GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE PAZARCIK’TA BERBER VE TERZİ ESNAFI

“Pazarcık’ta İz Bırakmış Şahsiyetler ve Manevi Değerlerimiz” Serisi altında Hocalarımızdan, Alimlerimizden, Şoförlerimizden, Fırıncı ve Pastaneci Esnafımızdan isimleri ve hatıraları Pazarcık Havadis Gazetemizin geçmiş sayılarında okudunuz. Bu sayımızda ise “Pazarcık’ta Geçmişten Günümüze Berber ve Terzi Esnafı” hakkında bilgiler verip, anılar paylaşacağız. Bu isimlere geçmeden önce geçen hafta Fırıncı ve Pastaneci Esnafı anlatırken bir isimde sehven yanlışlık yaptığımı anladım. Bu nedenle o ismi bu yazıda doğru bir şekilde belirteceğim. Ayrıca, Pazarcık Fırıncı Esnafından isimlerini unuttuklarım olmuş. Onları da bu yazıda ekleyeceğim.
Evet, geçen hafta Fırıncı Çil Ali yazacakken, bunu yanlış yazmışım. Fırıncı Çil Ali, en son, sanırım Arıkoğlu Apartmanı yanındaki fırını işletti. Allah rahmet eylesin. Geçen hafta yazmayı unuttuğum Fırıncı isimleri olarak bu hafta şu isimleri belirtebiliriz: Yukarı Pazarcık’ta Fırıncı Bekir Erdoğan, Fatih Mahallesinde Fırıncı Göreli (Nalbant’ın Oğlu).
Evet, geçen haftadan bu isimleri ilave ettikten sonra, şimdi bu sayımızda “Geçmişten Günümüze Pazarcık’ta Berber ve Terzi Esnafının isimlerine yer verelim.
Pazarcık’ta Berber esnafı denildiğinde benim aklıma en eskilerden yenilere doğru şu isimler gelmektedir:
Berber Abdi, (Abdi Sezer, TBMM Eski Başkanı Ferruh Bozbeyli’nin Amcasının Oğlu), Berber Ahmet Tekşen, Berber Ali Tekşen, Berber Bilal Sabır, Berber Hanifi Karaaslan, Berber Mehmet Karaaslan (Lölük), Berber Ramazan Aksuvar (Gıdıbiş), Berber Mehmet Özcan (Berber Göççük), Berber Ökkeş Göğremiş (İki Berber Ökkeş Göğremiş var), Berber Mehmet Göğremiş, Berber Mustafa Göğremiş, Berber Aytogan (Salman Aytogan’ın Babası), Berber Abdurrahman Tolungüç, Berber Sadettin Tolungüç, Berber Mustafa Karayiğit (Berber Çapar Mustafa), Berber Hamit Madensoy, Berber Bilal Madensoy, Berber Yakup Madensoy, Berber Ahmet Maden, Berber Mustafa Saldı, Berber İmam Göğremiş, Berber Ferit Büyüköz (Kulak), Berber Ali Berktaş (Şeker Ali), Ufacıklı Cafer’in Oğlu Berber, Berber Şaban Madensoy, Berber İsa Tolungüç, Berber Yusuf Madenkuyu, (İki Yusuf Madenkuyu var. Birisi Mecit Hoca’nın Abisidir) Berber Cuma Talan, Berber Halil Görgeçir, Berber Veli Oğuz, Berber Murat Çaptı, Berber İsmail, Berber Ali Şallı, Berber Mehmet Tat, Demir-Doğramacı İkizlerin Dükkanının yanındaki Berber Esnafı, ve aklıma gelmeyen diğer Berber esnafımız. Yaşayanlara Allah selamet versin, Ahirete irtihal edenlere Rabbim rahmet eylesin.
Pazarcık’ta Terzi esnafı denildiğinde benim aklıma en eskilerden yenilere doğru şu isimler gelmektedir:
Terzi Ramazan Güvenç, Terzi Besnili Ahmet Uslu, Terzi Niyazi Kaya, Terzi Mahmut Uluocak, Terzi Ali Emmez (Kemçik Ali), Terzi Hakkı Demir, Terzi Fehmi Beyazıt, Terzi Haki Tekşen, Terzi Avni Tekşen, Terzi Hüseyin, Terzi Şahin Erdemli, Terzi Mustafa Bircan, Terzi Mehmet Bozdoğan, Terzi Şükrü Kenger, Terzi Mustafa Çamsarı, (Pazarcık’ta iki Terzi Mustafa Çamsarı mevcuttur. Büyük Terzi Mustafa Çamsarı Hüseyin Dayımın, Küçük Terzi Mustafa Çamsarı İshak Dayımın oğludur), Terzi Halit Gencal, Terzi Hamdi Kaygı, Terzi Ceritli Mehmet Çağlar, Terzi Recep Karayiğit, Terzi İzzet Karaaslan, Terzi Zeki Lafvermez, Terzi Ökkeş Ağyar (Beşenli), Terzi Ökkeş Etyemez (Taşo), Terzi Mehmet Tankişi, Terzi Kasım, Terzi Fikret Güneş, Terzi Mustafa Çerkezoğlu, Terzi Hacı Kaplan, Terzi Şahin Kaplan, Terzi Kayhan Yıldız, Terzi Mehmet Şaban (Lakabı Sosyalist), Terzi Şakulluoğlu, Terzi Seyfettin Tolungüç, Terzi Mehmet Göğremiş, (iki Terzi Mehmet Göğremiş var. Birisi Muhtar), Terzi Resul Karayiğit (Muhtar), Terzi Selahattin Pınarbaşı, Terzi Ceritli Mustafa, Terzi Yusuf İğde, Terzi Yasin Delibalta ve ve aklıma gelmeyen diğer Berber esnafımız. Yaşayanlara Allah selamet versin, Ahirete irtihal edenlere Rabbim rahmet eylesin.
Ben Berber esnafı denildiğinde ve çocukluğuma döndüğümde Lölük lakaplı Mehmet Karaaslan’ı hatırlarım. Çocukken saçlarım her uzadığında Babam beni Berber Lölük’e gönderirdi. Berber Lölük Babamın çocukluk arkadaşı olduğu için traş olmaya çocukken hep Lölük Emmi’ye giderdim. Gençlik yıllarımıza adım attığımızda gençliğin de verdiği atmosferden dolayı, yaşça bize yakın berberlerde traş olmaya başladık. Bizim mahalleden komşumuz Berber Ali Berktaş, lakabıyla söyleyecek olursak “Şeker Ali” benim çocukluk arkadaşımdır. Gençlik yıllarımda traş olmak için Berber Ali’ye gitmeye başladık. Tabi ara sıra başka berberlerde de traş olmuşluğumuz vardır. Mesela, Berber Ferit, lakabıyla söyleyecek olursak “Kulak”, gençlik yıllarımızda ve Müfettiş Yardımcısı olarak 20’li yaşlarda göreve başladıktan sonra saçımı çok traş etmiştir. Berber Ferit’in konuşması da kibar ve nazik idi: “Bir taraftan traş eder, diğer taraftan sohbet eder, şakalaşır, “Müfettiş Bey” diye bana hitap ederdi.
Gençlik yıllarımızda “alaburus” dedikleri saç modası yaygın idi. Bir de “Amerikan tıraşı vardı. Alaburus ile Amerikan tıraşı sanırım aynıydı. Bu saç modellerine gençlik yıllarında geçiş yaptık. “Havamız ve forsumuz olsun” diye saçımızı alaburus tıraş ettik. Ancak, bundan önce çocukluk yıllarımızda saçımızı ya 2’ye, ya da 3’e tıraş ettirirdik. 2 dediğimizde saçımızın neredeyse usturayla kesilmiş gibi derisi dahi görülürdü. Ancak 3 numara tıraşta saç başta biraz daha fazla dururdu.
Eski yıllar yokluk yılları, fakirlik yılları. Bırakın şampuanı, sabunun dahi ele geçmediği yıllar. Saçlarımıza bakım yaptırmak ne gezer. 2 numara ile tıraş ol, ne sabuna, ne de yıkamaya ihtiyaç olmaz.
Çocukluğumda bir berber esnafından dinlemiştim. O fıkrayı burada da anlatayım. Bir kasap ile Berber iki dükkan komşusuymuş. Berber devamlı surette, neredeyse hergün oğlunun saçını sıfıra verir, saçını8 usturuyla kazıtır ve güneşe salarmış. Kasap da oğluna her gün et yedirirmiş. Ancak, bu iki çocuk her güleştiklerinde, Berberin oğlu kasabın oğlunu yenermiş. Kasap bu durumu Berber’e sorduğunda, “sen oğluna her gün et yedirdin ve eve gönderdin. Ben de oğlumun her gün saçını kazıttım ve güneşe çıkarttım. Senin yedirdiğin etler önemli değil. Önemli olan güneşten alınan enerji ve vitamin. Oğlum güneş enerjisini saçından itibaren vücuduna aldığı için daha kuvvetli oldu” demiş. Tabi bu dar-ı mesel niteliğindeki fıkrada haklılık payı var. Şunu unutmayalım ki, güneşten gelen vitamin (D vitamini) önemlidir.
Bu kısa anekdottan sonra, Pazarcık’taki Berber esnafı hakkında başka neler söylenebilir. Pazarcık’ta Berber Esnafını genel olarak düşündüğümde birçoğu hoşsohbet ve şakacı insanlar olarak dikkat çekmektedir: Mesela, Berber Lölük de öyle hoşsohbet ve konuşkandı. Zaten, Berber Gıdibiş’in şakacılığını, mukallitliği ve hoşsohbeti tavrı dillere destandır. Berber Gıdibiş nev-i şahsına münhasır bir hemşehrimizdir. Hem Gıdibiş ve hem de Lölük vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin.
Pazarcık’ta Terzi Esnafından bizzat akrabalarımız var. Dayımın oğlu Mustafa Çamsarı Pazarcık’ta 40 yıldan fazladır Terzi olarak görev yapan usta bir Terzidir. Çocukluğumda elbise diktirdiğim terziler olarak Terzi Avni aklımdadır. Bunun yanında elbette Dayımın oğlu Terzi Mustafa’ya pantolon, ceket diktirmişimdir. Burada şu hususu hatırlatmakta fayda var. Özellikle 1980’li yıllardan sonra konfeksiyon mağazaları çoğaldıkça terzilerin işleri azalmaya başladı. Neredeyse 30 yıldır pantolonumuzu, gömleğimizi, ceketimizi, takım elbisemizi hep konfeksiyon mağazalarından almaya başladık. Ancak bu mağazalardan aldığımız pantolon ve ceketler elbette bizzat terzi tarafından üzerimizde özenle prova edilen özel dikme pantolon ve ceketlerle bir olmaz. Terzilerin bizzat diktiği pantolon ve ceketler daha kaliteli ve daha uzun ömürlü oluyor.
Şimdi bu yazıyı okuyanların belki aklına gelmiştir. “Hep Bay Terzileri ismen yazmışsınız. Pazarcık’ta hiç mi Bayan Terzi yoktu. Elbette vardı. Ve halen de Bayan Terzi vardır. Benim çocukluğumda Bayan Terzi olarak birkaç isim var idi. Terzi Naime diye bir isim çocukluğumdan kalan bir isimdir. Ancak çocukluk ya da gençlik yıllarından bu yana Pazarcık’ta hiçbir Bayan Kuaför ismi aklımda yok. Bu yazıyı hazırlarken bir arkadaşıma sordum. O da “Pazarcık’ta, eskiden Gülsaray Sinemasının yanında Kuaför Ayla var idi. Eşiyle birlikte kuaförlük yaparlardı. Yine aynı yerde Kuaför Sultan vardı” dedi.
Pazarcık’ta İz Bırakmış Şahsiyetler ve Manevi Değerlerimiz serisinde Berber ve Terzi Esnafı hakkında bilgi toplarken, şunu fark ettim. İlçemizdeki berber ve esnafın birçoğu ilk meslek yıllarını Pazarcık’ta geçirdikten sonra İlçemizden ayrılmıştır. İlçemizden ayrılan esnaflarımız ya büyük şehirlere ya da başka Ülkelere göç etmiştir. Mesela, Terzi Hakkı Demir İstanbul’a, Terzi Besnili Ahmet İskenderun’a, Berber Şeker Ali Almanya’ya, Berber Yusuf Madenkuyu İtalya’ya göç etmiştir. Daha bu saydıklarımdan başka onlarca terzi ve berber esnafımız İlçemizden taşınarak başka diyarlara gitmiştir.
Bu yazı serisini hazırlarken bir şeyi daha fark ettim. Bir meslekten soyadları aynı olan birkaç kişi var. Bırakın soyadını ismi ve soyadı aynı olan birkaç kişi var. Mesela Terzi Mustafa Çamsarı, Berber Yusuf Madenkuyu, Berber Ökkeş Gögremiş gibi aynı isim ve soyadından ikişer kişi olarak mevcut. Bu da şunu gösteriyor ki, aile ve akrabalar çocuklarını kendi yakın akrabalarının yanına çırak olarak veriyorlar ve bu kişiler saha sonra usta olduktan sonra kendi adlarına dükkan açıyorlar.
Yazımızın sonuna yaklaşırken, geçen sayıda Fırıncı Esnafını anlatırken, yer verdiğimiz gibi “Terzi ve Berber Mesleğinin Pirleri ve Öncüleri” üzerinde de biraz sohbet etmek isterim.
Terzilerin Piri İdris (as) Peygamberdir. Hz. İdris Sabreden ve Salih bir hayat yaşayan örnek bir insandır. Selam olsun İdris’e. (Ve aleykümselam) Beş vakit namazın farz kılındığı Miraç Gecesinde Hz. Peygamberin görüştüğü nebilerden biri de Hz. İdris’tir. Manevi yücelme yanında maddi ilerlemede de insanlığa öncülük yapmış, terzilikle meşhur olmuştur. Elbise dikerken iğneyi her saplayışında “Subhanallah” dediğinden, akşama varıldığında o gün en çok sevap kazanan kimse olduğu rivayet edilmektedir. Selman el farisi (r.a.), Sevgili Peygamber Efendimizin (asm) berberliğini yaptığı için Berberlerin piri olarak kabul edilmektedir. Allah cümlesinden razı olsun.

Evet, şimdi de Erzincan’da kabir bulunan ve ben de 2015 yılında kabrini bizzat ziyaret ettiğim bir zattan bahsedeceğim. Bu kişi Terzi Baba’dır.
Asıl İsmi Muhammed Vehbî’dir. Ancak halk arasında Terzi Baba diye bilinmektedir. 1780 (H.1195) senesinde doğdu. 1847 (H.1264) senesinde Erzincan’da vefât etti. Dergâhının olduğu yere defnedildi. Bugün burası Terzi Baba Mezârlığı diye anılmakta, mezârlığın ortasında türbesi bulunmaktadır.
Terzi Baba temel din bilgilerini tahsîl ettikten sonra, anne ve babasının isteği üzerine, bir sanat sâhibi olmak için terzilik öğrenmeğe başladı. Terzi Baba diye meşhûr olması buradan gelmektedir. Dünyâya hiç rağbeti yoktu. Âhirete meyli çok fazla idi. Mesleği ile meşgûl olurken, ibâdeti terketmez, nefsinin arzû ve isteklerini yapmama husûsunda âzamî gayret gösterirdi. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin halîfelerinden Şeyh Abdullah Mekkî Efendi ile görüştü ve ona talebe oldu. Bundan sonra Terzi Baba’nın mânevî mertebesi günden güne ilerledi. Nefsle mücâdele ve riyâzette çok ileri derecelere ulaştı. Abdullah Mekkî Efendi, ona icâzet verdi. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.
Not 1: Kendisi Almanya’da yaşayan ve Pazarcık için çalışan, Pazarcık Sevdalısı Hacı Göğremiş Kardeşimize hassaten teşekkür ediyorum. Özellikle kendisinden aldığım bilgilere göre birçok Pazarcıklı Terzi ve Berber Esnafımızı bu yazımızda belirtmiş ve isimlerini hatırlamış olduk. Hacı Göğremiş Kardeşimize bir kez daha teşekkür ediyorum. Allah razı olsun.
Not 2: Gelen bir istek üzerine haftaya “Pazarcık’ta İz Bırakmış Şahsiyetler ve Manevi Değerlerimiz” serisinde “Kebapçılar ve Lokantacılar” hakkında bilgi vereceğiz. Bu istek Yaren Kebap Lezzet Sofrası Sahibi Abdulhakim Coşar Kardeşimizden gelmiştir. Abdulhakim Usta, “Ahmet Abim kebapçıları unutma” diye bize mesaj gönderdi. İnşallah, haftaya Pazarcıklı kebapçı ve lokantacıları anlatmaya çalışacağız. Tabi ki geçmişten bugüne kadar olan kebapçı ve lokantacı esnafımızı anlatacağız.

Ahmet SANDAL