FITRAT VE HAKİKAT

Tüm yaratılışlarda inkâr götürmez bir hakikat vardır. Fıtri yaratılış gereği “Yaratanını bilmek ve tanıma” gerçeği.

Hakikat bilgisine sahip bir İnsan bu gerçeklerle amel ettiğinde, çizgiyi geçmeyeceğini, doğru yolu ve haddini aşmayacağını çok iyi bilir.

Kısacası, Yaratılış (Fıtrat) gereği Yaradan’ını bilmek başka, Yaratan’ına bağlılık başka bir şeydir.

Yaradan: Bizden kendisini yalnız bilmeyi değil, kendisini tanımayı ve ona itaat edip uymayı istiyor.

Şeytan, Yaratanı çok iyi bildiği ve tanıdığı halde, hakikat bilgisini idrak edemeyip nefsine uyduğundan kâfir oldu.

İşte Allah, Âdemin şahsında tüm Âdem oğullarına hakikati bilmeyi halk etti.

Allah İnsana, hakikati doğru yönlendirmesi için vicdanı, dünya hayatı gereksinimlerini yönlendirmesi içinde nefs verdi.

Vicdan doğruları, nefis istekleri söyler her zaman.

Böylece insanın hakikat bilgilerini, ya vicdanın doğruları ya da nefsin istekleri yönlendirecektir.

Tüm bunlar bizimle direkt alakalı hususlar değilse de, alaka bize bundan sonra verilen İrade ile yani bize verilen yetki ve sorumlulukla… başlıyor.

Her yetki ve sorumluluğun bir hesabı var ve mutlaka olmalı.

İşte Allah bu iradenin, doğru ve yanlışlarını bizden soracak.

Bu iradenin yön bulması içinde Akıl diye bir pusula vermiştir. Neticede, Bizden sorulan Aklın Yönlendirdiği İrade’nin hesabıdır

Bu iradenin de besleneceği, hayat bulacağı, tek kaynak ise Vahiydir

Kuran’da “Akıl sahipleri “ lafzının çok sık kullanılmasının arkasındaki sır perdesi de bu olsa gerek…

“Kuran Kıyamete kadar bakidir. Onu biz indirdik, biz koruyacağız.” Lafzından şu söylemi çıkarmak “Teminatı Allah verdiyse ona kimse zarar veremez.Bize burada düşen bir görev yoktur.” düşüncesi, Kuranın yok edilmesi için girişilen ilk eylemdir.

Kuran (Allah bilgisi); Kâğıtlarda, ağızlarda yok edilse bile yüreklerde yok edilemez.

Kitap olarak olmazsa da, vahiy olarak insan var oldukça var olacaktır.

Allah bize “İnsan mesuliyetinin ve imtihanının bitiği yere kadar Kuran bakidir.” diyor.

Çünkü Kuran biz insanoğlu için dünyada uyalım diye indirilmiş bir hikmet ve Âdem’e öğretilen hakikat bilgisinin kendisidir.

İnsan mevcut ve var oldukça Vahiy (Kuran) da var olacaktır.

Yani; Hakikat ve Hikmet, Saklı veya açık İnsanın yüreğinde bulunmaktadır.

Hakikat Yaratılışta, Hikmet ise doğruluk ta insana verilmiş bir nimettir.

Yeter ki; Nankörlük etmeden, iradeyi doğru kaynaktan hikmetle beslemeyi bilsin insan.

İşte o zaman İnsan; En aşağılardan (Esfeles sefilin), en yükseklere (Eşrefil mahlûkat) nasıl çıkıldığını anlar ve görür.