EŞEĞE KEYİF LAZIM

İnsan; âlemler içinde bir dünya, dünya içinde ayrı bir âlem iken, bazen kendini anlamsız yalnızlığa mahkûm eder. Bazen de kalabalıklar içerisinde yalnızdır, tek başınadır.
Hep birilerinin tersine doğru gider.
Çünkü doğru hiç bir zaman çoklukla ölçülmez.
Erdemli insan anlamsız kalabalıklar içerisinde bulunmaktansa bir başına bin başa bedel olur. Biliyorum, Yalnızlık zordur, acıdır, hüzündür
çoğu zaman insan hayatında, lakin!
Ey insan! Bilinmezliğe mahkûm olma sakın!
Sonra kaybolur, gidersin berhava yoluna.
Malumunuz, Zihin fukara olunca, akıl ukala olurmuş. Çünkü kendini beğenmiş insanlar, herkesin kendilerine hayran olduğunu sanırlar
ve bunun sonucu hep takdir edilmeyi beklerler.
Ukalalar “Hep takdir edilmeyi beklemek yoksa düşman ilan etmek” anlayışından vazgeçemediğinden de bu kez güç sahibi olunca şiddet ile otorite kurma cihetine giderler. Şöyle ki;
Muaviye Şam’da, Hz. Ali ise Küfe’de validir. Ancak bildiğiniz gibi Muaviye saltanat peşinde, Hz. Ali İslam’ın derdinde olduğu için aralarında anlaşmazlıklar vardır, savaş çıkmak üzeredir.
Bir gün bir deveci, yüklediği mallarla Küfe’den Şam’a gelir, açıkgözün biri deveye sahip çıkar:
-Bu dişi deve benimdir.
Küfeli kendisinden emindir, çünkü devesi erkektir. İtiraz eder, dinletemez. Sorun Muaviye’ye kadar yansır. Halk bir meydanda toplanır.
Muaviye, Bu dişi deve benimdir diyen Şamlıya sorar: – Bu dişi deve kimindir?
Şam’lı, ”Benimdir” der… Muaviye ‘ de onaylar:
–Evet, bu dişi deve Şamlınındır. diye
Sonra halka sorar : –Bu dişi deve kimindir?
Halk devenin erkeklik organını gözleri ile gördüğü halde, hep bir ağızdan cevap verirler:
– Bu dişi deve Şamlınındır!
Küfeli neye uğradığını anlayamaz, şaşkın şaşkın bir kenarda dururken Muaviye onu yanına çağırır ; ”Bana bak, ben de, sen de bu halkta hepimiz de biliyoruz ki, bu deve erkektir.
Küfe’ye döndüğünde Ali’ye de ki; Şam’da öyle bir ahali var ki, devenin erkekliğini, dişiliğini de, hayvanın cinslerine bakarak değil, Muaviye’nin ağzına bakarak söylüyorlar, o dişiye erkek dese, ya da erkeğe dişi dese, hepsi ona itaat ediyor.
Benim arkamda öyle bir halk var. Hadi şimdi var git Ali’ye söyle ayağını bana karşı denk alsın.”
* * *
Birçok şeyin kısa bir özetidir bu olay.
Bir siyasi görüşe, cemaate, partilere ya da ideolojik kavrama sıkı sıkıya sarılan insanlar var ülkemizde…
Hepsinin de ortak paydası akıllarının ellerinden alınmış durumda olmaları…
Elbette topluluğun farklı görüşlerle kümelenmesi kaçınılmazdır. Sosyal varlık gereğince gerekliliktir.
Ancak bir görüşü, ideolojik tutumu savunan birey, tamamen onun yapısına büründürüyor beynini… Sorgulayamayan bir beyin en tehlikeli sorgu aracına dönüşür sonuçta…
Bu yüzden toplumda yeni Ömer’ler yetiştireceğiz diyorsanız; “Haksızlık ve hata yaptığım zaman beni ne ile düzeltirsiniz.” diyen Hz. Ömer’e: “Gerekirse kılıçlarımız ile düzeltiriz.” diyen müslüman bir nesil mi, yoksa erkek bir devenin cinsel organı ortada olduğu halde buna dişi diyen bir toplum mu istiyorsunuz?
Sonuçta; En ufak rantı (Deveyi sahiplenmeyi) nimet gören ve haksızlıklara ses etme cesaretinde bulunmayan/bulunamayan nimetsizlerin birinci şıkkı tercih etmek isteyeceklerine ihtimal bile vermiyorum.
Ufak tefek ve geçici dünya nimetlerine sahip olma karşılığında özgürlüğünü efendilerine satan ve köleliği özgürlüğün ta kendisi zanneden böylesi toplumlara, Devenin erkeklik organına dişi demek/dedirtmek daha eğlenceli gibi… Değil mi?
Nede olsa; Eşeğe de biraz keyif lazım…
Ama unutulmasın ki; böylesi toplumlarda bugün alkışı görenler, yarın hiyanetide göreceklerdir.
Sizleri övüp göğe çıkaran akılsız köle ruhlu dostlar edineceginize, eleştirileriyle ayaklarınızı yere değdirten özgürlere yer verin hayatınızda.
Bu da benden size… bir nasihat… bir uyarı…