CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ VE YENİ DÖNEM ÜZERİNE AHMET SANDAL İLE RÖPORTAJ

Pazarcık Havadis Gazetesi olarak çok güncel ve Ülkemizi çok yakından ilgilendiren bir konuda işin uzmanı, tecrübeli ve ehil bir kişi ile röportaj gerçekleştireceğiz. Bilindiği üzere bu hafta sonu (24 Haziran 2018 günü) Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimleri olacak. Hem Cumhurbaşkanını ve hem de yeni dönemde Milletvekillerini seçeceğiz. Seçimlerin Ülkemiz, Milletimiz ve Devletimiz için hayırlı ve uğurlu olsun.
Bu seçimler ile birlikte yeni bir döneme geçiyoruz. 1923 yılından beri uygulanmakta olan, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan beri geçerli olan Parlamenter Sistemden başka bir yönetim modeline geçiyoruz. 24 Haziran sonrasında Ülkemizde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi başlıyor. Haydi hayırlısı olsun. Bu sistem üzerine konuşacağız. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve yeni dönem üzerine konunun uzmanı bir kişi ile sohbet gerçekleştireceğiz. Ahmet SANDAL, Pazarcık Lisesini 1982, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini 1986 yılında bitirmiştir. 30 yıldır Ankara’da kamu yönetimi üzerine çalışmaları olan tecrübeli bir Hemşehrimizdir. Kendisi kamu görevlisi olarak 30 yıl boyunca hizmet verdiği gibi yazı, makale ve şiirleriyle de tanınmaktadır. Ahmet SANDAL, Kamu Yönetimi Uzmanı, Etik Eğiticisi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığında İç Denetim Birim Başkanıdır. Kamu Yönetim, Uzmanlığını Türkiye Ortadoğu Amme İdaresinde gerçekleştirdiği master sonrasında kazanmıştır. Etik Eğiticisi unvanını Başbakanlık’ta katıldığı Etik Eğitimi sonrasına almıştır. İç Denetim Birim Başkanlığına da 1 yıl önce atanmıştır.
Evet, kısa bir tanıtımını sunduğumuz Ahmet SANDAL ile röportajımıza “ya bismillah” diyerek başlıyoruz.
Faruk İNCE: Ahmet Bey, öncelikle gazetecilikte “ne nedir, ne değildir” diye bir kavram vardır. Bu kavramla başlayalım. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi “nedir, ne değildir?” Yine gazetecilikte “5 N, 1 K” diye de bir kural vardır. Bu kurala göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi nedir, nasıl işler, kim tarafından işletilir? Bu sisteme neden gerek görüldü? Bu sistem hangi Ülkelerde uygulanmaktadır?
Ahmet SANDAL: Faruk Bey, öncelikle şahsıma bu önemli ve güncel konuda görüşlerimi açıklama fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Bu teşekkürden sonra bir dua ve temennimi de bu vesile ile arzetmek istiyorum. Yüce Rabbim Alemlerin Rabbi olan Allah’ım bizlere merhamet eylesin. Bizleri iki cihanda aziz eylesin ve huzur içerisinde yaşatsın. Ülkemize dirlik ve birlik nasip eylesin. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Milletvekili seçimleri huzur ve güvenlik içerisinde sonuçlansın. Çıkan sonuçlar ve Milletimizin kararı şimdiden hayırlı ve uğurlu olsun.
Faruk İNCE: Değerli Abim bu duanıza biz de “amin” diyoruz. 24 Haziran Seçimleri Ülkemize, İlimize ve İlçemiz Pazarcık’a hayırlı ve uğurlu olsun.
Ahmet SANDAL: Faruk Kardeşim, evet yeni bir dönemin arefesindeyiz. Önemli başlangıçlara şahit oluyoruz. 100 yıla yakın bir süredir uygulanan Parlamenter Sistemden Başkanlık Sistemine geçiyoruz. Bu sisteme neden geçiliyor? Maksat nedir? Önce bunun üzerinde birkaç kelam eylemek isterim. Parlamenter Sistem ile Dünya Liderliğine ve büyük bir ekonomik ve siyasi güce olmaya imkan yoktur. Parlamenter Sistem, tabir caizse “durumu idare eden” bir sistemdir. TBMM’de Milletvekilleri seçilir ve hükümet kurmak için çalışmalar başlar. Hükümet kurulur ve 4 ya da beş yıllığına çalışmaya başlar. Burada Başbakan hükümetin başı olarak aldığı güvenoyuyla ayakta durmaya çalışır. Birkaç hedef belirler ve ona göre çalışır. Halbuki Başkanlık sisteminde hedefler büyüktür. Başkan halk tarafından seçilmiş ve tam yetkilidir. 4 ya da 5 yıl boyunca herhangi bir güvenoyu problemi yoktur. Sağlam bir şekilde gücünü halktan aldığı için muhatabı halktır. Halka hizmet etmek ve büyük projelerle işler başarmak için tam yetkilidir.
Faruk İNCE: Ahmet Hocam, “Parlamenter Sistemde de Başbakan gücü halktan almıyor mu?” Neticede Milletvekillerini de halk seçiyor.
Ahmet SANDAL: Evet, halk her iki sistemde de belirleyici ve seçici. Sorun yok. Yani halk sistemin sahibidir. Ancak, birisinde doğrudan sahiplenme var. Diğerinde dolaylı sahiplenme var. Halk Başkanlık Sisteminde biraz uzakta kalıyor. Hükümet kurulma aşamasında halka soran olmuyor. Milletvekilleri seçiliyor ve halkın işi orada bitiyor. Halbuki Başkanlık Sisteminde halk hükümeti bizzat kuruyor. Başkanı bizzat seçiyor. Halk tam yetki veriyor.
Faruk İNCE: Hocam, halk Başkanlık Sisteminde bu yetkiyi verdikten sonra, dışarıda kalmıyor mu? Yani tüm yetkiler Başkanda değil mi?
Ahmet SANDAL: Hayır, hayır halk bu sistemde dışarıda asla kalmaz. Halk Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde oldukça etkili bir konumdadır. Çünkü bir tarafta Parlamentodaki Milletvekillerini seçiyor, bir taraftan da bizzat Cumhurbaşkanını seçiyor. Gerçekten de bu sistemde halk çok güçlü. Bir taraftan “sen Başkansın” diyerek Cumhurbaşkanını seçiyor, diğer taraftan da Milletvekillerini seçerek “sizler de benim adıma Cumhurbaşkanını kontrol edeceksiniz” diyor. Tam “bir ballı börek” misali. Hem Cumhurbaşkanını hem de Milletvekillerini seçmek çok bir güç ve çok büyük bir imkan. İşte bu imkanı bu yeni sistem sağlıyor.
Faruk İNCE: Ahmet Bey, ben de tam bu hususta bir soru tevcih edecektim. Milletvekilleri Cumhurbaşkanını nasıl kontrol edecekler? Milletvekillerinin yeni sistemde yetkileri çok güçlü mü?
Ahmet SANDAL: Faruk Kardeşim, işte en kritik bir soru sordun. Bu soru üzerinde açıklama yapacaktım. Sen bana bu soruyu sormasaydın da ben zaten bunu açıklayacaktım. Çünkü, Başkanlık Sisteminde 2 önemli nokta var. 1- Parlamentonun denetim yetkisi ve Başkanı kontrol etme noktasındaki görevleri. 2- Başkanın yetkileri ve gücü.
Faruk İNCE: Evet, Hocam sanırım buna Amerikan Başkanlık Modelinde “Fren ve Gaz” sistemi diyorlar.
Ahmet SANDAL: Aynen öyle Faruk Kardeşim. “Fren ve Gaz Sistemi” diyorlar buna. Bir taraftan Parlamentonun gücü ve yetkisi var. Bu güç ve yetki Başkanı sınırlıyor. İşte bu frendir. Diğer taraftan da “gaz dedikleri bölüm de”, Başkanın elindeki büyük güç. İşte bu ikisi sistemin devamını sağlıyor. Biliyorsunuz ABD’de Başkan kadar Senato da yetkilidir. Başkan bir karar alır ve tam yetkiyle uygular. Ancak Senato da isterse Başkanı bütçe yasasını onaylamaz. Senato isterse Başkanı zor durumda bırakacak yasalar çıkarır ve uygulamaya koyar.
Faruk İNCE: Değerli Hocam, “Başkanlık Sistemi krallık değil yani.”
Ahmet SANDAL: Faruk Kardeşim, “yine en kritik cümleyi kurdun.” Evet, aynen öyle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi krallık ve başına buyruk bir sistem değildir. Bu sistemde gerçekten kontrol mekanizması çok güçlü. TBMM’de vekiller ellerlindeki yetkiler ile Cumhurbaşkanı’nı sınırlayabilirler. İsterlerse bütçe yasası ve diğer başka yasalarla sistemi kilitleyebilirler. Bu nedenle TBMM ile Cumhurbaşkanlığı arasında uyum ve birliktelik çok önemlidir.
Faruk İNCE: Ahmet Bey, esasında bu sistemin bu yönü yanında, en önemli husus halkın beklentilerini hızlı bir şekilde karşılaması ve Parlamentodaki süreçlerden kaynaklanan gecikmelerin önlenmesidir.
Ahmet SANDAL: Faruk Kardeşim, söze şöyle başlayayım, hangi sistemi getirirseniz getirin, herşey insana bağlıdır. İnsandır herşeyin başı ve sonu. Bir sistemi, bir işi vezir de eden, rezil de eden insandır. Hayata nasıl bakıyoruz. İşte bu önemlidir. Ben birçok seminerimde ifade etmişimdir. Bardağın dolu tarafından mı bakıyoruz, boş tarafından mı bakıyoruz. Maksadımız üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi? Bardağın dolu tarafından bakanlar ve maksadı üzüm yemek olanlar hayata değer katarlar ve başarı sağlarlar. Aksi halde başarı mümkün değildir. Bunun gibi, bu sisteme olumlu bakanlar elbette başarıyı da sağlayacaklardır. Dünya’daki büyük ve güçlü Devletlerin birçoğunun yönetim sistemi Başkanlık Modelidir. Bunu hassaten belirteyim.
Faruk İNCE: Ahmet Hocam, 24 Haziran sonrası ve bu yeni Hükümet Sistemi ve Başkanlık Modeli hakkında başka ne gibi hususların altını çizeceksiniz?
Ahmet SANDAL: Faruk Bey, Türkçesi “kısır döngü”, Osmanlıcası “fasit daire” ve İngilizcesi “vicious circle” diye belirtilen bir kavram var. Üçünde de anlatılmak istenen aynıdır. “Dönülüp dolaşılıp aynı noktaya gelinen ve bir sonuç vermeyen, içinden çıkılmaz düşünce veya olaylar silsilesine” Bizim Dilimizde kısır döngü ya da fasit daire denilir. Biz şu makus talihimizi ve yaşadığımız bu kısır döngüleri kırmamız gerekir. Asırlardır Batılı Haçlılar karşısında maalesef hezimet yaşıyoruz. Onların karşısında güçlü durmamız gerekir. Büyük Devlet olmamız gerekir. Büyük Devlet olmamın yolu da hızlı karar almakta ve pratik çözümlerden geçer. Başkanlık modelinden bunu bekliyorum. Ben Başkanlık sisteminden şu 4 hususun gerçekleşmesini bekliyorum. İnşaallah olur.

1-Toplum hayatında fakirlik ve “kula kulluk sona ersin.” İnşaallah olur.

2-Kamu yönetiminde “adaletsizlik ve haksızlık son bulsun.” İnşaallah olur.

3-Toplumumuzdaki “cehalet ortadan kaldırıslın.” İnşaallah olur.

4-Toplumdaki ihtilaf ve ayrılıklar bitirilsin. İnşaallah olur.

Bu yoksulluk ne zaman bitecek? Bu işsizlik hangi vakit ortadan kaldırılacak? Peki, kamu yönetiminde adaletsizlik ve haksızlıkları kim durduracak ve sona erdirecek? Müslümanların ve tüm toplumumuzun kanayan yarası ve baş belası olan okuma alışkanlığımızın azlığına ne derman olacaktır? “Mü’minler kardeştir” buyuran Yüce Rabbimizin (cc) emrine uymayıp da aramızdaki ihtilafları ve ayrılıkları daha ne zaman kadar sürdüreceğiz? Ne vakit akıllanacağız biz? Sevgili Peygamberimiz (asm) “iki günü birbirinin aynı olan ziyandadır” diye buyurmaktadır. Önderimiz ve Biricik Rehberimiz (asm) bize çalışmayı ve her daim ilerlemeyi emrediyor. Biz bu emri dahi anlamaktan aciziz. Bu Toplumdaki, “acziyet, tembellik, atalet, umutsuzluk, karamsarlık, cahillik, ihtilaf, haksızlık, adaletsizlik, fakirlik ve bunların benzerleri”, işte benim dertlerim bunlardır. Daha doğrusu bizim dertlerimiz bunlardır. Bu dertlerime şifa diliyorum. İnşaallah bu dertlerimiz sona erer.
Faruk İNCE: Eyvallah Ahmet Hocam, bu dertler hepimizin derdi. Bu dertlerimizin son bulması için hepimiz çalışmalıyız. İnşaallah bu dertlerimizin deva bulduğunu da görürüz.

Ahmet SANDAL: Faruk Kardeşim, evet umutluyum. Benim hayatımın temel nirengi noktası “umut ve heyecandır.” Hayatımda umudum ve heyecanı baş tacı yapıyorum. Umudum Allah’tan geliyor. Hiçbir vakit umutsuzluk içerisinde olmadım. Yusuf Suresi 87 ayet: “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” İşte bu ayet-i kerime bizim için bir rehberdir. Elhamdülillah. Farukcuğum, gelecek günlerin bu günlerden daha güzel ve daha huzurlu olacağına inanıyorum. Faruk Kardeşim son günlerde şu düşünce zihnimde çok yer kaplıyor. Biz Ümmet-i Muhammed’iz. Ancak, ahirette Sevgili Peygamberimizin (asm) huzurunda nasıl duracağız ve O’nun mübarek yüzüne nasıl bakacağız? Bu sorular benim düşüncelerimi çok işgal ediyor. Bunları düşündükçe de çok üzülüyorum. Batılılar ve Haçlılar karşısında darmadağın vaziyette olmamız, Ümmet-i Muhammed’e hiç mi hiç yakışmıyor? Ahirette ve mahşer meydanında Sevgili Peygamberimiz (asm)in yüzüne nasıl bakacağız? Hayatında ilmi, çalışkanlığı, sevgiyi, kardeşliği, azmi ve mücadeleyi esas almış ve ümmetine de bu hususta rehberlik etmiş bir Büyük Peygamberi, bir Sevgili Önderi (asm) biz nasıl kendimize rehber almadık, biz nasıl kendimize önder edinmedik. Bu büyük bir hatadır. Sevgili Peygamberimizi sözde rehber ve önder aldığımız söyledik, ancak özde tembellik ettik, özde miskinlik eyledik ve düşmanlarımızı kendimize güldürdük. Yazıklar olsun bize. Evet, bu röportajın sonunda bir de hayıflanma var. Umutluyum ve hayıflıyım. Umutlanıp da hayıflanmıyorsak bizde irade ve azim de olmaz. Umutlanmak yetmez. Geleceğe dair bir şahlanış için kendimizi hazırlamalıyız ve biraz önce belirttiğim kısır döngüleri kırmak için seferberlik ilan etmeliyiz. Ben nefsime bu seferberliği ilan ettim. Elhamdülillah bu uğurda can vermeye hazırım.

Faruk İNCE: Hocam, Allah sizden razı olsun. İnşaallah bu şuur ve bu irade her Müslümanda olması gerekir.

Ahmet SANDAL: Farukcuğum, net olarak şunu belirteyim, İslam galip gelecektir. Yakın bir vakitte bir şahlanış olacaktır. Kimse mahzun olmasın. Umutlu olsun. Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi “şu istikbal inkılâbâtı içinde en gür sedâ İslam’ın sedâsı olacaktır” diye seslenmektedir. Osmanlı’nın ihtişamlı günlerini dahi geçen çok şanlı bir devir bizi bekliyor. Haydi hayırlısı diyelim.

Faruk İNCE: Hocam yüreğine ve diline sağlık. Son sözlerinizi alabilir miyim?

Ahmet SANDAL: Cümlemizin yüreği selamet ve huzur üzere olsun. Allah cümlemize esenlikler versin. 24 Haziran seçimleri ve sonrası Ülkemiz ve Milletimiz için yeni ve güzel başlangıçlara vesile olsun. Tüm Hemşehrilerimize bu vesile ile selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Faruk İNCE: Hocam Allah razı olsun. Pazarcık Havadis Gazetesi okuyucuları ve şahsım adına size hassaten teşekkür ediyorum.