BAŞKASI DEĞİL, BEN

BAŞKASI DEĞİL, BEN
10 Şubat 2021 Çarşamba - 224 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

Devlet veya kurum desteği olmadan bir okulun yaşama olanağı var mıdır?
Zihinlerimizi de, gönüllerimizi de biçimlendirme çabası içinde olan ve ancak belirli bir biçimde
düşünmemizi isteyen;
Hükümetler…
Politikacılar…
Misyonerler…
Cemaatler…
Devletler… vs gibi…
Görev sahibi kimseler tarafından eğitim adıyla, Okullarla iradelerimizi, böylece hayatlarımızı denetlendiklerini görmüyor musunuz?
Gerçek yaşamı yani doğruyu bulmak için, algı ve geleneklerin bağlarından kurtulup korkuyu yenmek zorundayız.
Özgürlük ve özgür eğitim; Canı ne isterse onu yapmak, dilediği gibi gezmek, dilediğini düşünmek midir? Bunu zaten yapıyorsunuz.
Özgür olmak için aklını kullanmasını bilmek gerekir ama akıllı olmak yalnız özgür olmayı istemekle olmaz.
Çevrenizi iyice anlamaya, size toplumdan, ana-babanızdan, gelenek görenekten gelen etkileri fark edip tanımaya başladığınız zaman akıllı olmayı başarabilirsiniz.
Ailenin, devletin, toplumun, egemen kültürün,
körü körüne bağlandığınız geleneğinizin
sizdeki etkilerinin farkında olmak…
Anlayıp ta bunlardan sıyrılarak gerçek yaşamı bulmayı başarmak…
İşte buna derin bir içgüdü ve direnç gerektirir.
Genellikle bunlara ve etkilerine karşı çıkamıyorsunuz. Çünkü içinizde korku var.
Bunlara karşı çıkarsanız paralı, başarılı bir iş ve saygın bir duruma sahip olamayacağınızdan korkuyorsunuz.
Gelenek ve göreneğin gösterdiği yoldan
yürümemiş olmaktan…
Toplumun onayını kazanacak biçimde davranmamış olmaktan… Korkuyorsunuz.
Ama özgürlük korkuya, zorlamaya, güvence içinde olacağım diye didinmeye izin vermeyen ruhsal bir durumdur.
Herkesin ne yaman, ne harika bir insan olduğumuzdan…
Ne yakışıklı, ne kadar sevimli olduğunuzdan…
Ya da Nasıl bir zekâmız olduğundan söz etmelerini istemiyor muyuz?
Bu böyle olmasa, üniversiteler bitirip, unvanlar kazanmaya, dereceler almaya, itibar ve prestij edinmek için çaba harcayacak mıydık?
Bunların hepsi bize güven duygusu veriyor,
Önemli biriymişiz gibi hissediyoruz kendimizi…
Tanınan bir kimse olmak istiyoruz.
Bir şey olmak istemeye başladığımız andan itibaren de özgürlüğü yitiriyoruz.
Çünkü Bir şey olma çabasına düşen artık özgür değildir…
Tüm bu çabalardaki anlamsızlığı sezen,
Önemli bir kimse olacağım diye kendini parçalamaktan vazgeçen kişidir özgür olan…
Unvanlar, dereceler sizi paralı ve saygınlığı olan bir iş sahibi yapmak…
Bilgili ve önemli bir kimse olma yolunda yüreklendiriyor.
Ana –babanız, öğretmenleriniz size hep önemli bir kimse olmanız gerektiğini… Amcanız veya falan, filan gibi, başarılı olmanızı öğütlemiyorlar mı?
Ya da siz ünlü, yiğit kimseleri… vs.leri örnek alıp onlara benzemeye çalışmıyor musunuz?
İşte böyle olunca da hiçbir zaman özgür olamıyor ve olamayacaksınız da…
Eğitimin işlevi;
Sizin çocukluğunuzdan başlayarak başka birine benzemeye çalışmak yerine…
Sizin kendiniz olmanızda size yardımcı olmak olmalı değil miydi?
Yoksa sizi kendileri veya bir başkası olmanızı istemek için mi eğitiyorlar?
Ben değil, bir başkası olmamı isteyenlere ben müsaade edersem ben nasıl özgür olurum?
Benim varlığımın adı bile olmaz değil mi?…

Yorumlar kapatıldı.

 
PAZARCIK HAVADİS GAZETESİ
İnce Ofset ve Matbaacılık www.pazarcikhavadis.com
Şehit Nurettin Ademoğlu Mah. pazarcikhavadisgazetesi@hotmail.com
Prof.Dr. Faruk Özer Cad. No:77 pazarcikhavadis@gmail.com
Pazarcık/Kahramanmaraş info@pazarcikhavadis.com
TEL: 0 344 311 48 85
TEL: 0 536 201 05 94 Köşe yazılarında sorumluluk yazı sahibine aittir.