EĞİTİM DİYORUM. EĞİTİM…

Eğitim diyorum! Beyler. Eğitim…
Zihinlerimizi, gönüllerimizi biçimlendirme
çabası içinde olan ve ancak belirli bir biçimde
düşünmemizi isteyenler (hükümetler, partiler, politikacılar, tarikatlar, misyonerler, cemaatler, devletler… vs) tarafından eğitim adı altında okullarla, iradeleri/iradelerimizi denetlendiklerini görmüyor musunuz?
Gerçek yaşamı ve doğruyu bulmak için, taassubi geleneklerin bağlarından kurtulup tüm korkularımızı yenmek zorundayız.
Özgür eğitim; canınız ne isterse onu yapıp,
dilediğiniz gibi gezmek, dilediğinizi düşünmek midir? Bunu zaten yapıyorsunuz.
Özgür olmak için aklını kullanmasını bilmek gerek, ama akıllı olmak ta yalnız özgür olmayı istemekle olmaz.
Çevrenizi iyice anlamaya, size toplumdan,
ana-babanızdan, gelenek-görenekten gelen etkileri fark edip tanımaya başladığınızda olur. İşte o zaman akıllı olmayı başarabilirsiniz.
Ailenin, devletin, toplumun, egemen kültürün,
körü körüne bağlandığınız geleneğinizin sizdeki etkilerinin farkında olmak, anlayıp ta bunlardan sıyrılarak gerçek yaşamı bulmayı başarmakla olur Bu da bir içgüdü gerektirir.
Genellikle bunlara ve etkilerine karşı çıkamıyorsunuz çünkü içinizde korku var. Bunlara karşı çıkarsanız paralı, başarılı bir iş ve saygın bir duruma sahip olamayacağınızdan korkuyorsunuz.
Gelenek ve göreneğin… vs gösterdiği yoldan
yürümemiş olmaktan, toplumun onayını kazanacak biçimde davranmamış olmaktan korkuyorsunuz.
Ama özgürlük korkuya, zorlamaya, güvence içinde olacağım diye didinmeye izin vermeyen ruhsal bir durumdur.
Herkesin ne yaman, ne harika bir insan, ne yakışıklı, ne kadar sevimli olduğumuzdan,
nasıl bir zekâmız olduğundan söz etmelerini istemiyor muyuz?
Bu böyle olmasa, üniversiteler bitirip, unvanlar kazanmaya, dereceler almaya çaba harcayacak mıydık?
Bunların hepsi bize güven duygusu veriyor,
Önemli biriymişiz gibi hissediyoruz kendimizi.
Tanınan bir kimse olmak istiyoruz.
Bir şey olmak istemeye başladığımız andan itibaren özgürlüğümüzü de yitiriyoruz aslında. Bir şey olma çabasına düşen artık özgür değildir…
Ancak tüm bu çabalardaki anlamsızlığı sezen, önemli bir kişi olacağım diye kendini parçalamaktan vazgeçen kişidir özgür olan…
Unvanlar-dereceler; sizi paralı ve saygınlığı olan bir iş sahibi olmak, bilgili ve önemli bir kimse olma yolunda yüreklendiriyor değil mi?
Ana –babanız, öğretmenleriniz hep size önemli bir kimse olmanız gerektiğini, amcanız veya bir başkaları, falan-filan gibi başarılı olmanızı
öğütlemiyorlar mı?
Ya da siz ünlü, yiğit kimseleri… Vs.leri örnek alıp onlara benzemeye çalışmıyor musunuz?
Böyle olunca da siz hiçbir zaman özgür olamayacaksınız. Olamazsınız da…
Eğitimin işlevi; sizin çocukluğunuzdan başlayarak, başka birine benzemeye çalışmak yerine, sizin kendiniz olmanızda size yardımcı olmak, olmalı değil miydi?
Ama maalesef yok öyle bir eğitim…
Ütopikte olsa bir fantezi kuruyorum kendime.
Gerçek yaşamda; doğruları ve ahlakı tesis edecek, yazılı metinden öte, bilgi öğretimi yanında terbiye eğitimini kendine misyon edinmiş bir ülke ve bir “Eğitim ve Öğretim yılı” hayal ediyorum. Ülkemin çocuklarına…
Ki; Eğitim-Öğretim hak ettiği yeri bulsun diye.