DÜNYA MEKTEBİNDE, ÖĞRETMEN OLABİLMEK

Toparlayabilsem kelimeleri binlerce cümle savuracağım suratlara ama biliyorum içimdeki o karmakarışık, karışık olduğu kadarda acı, isyankâr ve öfke dolu duygularımı anlatmaya yinede yetmeyecek…
Ne sayfalar dolusu kâğıtlar, ne kutular dolusu mürekkepler ve nede son teknolojik 2 TB lık hard diskler. Yetmeyecek biliyorum.
Yinede yazmaya koyuluyorum içimdekileri.
“Yok değil” denilecek kadar “Az olan” insanlığın yaşadığı & yaşamaya çalıştığı bu hayatta;
Dünya dizayn edilerek bir kalıba sokulmaya çalışılırken…
Ortadoğu şekillendirilirken ve yanı başımızda cereyan eden bunca zulüm ve “senaristlere taş çıkaran” bunca entrikalar dönerken…
Bilhassa Irak ve Suriye’de oynanan bunca “günü birlik ve değişken” oyunlar varken…
Şunu iyi öğrendim ki; Hiç kimsenin derdi insan veya insanlık değil. Allah, din, insanlık, ahlak… vs gibi kavramlar kullanılarak maalesef algı ve bu sayede haklı konuma düşüp dünyevi bir ticaret zihniyetiyle kar ve çıkar hesabından başka bir düşünce taşınmıyor.
Yani anlayacağınız burada Allah yok.
İnsan & İnsanlıksa hiç yok.
Tanrıları yarıştırma ve hakim kılma amacı var.
“Allah dünyayı yarattı ve istirahata çekildi.” anlayışının sadece hâkimiyeti var ne yazık ki! Herkes: bu hayat sürecinde edindiği tanrıları ve bu tanrılarını memnun etme dert ve telaşında, tanrılarını çoğaltma peşinde.
Peki. Çok mu kıymetli bu tanrılar? Maalesef!
Aç kalınca oturup afiyetle yenilecek kadar değersiz ve anlamsızlar.
Tüm bu yaşananlar karşısında insan düşününce; hayatın, insana bedel ödeterek çok şeyi yaşatarak öğrettiğini görürüz.
Hayatta bir şey öğreniyorsak o bir şeyi yaşayarak öğreniyoruz.
Çünkü her şey bize bir şeyler öğretir.
Bir kuru yaprak, uçan bir kuş, bir koku, gözyaşı, bir kadının tebessümü, yıldızlar, güneşin batışı, yağmur… vs. her şey bize bir şeyler öğretir.
Bilgiyi öğrenmek için bir rehber, filozof veya
özel öğretmene gerekte yoktur.
Yaşam kendisi bir öğretmendir zaten ve bizde sürekli bir öğrenme süreci içerisindeyiz.
Ancak sürekli sorarak, gerçeği, doğruyu ve yaşamdaki sevgiyi bulabiliriz.
Aklın ne olduğunu sanıyorsunuz?
Kuşkusuz akıl; bir kalıba girmeden, gerçek olanı, doğru olanı bulmamıza yardımcı olmayı sağlayan bir yetenektir sadece.
Yaşam&Yaşamak. Gerçekten çok güzel bir şey. Bizim onu soktuğumuz rezil kılıkla hiçbir ilgisi yok. Taklit etmek, benzemek değil;
Bulmak, keşfetmek ve anlamak!
Toplumun, iktidarların, adetlerin, kültürün buyruklarına, ya da ana-babanın, öğretmenin söylediklerine uymak değil. çünkü bu kolaydır.
Yaşamın kolay yolu budur ama buna yaşamak denir mi? denmez. Çünkü bu yol yozlaştırıp ölüme ve patinaja götürür.
Yaşamak insanın gerçek ve doğru olanı, mutluluğu kendi çabasıyla bulmasıdır.
Buda ancak özgür olunduğu zaman yapılır.
Her istediğini yapma özgürlüğünden bahsetmiyorum ama yaşamı bütünlüğü içinde anlama olanağı veren bir özgür ortamdan bahsediyorum.
Bu özgür ortamda; ancak İbrahim gibi putları kırıp, yerine Tevhide dayalı kulluk bilincini oluşturma ve ilahi adaleti inşa etmekle olur.
Yaşanır bir dünya özleminde… buluşmak üzere