BAKIŞLARDAKİ GİZLİ YÜREKLER

Yüksek insanlar adalet için, alçak insanlar menfaati için çaba gösterir. Konfüçyüs
İnsana yaratılışı ile birlikte akıl diye bir olgu verildi.
Herkese eksiksiz ve eşit bir şekilde sunuldu, sunulmasına da, onu arttırma kişinin kullanımına (tecrübe ve deneyimine) bağlı olarak değişir. Yeryüzünde akılsız hiç kimse yoktur;
Aklını doğru yerde kullanmayan…
Sabit bir noktaya indirgeyen…
İshal fikirlerini değersiz ve yanlışa
öncelediğine kullanan…
İçtiği iki bardak suda beyni boğulan…
İnsan müsveddesi akıllılar vardır ki;
Biz bunlara “akılsız” diyoruz.
Akılları var hatta kendilerini çokta akıllı zannederler, tüm işlerini ve güçlerini kişisel çıkar, bencil menfaatlerine harcamak için öyle hinlikler
ve kurnazlıklar sergilerler ki; Bazı cahiller bile, onlara gıpta ederek akıllı olduklarını söylerler,
söylemesine de, kendileri bile akıllı olduklarına yinede inanmazlar.
Doğruluk ve iyilik adına hiçbir melaikeleri olmayan bu insanlar zavallıdan başka bir şey değillerdir.
Her sözü alkışlayan tavırlarına “İlke”,
Yaptıkları şaklabanlığa ve şakşakçılığa “Akletmek”, Yalan kokan yanlışları övmeye de “Adil olmak” diyen yağcı ve yalaka/ma bu tür/cinsler, ıslak ve kaygan zeminlerde çok iyi kayarak iş tutuyor ve
yer buluyorlar kendilerine ne yazık ki…
İnsanlara karşı peşin hüküm ve hinlikler düşünerek kendilerini denizlerde kopan fırtınalarda oluşan dalgalar zannederler, o dalgaların üstünde oluşan köpük olduklarını ve sönmeye mahkum olduklarını, ah bir bilebilselerdi keşke…
Hiç sormazlar mı kendilerine;
“Biz gerçekten Müslüman mıyız?
Yoksa Müslüman kılığına girmiş şeytanlar mıyız?
Kendimizdeki şeytanı, Müslüman etmeden nasıl müslüman oluruz ki? diye.
Kendilerini sorgulamayan/sormayan…
Bu fırıldaklar dönmelere…
Dönme dolap beygirlere…
Simetrik yoksunu topalak topaçlara…
Hayrettin Karaman Hoca’ nın dediği gibi;
“Ya Müslüman olun, kendinizi İslam’a teslim edin,
Yahut da laik-seküler-liberal-demokrat ne iseniz öyle olun. İslam’ın yakasını bırakın,kendi rejiminizi, sisteminizi savunun ve yaşayın. Hem kuş, hem deve olmayın.” diye uyarmasına rağmen…
Ne var ki… O bakışlar var ya…
O bakışlar, her şeyi açığa verir…
İstediği kadar süsleyerek gizlesinler kendilerini, bakışlar her şeyi söyler. Ne ilim, ne söz!
Hiç biri, gözlerin, bakışları okuduğunu okuyamaz.
Çünkü bakışları gören gözü, yürektir onaylayan…
Onun için derler ya “Gözler yalan söylemez” diye.
İşte bunun için bende bazen geçerim aynanın karşısına, gözlerimi seyreder, bakışlarıma bakarım. Bakışlarımın yıllanmışlıklarına bakarım.
Bakışlarımda hinlik olup olmadığına bakarım.
Hesaplı kitaplı bakışlarda işim olup olmadığına…
Kimlere bilerek ve tasarlayarak kötülük yaptığımı araştırırım bakışlarımda…
Ve böyle bir halt yemediğime kani olur, inanır ve inandırabilirsem kendimi…
Gülümserim bütün yüreğimle bakışlarıma…
Duru olsun isterim bakışlarımın…
Net,berrak… Anamın ak sütü kadar helal-temiz olsun isterim bakışlarımın…
Ve buna ikna olduğumda ödüllendiririm kendimi…
Ve de uykularımı esir almaya kalkan tilkilere inat,
Muhteşem ve deliksiz bir uyku çekerim o gece…
Binler içinde tek başına kalan, lakin Rabbine kani ve yakin olmuş imanıma şahit bir halde…
Yarına… Hayata… Sabahlara uyandığımda…
Bir kuş gibi hafiflediğimi hissettiğim o anlarda…
En derin ve içten duygularla şükürlerimi sunarım, beni ve sizi yaratana…