GEÇMİŞ İLE AVUNMAK

Onlar bir ümmetti, gelip geçti.
Onların kazandıkları kendilerine,
Sizin kazandıklarınız size aittir.
Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.Bakara:134(141)

Güne kırgın soluk Gül’e; Gün ne ki?
Hava açık, yürek açıkta,ya bu koyu yalnızlık..
Hayat mı zor, insanlar mı zorluyor? düşünce girdabında savurulurken; Dalmışım!
Bedenin içinde olan gizemli başka bir âleme…
Duygu seli içinde yüzerken zihnimden neler geçmiyor ki… Neler…
Bir ara Çanakkale zaferini düşündüm. Geçmişte yaşananları anlamak ve yaşamak için zaman gemisinde yol aldım geçmişe… Dönüşümde buldum insanları eğlencede, merasimlerde ve de kutlamalarda…
Hamaset ve övgü yüklü şiirimsi tadında sözler düzülüyordu ağızlardan beyinlere…
Ben neredeyim? Kim bunlar? diye hayretler içerisindeyim benyine…
Biliyorum mantıklı ol diyecekler ama mantığı da hiç sevmedim ki…
Mantık insanlarda aklın yerine yerleştiği için şaşkın koyunlara dönmüş insanlar zaten.
Onun için idrak eden akıl arıyorum kendime.
Evet. Atalarımız destan yazdı ama emin olun ki onlar destan yazmak ve bizlerin bu günleri kutlamamız için yapmadı bu kahramanlığı…
Onlar olması gerekeni yani vazifelerini en güzel şekilde yapmaya çalıştılar. Gerekeni yaptılar. Baş vererek Hüseyni bir işi gerçekleştirdiler.
Ya bizler ne yapıyoruz? Atalarımızdan emanet (Miras) aldığımız bu davayı Zeynep gibi yardımcısız yüklendik mi yoksaatalarımızın yaptıklarıyla övünüp kendimizi mi avutuyoruz, Ya da düşmanlarımıza korkumu salıyoruz?
Bırakalım artık bu duygusallık yüklü hamaset gösterilerini, varsa marifetimiz bunu gösterelim dosta, düşmana, en önemlisi Allah’a…
Gösteriş ve riya kokan bu süslü avuntuları bir kenara bırakalım ve hakikatleri görelim.
Ve haykıralım “ Kral çıplak” diyen çocuk gibi
Hani kurnaz, yalancı ve düzenbaz terzi, krala görünmez bir elbise diktirmişti. Ne yaptı?
Kralı çıplak bir şekilde halkın önüne çıkarıp ayıp yerlerini halka teşhir ettirtti.
“Güce ram olan bir halk hakka kör olur ya.”
İşte bunu çok iyi bilen kurnaz terzi; bu düşünce içerisinde işini yürütürken, unuttuğu bir şey vardı aklının yetmediği…
Her toplumda mutlaka hakkı haykıracak saf ve temiz yürekli, korku nedir bilmeyen, hesabi değil hasbi çocuklar var olacaktı.
Toplumsal hassasiyet mahcubiyeti,
Güç yaptırım korkusu, Çıkar ve rant kaygısı, İtibar ve dışlanmışlık telaşı, yalnızlaştırılma tehdidi… gibi korkuları bir kenara atançocuk olma vaktimiz gelmedi mi hala?
Yoksa biz geçmişimizin peşinde sürüklenmeye yaprak misali savrulmaya devam mı edeceğiz? Eylem (İcraat) yerine söz söyleyerek bir ömür mü tüketeceğiz. Yani durmadan konuşmaya devam mı diyeceğiz.
Tüm bu yazdıklarımın karşılık, biliyorum ve bekliyorum;Toplumda fanatizm aşığı, holigan, iblis uşağı, fesat, riyakar ve yalancı insanlaralgı oluşturmak isteyeceklerdir..
Şimdiden cevap olsun diye şunu diyorum.
Avunsun riyakârlar, bocalansın kuruntularıyla.
Beni nasıl bilirlerse bilsinler; İnsanlar
Hatta en yakın dostlar, Müslümanlar.
Beni Allah bilsin; Yeter de artar.