EVLAT & PARA SEVDASI (3)

… Parasını ve evlatlarını çokça seven adamın başına gelenler onu bir türlü aklı selim düşünceye sevketmemiştir. Aksine hırsı daha da çoğalmıştır. Bütün bunlar olmaya olmuştur ama diğer taraftan gözü gibi üzerlerine titrediği kızlarının katiyyen incitilmemesi lazımdır. Bütün bu faktörleri en iyi ve en ince ayrıntılarına kadar uzun uzun düşünür. Sonunda kendisini deha derecesinde bir zekaya sahip zannettiğinden, kendince en isabetli bir karara varır. Yıllardır kendisine tezgah ve dükkan olan işyerini satacak, elde ettiği paranın bir kısmını kızının isteği için, geri kalanını da ahir ömründe rahat bir şekilde yaşamak için kendisine sarf edecektir. Zaten yaşı iyice ilerlemiş ve çalışmaktan bıkmıştır. Artık ona her şey zor gelmekte, şiddetle istirahat etmeyi arzu etmektedir.

Dükkan hem mülkiyeti hem de içerisindeki mallar ile birlikte satılık edilir. Biraz zaman geçer. Bazı müşteriler çıkar ancak anlaşamazlar. Bir süre sonra kendisinin çok eski, 40 yıllık eski bir arkadaşı, dükkanın satılacağınıdan haberdar olmuş olacak ki dükkanın kapısından içeri girer. Önce birbirlerini tanıyamazlar. Ancak sonra birbirlerini hatırlarlar, hasretle muhabbetle kucaklaşırlar. Uzun uzun konuşurlar. Bir müddet sonra konu dükkanı satılmasına gelir. Biraz pazarlık dan sonra dükkanı eski dostuna satar. Peşinat, taksit gibi ödeme planına dair şartları da kendi aralarında uyumlu belirlerler. Birbirlerine güvenleri olduğu için çek yada senet düzenlenmeden ödemeler düzenli bir şekilde günü geldiğinde yapılmaktadır. Hatta o kadar çok güveniyorlardı ki dükkanı alan adam kilitleri ve kasanın şifresini bile değiştirmemiştir.

Bizim tefeci geriye dönüp ibretle geçmişe bakar. Kızlarının dünyalık ihtiyaçları ve gayri meşru hevesleri uğruna kendisinin çok mühim gördüğü toplum içindeki itibarı kaybolmuştur. Lüks içinde yaşamını sürdürdüğü köşkünü satıp köhne bir gecekonduya taşınması tarif edilemez bir mahcubiyet ve ezikliğe sebep olmuştur. Sonunda yıllardır canı gibi sevdiği, ekmek teknesi, ticarethanesini de satmak zorunda kalmıştır. Bütün bu yaşadıkları onu can evinden vurmuştur. Beğenmediği ama mecbur kaldığı gecekondusuna kapanarak derin üzüntü ve kederler içinde günlerini geçirmeye başlamıştır.

İşyerinin satışından elde ettiği paranın büyük bir kısmı kızına gitmişti. Kendine ayırdığı çok az bir para da tükenmeye yüz tutmuştur. Önceleri iktisat ve kanaat bilmeyen, gayri meşru yollarla kazandıklarını har vurup harman savuran bu adam, türlü çeşitlerle donatılmış lüks sofraları, şaşaalı yaşantısını hasretle özleyecek kadar fakr u zaruret içerisine düşmüştür. Çoğu zaman yiyecek bir şeyler dahi bulamıyor sadece ekmekle yetiniyordu artık. Yavaş yavaş hastalıklar vücudunu sarmaya başlamıştı. Final yaklaşıyordu.

Soğuk bir kış günü, evde yiyecek hiçbir şey yok, cepte de para yok. Karnı çok aç ve beş gündür su dışında midesine hiçbir şey girmemiştir. Soğuk algınlığı ve sıtma vücudunu esir almıştır. Kızlarından yardım istemek aklına gelir ancak bu perişan halini onların bilmesini istememektedir.

Serkan İPEK