizlik, uygun çalışma saatleri ve benzeri hususlar planlanmalıdır.

Bir yerde yöneticiyseniz, organizasyon, birimler, teşkilat, mevzuat ve fiziki ortam (bina, masa vb gibi) unsurların hepsi de planlamaya dahildir. “Planlama, geleceği bugünden görmektir.” Planlama, belli bir maksadın gerçekleştirilmesi için önceden tasarlanan tüm kontrol ve tedbirler bütünüdür.

Planlama, geniş boyutlu düşünmek ve yola çıkmadan önce bütün tedbirleri almaktır. Yola çıkıldıktan sonra artık geriye dönüş mümkün olmayabilir. Ya da geriye dönüş mümkün olsa da vakit kaybı sözkonusudur. Bazen de telafisi imkansız zararlar ortaya çıkabilir. Yola çıkmışsınız ve tedbir almadığınız için (arızalı bir arabayla yola çıktığınızı düşünün) maazallah, bir kaza olduğunda, bir vefat meydana geldiğinde, bunun telafisi mümkün olur mu?

Çocukluğumda mahallemizde kamyonculukla uğraşan komşularımız çoktu. O kamyonlardan birisinin arkasında yazan şu yazıyı hiç unutmam: “Geç geldi deşsinler, geçmiş olsun demesinler.”

Anlayan, dinleyen kamyon yazılarından bile ders çıkarır.

Anlamayana, dinlemeyene ise ciltlerle kitap yazsan bile nafile.

Yola çıkmadan gerçekleştirilen her tasarlama ve planlama esasında tedbir almak ve güvenli hareket etmek demektir.

4-Tedbir Gereklidir

Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (asm) yanına bir Bedevi geliyor. Resûlullah kendisine soruyor:

-Deveni nereye bıraktın?

Bedevi: -Allah’a emanet ettim.

Resûlûllah kendisine şu cevabı veriyor:

-Evvela deveni sağlam kazığa bağla, daha sonra Allahû Tealâ’ya emanet et.

Tedbir bizim için tamamen sağlamcı olmak, gereken önlemleri aldıktan sonra en sonunda tevekkül içerisinde olmaktır.

“Tevekkül et, ancak teekkül etme”

Teekkül hazır yiyicilik ve tembelliktir.

Bu noktada Asr-ı Saadet’ten şu meseli anlatmanın tam sırasıdır: Hz. Ömer (ra) Yemen’den gelmiş bir grup insanla karşılaşmıştı. Onlara: “Siz ne ile geçiniyorsunuz?” diye sordu. Onlar da: “Biz tevekkül edenleriz” dediler. Hz. Ömer (ra) onlara kızdı. “Yalan söylüyorsunuz. Siz tevekkül edenler değil, teekkül edenlersiniz, yani çalışmaktan kaçıp hazır yiyenlersiniz” buyurdu.

Görüşmeler, istişareler, fikir almalar , akıl danışmalar ve bunlarla birlikte gerçekleştirilen tasarım ve planlamadan sonra, artık uygulamaya başlama vaktidir. Artık harekete geçme vaktidir.

Yukarıda belirttiğim tüm hareketlerin içerisinde tedbir vardır. İnsanlar niçin bir hususta görüşme yapar ve istişarelerde bulunur ki, elbette tedbir almak içindir.

Bir iş, bir proje için düşünce geliştirmiş, hedef belirlemiş, tasarım ve planlamada bulunmuş, gereken görüşmeleri ve danışmaları (istişareleri) gerçekleştirmiş, özgüveni en yüksek noktada bir insan için bu noktadan sonra ne gerekiyor.

Harekete geçmek, düşünceyi, fikri ve projeyi uygulamaya geçirmek.

İşte kararlı olmak dediğimiz o en önemli özellik ve haslet bunlardan sonra başlar.

Yukarıdaki aşamaları aşmadan ve gereken hazırlıkları tamamlamadan kararlı olmak hiçbir işe yaramaz.

Ancak, gerekli olan şeyleri bir araya getirme potansiyeli ve hedefe doğru ilerleme azmi olduğunda kararlılık gündeme gelir.

5-Kararlı Olmak

“Ya İstanbul beni alır, ya ben İstanbul’u alırım.”

Fatih Sultan Mehmed Han

Kararlı ve cesur davranmak sizi başarıya götürür. Bilinen bir söz vardır: “En kötü karar, karasızlıktan iyidir.”

Kararsızlık ve tereddüt içerisinde olan bir kişi hiçbir işte başarılı olamaz.

Her türlü araştırma, planlama ve hedef belirlemeden önce, kişi kararlı mı ve kendisinden emin mi? İşte bu soruların cevapları önemlidir.

Kişi tam karar verecek ve kendisinden emin olacak ve böylece “ya bismillah” diyerek yolunda ilerleyecektir.

6-Sabır/Sebat = Direnç/Süreklilik

Hangi işte olursa olsun, önemli olan sabır ve sebat göstermektir. Sabır ve sebat gösterilmezse başarı sağlanamaz.

Sabır dirençtir. Sebat da sürekliliktir.

“Taşı Delen Suyun Kuvveti Değil,

Damlaların Sürekliliğidir.”

Hedefe ulaşmak, başarıyı elde etmek için sabır ve süreklilik şarttır. Belki bazen küçük adım atarsınız, bazen bir adım değil bir zıplama yaparsınız hedefinize giderken, ancak pes etmek ve geri dönmek asla yoktur.

Bir hedefiniz varsa, asla geriye dönmeyin ve istikametten şaşmayın.

Size vesvese veren ya da yolunuzdan döndürmek isteyenler olacaktır. Ancak onların hiçbir tesiri yoktur. Çünkü, güç ve kuvvet sizde, azim ve irade size aittir.

Size karamsarlık ve umutsuzluk verenlerin sözleri, sizde tereddüt değil, inanç ve kararlılık sağlamalıdır.

“Unutmayın, hedefine gidenlerin üzerinde vesvesecilerin ve karamsarların hiçbir tesiri yoktur.”

Başarı yolculuğundaki her insan, hem çevresi, hem de düşmanları tarafından sürekli takip edilir. Bu ikisi, her başarıya giden insana musallat edilmiştir. Bu musallatların mevcut olması görünüşte bizim aleyhimizedir. Ancak asıl olan öyle değildir. Bu ikisi bizim kabiliyetlerimizin gelişmesine hizmet ediyor.

Başarı yolcusu bu ikisiyle mücadele ettikçe kararlılık ve kuvvet kazanır.

Nasıl mı?

Aç kalan bir insan nasıl dayanıklılık ve zindelik konusunda imtihandan geçip vücudu daha da sıhhatli olursa, aynı onun gibi, çevresindeki olumsuz kişilerin ve düşmanlarının hilelerine inanmayan ve onlarla mücadele eden her insan ruhen kararlılık ve kuvvet kazanır.

7-Düşmanlar ve Rakipler İnsanı Tetikte ve Zinde Tutar

Bazen şer görünen şeylerde hayır, hayır görünen şeylerde de şer vardır.

Bu gerçekten hareketle insan, rakiplerini ve kendisine musallat olan düşmanlarını bir mihnet (sıkıntı, dert) değil, belki de nimet olarak görmelidir.

Üstad Bediüzzaman der ki; “serçe kuşuna musallat olan atmaca o serçe kuşunun kabiliyetlerinin gelişmesine hizmet eder.” Atmaca, serçe kuşuna saldırmasa ve onu yemeye kalkmasa, serçe kuşu miskin miskin bir ağaç dalında yaşayacak ve çeviklik ve hareketlilik kazanamayacaktı. Aynı bunun gibi, düşmanların, rakiplerin ve çevremizdeki uyuşukların sözlerine ve hilelerine uymayıp devamlı suretle kendimizi yenilersek ve planlarımızı yerine getirirsek mücadeleden güçlenerek çıkacağız.

Hayatta başarılı olmak ve içsel yolculukta da gerçeklere ulaşmak için; “tefekkür ve düşünce, sabır ve sebat ile çalışmak ve azimli olmak şarttır.”

Yolunuzu ve hedefinizi belirlemiş iseniz, sizi bu yoldan sizden geri çeviremez, ancak siz vazgeçerseniz, kaybeden olursunuz.

“Kaybetmemek İçin Vazgeçme.”

Hedefinden vazgeçenler hep kaybedenlerdir. Sen vazgeçme! Vur kazmayı Ferhat gibi.

Ferhat, Şirin’in aşkıyla dağları delmedi mi? Sen de hedefin için, dağları delecek irade ve azme sahip olmalısın.

“Bunun için düşün, başla ve başarıya ulaş.”

Evet Gençler, “akıl akıldan, fikir fikirden üstündür.” Herkesin her şeyi bilmesi mümkün değildir. İnsanların bazıları bazılarından bazı özellikleri, farklı kabiliyetleri ile ayrılırlar. Farklı açıdan bakabilen, tecrübesi olan kabiliyetli insanlara danışmak ve akıl almak, beraberinde tedbir ve başarı getirir.

Danışmak ve akıl aldıktan sonra , tedbirler geliştirdikten sonra kararlılık gerekmektedir.

Bu aşamalardan sonra çalışmak, çalışmak ve çalışmak gereklidir.

Pazarcık Havadis Gazetesinde “Başarmak İçin Başla” isimli kitabımın “bölüm bölüm yayınlanması” devam edecektir inşallah. Böylece adı geçen kitabımda belirttiğim tüm fikir ve görüşleri bu Gazete vasıtasıyla birkaç ay içerisinde öğrenmiş olacaksınız. Maksadımız başta Gençlerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımıza ışık tutmak ve yardımcı olmaktır. Haydi hayırlısı.

Ahmet SANDAL