DUA ZAMANI

DUA ZAMANI

Bir Ramazan daha bitiyor, son günlerini yaşıyoruz. Kuran’ın nazil olduğu aydayız. Kendimize biraz zaman ayırmalıyız. Kur’an vahyini ve Allah’ı anlamaya çalışmalıyız. Çünkü vahiyde maddi ve manevi hastalıklarımızın reçetelerini bulacağız. Hele de bu çağda vahye ve onun uygulayıcısı olan Efendimizi (sav) anlamaya çok ihtiyacımı var.

Evet, ümmet kendi kutsallarına dahi sahip çıkamaz durumda maalesef. Gün geçmiyor ki  ümmetin bulunduğu çoğrafyada kan akmasın, kasb yapılmasın, ırza ve namusa dokunulmasın. Biz ne yapacağımızı bilmiyoruz ama Rabbimiz bize buyuruyor ki “De ki, Eğer yalvarmanız, kulluğunuz olmasa Rabbim size ne diye değer versin? Sizler Allah’ın ayetlerini yalanladığınız için azap hiç yakanızı bırakmayacaktır.” (Furkan 77). Ne diyor dikkat ettiniz mi? Bizim size gönderdiğimiz mesajdan haberiniz yok haberiniz olduğunda da hakkını vererek iman etmiyorsunuz… Valla ben demiyorum, Allah diyor. Nerde mi? İşte bu ayette “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab’a, ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse sapıklığın en koyusuna düşmüş olur.” (Nisa 136). İnkar mı ediyoruz? Hayır, ama hakkını vererek  iman ettiğimiz de söylenemez. Peki siz Allah’ın ipine değil de  başka iplere sarılırsanız… Sonra da niye böyle diye sorarsınız… Hani bir örnek vardır: Komutan, topcu alayını denetlerken bir topun başında durur ve görevli askere sorar: ‘Evladım topun durumu nedir?’ der. Asker künyesini okuduktan sonra, topun çalışmadığını ve beş şeyin eksik olduğunu söyler. Komutan eksik olanları sorunca asker tekrar söze girer ve başlar eksikleri saymaya: ‘1. Barut yok’ der ve komutan ‘tamam evladım’ der. Evet, barut yoksa diğerleri olsa da top çalışmayacaktır. Bizler iman etmediğimiz sürece ne yaparsak yapalım boş.

Afedersiniz ama değerli dostlar, bir don alırken üç beş dükkan geziyoruz da ebedi kurtuluşumuz olacak şeye iman ederken neden sorgulamıyoruz. Gelin bizde sorgulayarak hakkıyla iman edenler gibi iman edelim ve Allahın bize öğrettiği gibi dua edelim. İşte Hz. İbrahimin duası: Ey Rabbim! Bana hikmet ver ve beni salihler arasına dahil et.” (Şu’ara,26/83). “Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamızı kabul et.!” (İbrahim,14/40). Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde beni,ana-babamı ve mü’minleri  bağışla!” (İbrahim,14/41).

İbrahim peygamberin dualarında Allah’tan şunlar istenmiştir;

-Hikmet,

-Salihler arasında olma,

-Salih/Müslüman evlat,

-İbadetlerinin kabul edilmesi,

-Dualarının kabul edilmesi,

-Affedilmesi,

İbrahim peygamber, kendisi için dua ettiği gibi, anne-babası, nesli ve bütün mü’minler için de dua etmiş. Bu dualar Kuran’da zikredilmek suretiyle biz Mü’minlere yol gösterilmiş. Nasıl dua edeceğimiz, duada neler isteyeceğimiz öğretilmiştir. Biz ne istiyoruz? Biraz tefekkür edelim (düşünelim) inşallah.

Geçen haftaki yazımda belirttiğim üzere, siz bu yazıyı okurken ben inşallah itikafta olacağım. Önce kendimize, sonra ümmete dua edelim. Kalbinizin sahibine (Allah’a) emanet olun.