CENNET DÜNYA’YI, CEHENNEME ÇEVİRMEK.

İnsanoğluna, Tüm donanımlarıyla bir cennet olarak sunulan şu dünyada, İnsanın mutlu ve umutlu bir hayat yaşaması gerekirken…
İnsan, Bakilik ve ebedilik hırsıyla beraber
Cenneti kendine, Cehennemi de ötekilere yakıştırma enaniyetiyle,insanları aldatma babında, yalanları masum diye süsleyip, gerçekleri gizleyerek…
İnsanoğluna; Kâbuslarına mal ettiği cehennemi cennet, hayallerinde büyüttüğü cenneti de cehennem diye lanse edeyim derken…
Bilmedi ki: Bir cennet olan bu dünya, kendi ile beraber Cehenneme dönüşecek ve bu cehennem ateşi kendini de sarıp yakacaktır.
İnsan Egoizmi öne çıkararak, kendine has bir cennet oluşturma çabası yanında, ötekilere de cehennemi layık görme anlayışı yüzünden,
her iki kavramı sinesinde barındıran dünyayı
cehenneme çevirerek kendiyle beraber tüm canlılara hayatı zehir etmiştir.
Kendi hata ve yanlışları yüzünden arzularına ulaşamayan İnsan,bu sefer cennet ve cehennemi başka bir hayata mal ederek,
bu sevdasını öteki tarafa bırakarak kendiniteselli eder.
Bilmez mi ki; Yaşadığı yericennet yapmadığı sürece, kaçtığı her yer ona cehennem olur.
Bilmez mi ki; Bu dünyada cenneti bulamayan, başka âlemde de bulamaz.
Bilmez mi ki; Bu dünya cennetini cehenneme çeviren, öte tarafta da cehennemi bulur.
Hani bir laf vardır. “ Ne ekersen onu biçersin.” Yâda “Rüzgâr eken fırtına biçer.” diye…
İşte Egoizmi ve zulmü hayatın kendisi ve tek gerçeği diye algılayan İnsan ve topluluklarbu amaçlarına ulaşmak için öyle bir ateş yaktılar ki;
Bugün bu ateşi kontrol edemiyor ve kendilerini de içine alacak şekilde hızla ilerliyor.
Bir deyimim vardır “Savaşları bitirmek için, Bir an hiç düşünmeden silaha sarıldım” diye.
Ölümleri bitirmek için ölümü, öldürmeyi çare görmek mantığı.
Amacım barıştır, adalettir, insanlıktır diye mikroplardan hastalıklar türettik maalesef.
Gayem Allah’tır dedik; Allah’a isyan ve iftira ederek şirk koştuk.Aslında insanlıkla beraber dini bitirme maksadı taşıdık.
Derdimiz Ümmettir dedik; İdeolojik kavramlar, felsefi söylemler ve yorumlarla, ümmeti fırkalara ayırıp tefrikalara soktuk.
Hedefimiz İnsandır dedik; İnsanların zaaflarını kullanarak, kan ve gözyaşı akıttık.İnsanın ümüğünü sıkarak vampir gibi kanını emdik.
Millet dedik; Azınlıkları ve halkları adam yerine koymayıp ahlaki değerleri yıktık.Her türlü dalavereyi mubah görerek milletin malına, canına, ırzına kastettik.
Aile dedik; Bir o kalmıştı Menfaat ve Meta’yı,
Eğitim ve öğretimin, saygı ve sevginin önüne koyarak hayvan gibi, düşünmeyen bir nesil yetiştirmeyi gaye edindik.
Yani özetle: Yaşanacak Cenneti yaşanmaz Cehennemlere kendimiz çevirdik.
Hâlbuki çok iyi biliyorduk ki; İnsanlar sevilmek, eşyalar kullanılmak için yaratılmışlardı. İşte dünyanın bugün kaos içinde olmasının nedeni, eşyalar sevilirken, İnsanların kullanılıyor olmasıdır maalesef!
Bu duygularla yorgun kalbime binbir“ah” düşüyor. “Yorgunum gelme üstüme, ayrıca yaralarım da var.” diyorum hayata ama dinlemiyor ki…
Ruhumda yaşanan bunca depremler ve devrimlerle ağrıyan kalbimi kimse bilmezsin diye etrafa gülücükler dağıtırken, düşünüyorum…
Şu ramazan ayında; Şimdi bir Afrikalı insanın çilesine, bir de bizim tüketim çılgınlığımıza bakıyorum ve utanıyorum.
Meğerki biz cenneti dünyada yaşıyoruz.
Sadece yemek saatlerini değiştirmekten ibaret olan Orucumuzla;Karnına taş bağlayan peygamberin,göbeği kendisinden yarım metre önde yürüyen ümmeti göbeğini kaşıyıp hatta okşayarak iftarı beklerken…
Diğer yanda çocuklar Yemen başta olmak üzere dünyanın her yerinde açlıktan ve savaştan ölüyorsa, bize Cennette yer var mı?
Hiç düşündük mü acaba????