BAYRAMIN KURBANI NE?

“Kurbanlarınızın ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşmaz, ancak sizin takvanız Allah’a ulaşır”
Hac (22/37)
İnsan ve insanlığın tanrılara kurban edildiği bu dünyada, bu haftaki köşe yazımı, İnsanın hoşuna gidecek bir usul ve üslup ile ”Yeniden dönmek” anlamına gelen bayrama ve özellikle Bayramla özdeşleşen Kurban’a biraz dokunmak istedim.
Dünyada, Özellikle Orta doğuda devam edegelen bilinçli, koordineli, sistematik ve yakıcı/yıkıcı bunca infial, zülüm ve vahşetlere rağmen hala hiçbir şey olmamış gibi üç maymunu oynamak, oyun içinde oyunlar kurarak şeytan ve şeytanlara hizmet etmek ve adına “Allah”, “Demokrasi”, “İnsanlık” veya “Adalet” diyerek tanrılarımıza ve putlarımıza hayvanlardan çok, insanları kurban verdiğimiz veya kurban ettiğimiz bu düşüncelerle bayramı hak ettiğimizi mi düşünüyoruz?
Dünya döngüsü içerisinde zaman akıp geçerken, hayatımızın ezberi ve alışkanlığı haline gelen bayramlar “Bize ne öğretiyor” hiç düşündük mü?
Enaniyet zincirlerine vurulmuş yüreklerimizde hakikatten kopmuş duygularla, İnsani fıtratını kaybetmiş bir şekilde hayvani ve nefsani arzu taşıyarak vicdanlarımıza bayram mı ettireceğiz?
Öncelikle Bayram nedir? Düşündük mü hiç?
Bayram; Hayvan boğazlayıp ziyafetler çekmek.
Bayramlıkları giyip süslenmek, fiyaka ile caka satmak, zevk ve sefa içerisinde günü geçirerek yaşamak mı?
Dört günlüğüne Allah’ı unutup nefsine uymak.
Ahireti bir kenara atıp dünyayı doyumsuzca yaşamak için ele geçirilmiş bir fırsat mı?
Yoksa Kulun bir yıl boyunca Yaratanına yaptığı kulluğun veya gösterdiği teslimiyetin ödülü mü?
İsminden de anlaşıldığı gibi bu bayramla özdeşleşen bir kurban meselesi de var.
Neden Kurban bayramı?
Çünkü Kurban “Kürup “ kökünden Yaklaşmak-yakınlaşmak, İlaha yaklaştıran şey anlamına gelir.
Kulun; içindeki hayvanı öldürerek, Allah’a yaklaşma çabası içerisine girmeye çalıştığı araçtır. Kulun Yaratanına teşekkürü,
Şükür, Teslimiyet ve bağlılığı ifade eden eylemidir.
İnsanlığın var olduğu günden; Âdemin çocuğu Habil ile başlayan, İbrahim ile Zirveye varan, Peygamberimiz ile de ekol haline gelen ve günümüzde ise taassubi, şölensel bir gelenek şekline dönüştürülen Kurban, inanılan yüce varlığa ya da varlıklara duyulan saygı ve takdis sonucu “yakınlaşma” arzusunun ifadesidir.
Peki, Kurban ve bayram nedir derseniz?
Bayram; Yeniden doğan insanın huzura ve mutluluğa kavuştuğunda şükrünü gösterdiği gündür. Güç ve acziyet karşısında yaratanına sığındığı limandır. Bütün sevgileri bir kenara itip, yalnızca sevdiğine kavuşma arzusunda mesafeleri yakınlaştıran köprüdür.
Kurban ise; Yaradan’ına olan muhabbet ve rızasına ulaşma derdiyle zebh edilen candır.
Zafer ve şükrün dünyada değer ve anlam kazandığı teşekkürdür. Kısacası Aşığın sevgiliye sunduğu ölü değil canlı değerdir.
Bu idrak ve anlayışla kesilmeyen her kurban bir cinayet ve büyük bir katliam olur ki;
Bugün farklı versiyonlarla bile olsa; insanlar ve hayvanlar maalesef birçok tanrılar için kurban edilmeye devam ediliyor. (emperyalist sömürü tanrısı, …izm tanrısı, enayiyet tanrısı, hırs ve zafer tanrısı, iktidar tanrısı, şöhret ve makam tanrısı, devlet tanrısı… gibi)
Sırf Et yiyerek işkembelerimizi doldurmak ve başkalarının midesine de bir-iki lokma et koymak anlayışında ziyafetler tertipleyerek Kurban ve bayram faraziyatını nefsani ve kişiselleştirerek başkasının yaptıklarını doğru görmeyen “Bizler ilahi rızayı ne kadar gözetiyor ve doğru yapıyoruz.” diye hiç düşündük mü?
Kurbanın önceliği et yemek veya yedirmek
değil, kendini kurban edebilmek, sevdiği şeyi feda edebilmek olmalı değil mi?
“İyisini putlarına (nefislerine), kötüsünü Allah’a layık görmek.” nefisleri putlaştıran müşriki bir davranış degilmidir?
Elbette kurban edilen şey, en uygun yer ve kişilere ulaşacak ama ben bundan bahsetmiyorum.
Bir Müslüman olarak neleri kurban edebiliyoruz yaratana? Düşünmemiz gereken bu..
Ne olur. Gelin Kurbanı, hayvan boğazlayıp kesmekle sınırlamayalım. İbrahim ve İsmail gibi İhlasla, dostane bir teslimiyet ve adanmışlık ruhu ile sevdiğimiz her şeyden (Can, Mal, Evlat, Makam, İktidar, Servet, Şöhret, Saltanat, Mesken… gibi) Allah için vazgeçerek, bu bayramda “yeniden dönmek “ şuurunda kesilen canları heba ederek değil, dirilterek kendimizi Allah’a adayarak, kurban edelim ki; Kurbanımız makbul, bayramımız huzur dolu olsun.