DÜNYEVİLEŞME TEMAYÜLÜ

Deve ’ye sormuşlar; “Neren eğri? “ diye.
Cevaben; “Nerem doğru ki!” demiş.
Şimdi bende diyorum ki;
Ey Âdem değil adam olduğunu iddia eden, Yalan-dolanı alışkanlık haline getirip hayatın vazgeçilmezi kılan, Samimiyetsizliği kazanç, Yüreğini Dünya sevgisiyle dolduran İnsan;
Sen Ahlakın göstergesi olan Sadakatte ne kadar doğrusun ve doğruluğun neresindesin?
Doğruluk ve Adalet üzerine kurduğumuz düşünce dünyamızdaki değerlerle, Savaş ve mücadele içerisinde olan iç ve dış dünyamıza ne ölçüde teslim olmuşuz? Hiç sorguladık mı? Adı mücadele olan bu hayatta var olmak için verilmesi gerekenleri yerine getirme ve konumumuzu belirleme adına Bakara Süresi 249 ayeti bu durumu çok güzel ortaya koyuyor.
Ve Talut, kuvvetleriyle yola koyulduğunda “Bakın,” dedi, “Allah şimdi sizi bir nehirle imtihan edecek: Ondan içen benden olmayacak, Onu tatmaktan sakınan ise benden olacaktır; ondan sadece bir avuç dolusu içen ise affa mazhar olacaktır.”
Ancak, birkaçı dışında hepsi ondan dolu dolu içtiler. Talut ve ona inananlar nehri geçer geçmez ötekiler (Kana kana su içenler):
“Calut ve kuvvetlerine karşı koymak için bugün hiç gücümüz yok!” dediler.
Ama kesin olarak Allah’a kavuşacaklarını bilenler: “Nice küçük topluluklar, Allah’ın izniyle nice büyük topluluklara üstün gelmiştir! Zira Allah, güçlüklere karşı sabırlı olanlarla beraberdir.” diye cevap verdiler.
İmtihan alanı bu dünyada doğru değerleri hakim kılmak için çıktığımız bu yolda nefsimizin hoşuna gitmeyen bir mücadele ile mücadeleye girişmek mecburiyetinde kaldığımız bir durumda İhlas ve Doğruluğumuzu ispatlama adına mutlaka bir nehirden geçeceğiz.
Dünyalık bu nehrin suyu ile yüreğimizi soğutur, bedenimizi yüzdürür, kalplerimizi doldurur ve bu nehrin sularından ayrılmak, kopmak istemezsek işte o zaman o sularda boğulur gideriz. Doyumsuzluğumuz bizi ölümlere sürükler. Çünkü “ Dünya, Deniz suyu gibidir. İçtikçe susuzluğumuz artar.” Doğruluk sahipleri; İçinde yağmur ve sellerin sürükleyip getirdiği, çevreden aldığı her türlü tehlikeli ve zararlı maddeler içeren Dünya nehrinden su içme yerine içinde sağlık, huzur ve rahatlık veren kaynak sularına varmak için sabredenler olmalıdırlar. Bu yolculuk esnasında susuzluğa dayanamayıp su içmek mecburiyetinde kalanlara ise şefkat ve merhametle bakmalıyız. Tabi ki bu mazeret kişilere kudurmuşçasına kana kana dünya nehrinden faydalanma hakkını vermez. Ancak hayatta kalacak kadar faydalanma hakkı verir.
Sonrası ne mi olur?
Dünyevileşen insan “Bugün hiç gücümüz yok.” diyerek çöker kalır. Sonuç kaybedenlerden olur.
Bu ayet ışığında söylenecek son söz:
Ey Hayata susamış ve bu susuzluğunu gidermeye çalışan İnsanoğlu, Hastalıklar türeten Dünya nehrinin sularından içmek yerine biraz sabır yüklenerek, Tertemiz sularla cana can katan Ahiret memba’ından iç.
İç ki; Hayatına hayat, Canına can, Ömrüne ömür katasın.