DÜNYANIN BİNBİR HALİ

Eğer başınıza bir bela gelirse, bilin ki; benzer bir belaya başka insanlar da uğramıştır; zira biz, O sevinçli ve kederli günleri işte böyle insanlar arasında devrettirip dururuz.

Bu, Allah’ın iman edenleri belirtip ayırması ve sizden şahitler edinmesi içindir.

Ali İmran:140

İmtihan için geldiğimiz bu fani dünyada; Bu hafta ne yazacağımı düşünmeye fırsatım olmadığı kadar, kendimi hiç bu kadar beden ve ruhen meşgul ve yorgun hissetmemiştim. Nedeni ise Kızımın, Söz ve nişan telaşında hemhal olup sevinç ve huzur içerisinde iken; Memleketten bu sevincimizi bizimle paylaşmak ve aramızda olmak için gelen ailemin sabaha karşı yolda trafik kazası geçirmesi ile neşe ve sevincimin üzüntü ve kedere dönüştüğü bir ruh halinde, aciz ve telaşlı iken; Bir imtihan olarak sizi Şer (kötü) ve Hayır (iyi) ile deneriz. ayetince bir sınavdan geçtiğimizi anladım.

Hani insan Nefsine hoş geleni sever, hoş gelmeyeni sevmez de aklınca hayır ve şeri mantığıyla belirleme küstahlığına gider ya…

Hâlbuki “Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır. Allah bilir, siz bilemezsiniz.” Sözüne hani iman etmiştik.

Bilmez miyiz ki; Her işte bir hayır vardır.

Yeter ki, insan başına gelecek her işte hayır düşünsün ki hayır olsun. Sonuçta bu dünya mahsul alma alanı değil, ekim alanıdır.

Sıcak- Soğuk, Neşe-Keder… gibi zıtların yaşandığı bu dünyada; bedeni ve dünyevi kazanç ve kayıplar olacaktır. Ama önemli olan bu değil, tüm bunları kazançlara çevirecek akıl ve imana sahip olmaktır marifet.

İnsanoğlu işte doğruyu bildiği halde nefsine yenik düşerek çoğu zaman; Doğrusunu bildiği yalanları dinlemek hoşuna gidiyor ve bunlarla kendini avutuyor maalesef.

Tabi ki herkesin bir sınavı var. Kulvarı ve seyri farklı olsa da…

Önemli olan nasıl gittiği değil, sonucudur. Temennim odur ki; Allah bizi sonu hayır ile biten sonuçlara ulaştırsın inşallah.

Şimdi diyeceksiniz ki; başına gelen kişisel bir meseleyi anlatırken, dünyada bunca gelişen meseleler varken bu mu yani? Tabi ki bu değil. Sanmayın ki dünyanın neresinde olursa olsun yapılan bir zulüm, haksızlık ve yanlıştan bize düşen bir sorumluluk yoktur ve biz bundan sorumlu tutulmayacağız. Hiç kendimizi avutmayalım. Dilimizinsöylemeye cesaret edemediği ve yüreklerimizin derinliklerinde sakladıklarımızdan mutlaka hesaba çekileceğiz. Yaptıklarımızdan ve ettiklerimizden ve hatta düşündüklerimizden mutlaka sorulacağız. Unuttuklarımız bile önümüze serildiğinde hayretler içerisinde “son pişmanlık neye yarar.” türküsü eşliğinde yıkılacağız.

Öyleyse gelin şu 3 günlük dünyada (fazla söyledim 1 günlük desem daha doğru olur.) hak’tan ve güzellikten yana olalım.

Olalım ki; Hem bu 1 günlük dünyamız cennete dönüşsün hem de öteki dünyamız.

İrade de sizin, akıl da sizin. Yani, Karar sizin!